SORGUSUZ SUAL

YİNE, YENİDEN BEN-HUR : JACK HUSTON

Manolya Darkız

@FkarayeL

BU YAZIYI PAYLAŞ

Lew Wallace'ın daha önce 1959 yılında sinemaya uyarlanan ünlü romanı, Eylül’de sinema seyircisiyle buluşuyor. Timur Bekmambetov yönetmenliğinde çekilen yeni Ben-Hur’un yıldızı Jack Huston’ı sette ziyaret ettik ve merak ettiklerimizi sorduk.

  • Bu filmde size çeken ne oldu?

Bu filmin ilginç yanı, 100 yıl önce Lew Wallace tarafından yazılmış olan ve birçok kişinin dikkatini çekmiş bir hikaye olması. Hikaye de çok güzel ama Timur gibi muhteşem bir yönetmenin, şimdi onunla yeni bir şeyler yapma fırsatı oldu. Kendilerinden öncekilere zarar vermek istemiyorlar, sadece çok özel bir film yapmak istiyorlardı.

  • Bir oyuncu olarak başrolde Yahuda Ben Hur gibi ikonik bir karakteri canlandırmak nasıl bir deneyimdi?

Muhteşemdi. Gerçek bir lütuf! Daha önce hiç bu kadar sıkı çalışmamıştım. Ama böyle bir işe en iyisini sunmak istiyorsunuz.

  • Diğer büyük filmlerin ve performansların sizden çok önce başarılı olduğu bilgisiyle nasıl başa çıktınız?

Bu ancak çok iyi bir iş çıkarmak istemenize neden oluyor. Hafife almak istemediğiniz bir iş oluyor. Düşünmemeye çalışsanız bile aklınızın bir köşesinde hep 1959’daki son Ben-Hur’un çok büyük bir film olduğu ve 11 Oscar aldığı hep kalıyor. Bu yüzden gerçekten güzel ve özel bir şey yaparak saygılarınızı sunmak istiyorsunuz. Ve eğer doğru hissediyorsam; biz de böyle yaptık ve çok muhteşem oldu.

  • Peki, sizin gözünüzde Yahuda Ben Hur kim?

Gençliği siyasetten ve dinden uzak geçmiş bir prens. Ama sonra her şeyi sorgulamak zorunda kaldığı bir hayata itiliyor. Bu yolculuk onu erkek yapıyor. Hikaye onun için bir uyanış.

  • Karakterle nasıl bağ kurdunuz?

Aslında böyle bir iş yapmanın gerçek bir güzelliği var. Çünkü bizler insanız ve zaman içinde aynı duyguları yaşıyoruz. Ailelerimiz, en iyi dostlarımız var. Bizler de trajediler ve düşüşler yaşıyoruz. Ama en büyük ders, bunların üstesinden nasıl geleceğiniz. Din inancınız olsun olmasın bence bu hikayeden çok güzel bir ders alabilirsiniz.

  • Sizin için hikayenin temaları neler?

Bağışlama, kurtuluş, sevgi, nefret, aile ve bizden daha büyük bir şeyin varlığı.

  • Bu filmde Yahuda’nın en iyi dostuyken sonradan baş düşmanı olan Roma subayı Messala’nın öneminden söz eder misiniz?

Ben-Hur aynı zamanda kardeşi gibi olan iki yakın dostun hikayesi. Böyle durumlarda dostluğunuz ve sevginiz bitse bile özünde her zaman o güce ve dayanışmaya sahip olacağını biliyoruz. Messala da müthiş bir trajik karakter. Her şey ona düşman oluyor ve Yahuda’yla olan arkadaşlığı sınanıyor.

  • Bu ilişkiyi resmetmek için Messala’yı canlandıran İngiliz aktör Toby Kebbell’le çalışmak nasıldı?

Oyuncular olarak “Nasıl bağışlarsın?” sorusunu anlamamız gerekiyordu. Ayrıca biz de güçlü arkadaşlıklar kurduk ve yardımı oldu.

  • O karakterler arasındaki başlıca yarış, efsanevi savaş arabası yarışında yaşanacak. Bu önemli andan beklentimiz ne olmalı?

Bence araba yarışı muhteşem bir sahne olacak! Çekimden önce Timur bizi görsel olarak nasıl olacağını gösterdi ve hepimizin ağzı açık kaldı.

  • Timur Bekmambetov, o sahne için Roma’da bir arena inşa ettirmiş ve hatta mümkün olduğunca gerçekçi olması için gerçek savaş arabalarıyla ve atlarla çekim yapmaya karar vermiş.

Ben atlarla büyüdüm ve onlara saygı duymakla birlikte biraz vahşi hayvanlar olduklarını biliyorum. Bu yüzden dördünü bir araya koyar ve bir arabaya bağlarsanız tehlikeli bir bölgede olabilirsiniz. Ama bize çok önem veren muhteşem bir ekiple birlikte çalışıyorduk. Bu yüzden oraya gidip yapmamızı sağladılar. Dört atın birlikte koştuğu bir savaş arabasında olmanın ve bunun gücünü hissetmenin sihirli bir yanı var. Çok özel bir şey ve günlük hayatta yapmadığınız bir şey. Verdiği güç gerçekten inanılmaz! Sonra bugün bile arabalardan söz ederken neden beygir gücü dediğimizi anlıyorsunuz.

  • Yarışa hazırlanmak için özellikle eğitim aldınız mı?

Evet. Yapım öncesinde yoğun eğitimin de yer aldığı bir aylık bir dönemimiz oldu. Gerçekten çok çabalıyorduk! Tek atla başladık. Sonra ikiye çıktık ve sonunda dörde kadar geldik. Arabada rahat hissetmek ve neler yapabileceğini bilmek önemliydi.

  • Timur yönetmen olarak nasıldı?

İnsanlar onu daha çok görüntü yönetmeni olarak görür ama bilmedikleri ve bu filmde fark edecekleri şey, yönetmen olarak ne kadar karakter odaklı olduğudur. Her şeyi konuşarak çözmeyi sever çünkü her zaman her şeyin gerçeğini ve kökenini bulmaya çalışır.

  • O halde bu yapımla ilgili başlıca endişeleri neydi?

Bu dönemi gösteren başka filmleri izlediğinizde belli bir görüntü ve konuşma görürsünüz. Sonunda biraz abartılı ve yapay görünür. Hepimiz bunun farkındaydık. Yani aslında arkadaşlığın ve ailenin gerçekliğini bulmaya çalıştı. Çünkü zaman değişse bile insanlar değişmiyor ve o zaman bile hala aynı duygular vardı. Timur, filmi nasıl gerçekçi kılacağını biliyordu ve görkemli aksiyon sahneleri çekse bile aslında filmin daha kişisel ve karakter odaklı bölümlerini ele alma konusunda da çok başarılıydı.

  • Bu rol sizin için fiziksel olarak ne kadar talepkardı?

Çok fazla. Bu yüzden çekimler sırasında bile günde iki kez antrenman yaptım. Ama öte yandan çok irileşerek abartmak istemedim çünkü özgün olmayacaktı.

  • Sonra kadırgalardaki sahneleriniz için yine kilo vermek zorunda kaldınız!

Evet, fazla şişmemenin bir nedeni de buydu. Çünkü 5 yıl boyunca lapa ve ekmek yedikten sonra Dwayne “Taş” Johnson gibi görünmezsiniz. Bu yüzden belli bir görünüm için özel bir antrenman izledim.

  • Yahuda ile Esther arasındaki aşk hikayesi burada nasıl?

Esther harika bir karakter! Hep o ilişkiden daha fazlasını istiyorsunuz. Aşk hikayeleri çok inişli çıkışlı. Bu da çok hoş.

  • Nazanin Boniadi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Nazanin, Esther rolünde muhteşem! Harika bir oyuncu ve her zaman varlığı hissediliyor. Hikayemiz üzerinde çok çalıştık. Sürekli olarak bir şeyler ekledik ve çıtayı yükseltmeye çalıştık. Büyük bir zevkti.

  • Morgan Freeman gibi bir oyuncuyla çalışmak nasıl?

İnanılmaz! Çalıştığımız ilk gün, yapması gereken bir monolog vardı ama senaryosunda o sayfa verilmemişti. Bu yüzden Timur ona o anda verdi. Morgan karavanına senaryoyla girdi. 10 dakika sonra çıktı ve kelimesi kelimesine başardı! Ardından benim bir satırım vardı ama sanırım sonunda hiçbir şey söylemedim. O bir usta! Keyfi her zaman yerinde ve etrafındaki herkese de iyi hissettiriyor. Aynı zamanda rolüne aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek her şeyi katıyor.

  • Bu deneyime genel olarak baktığınızda şimdi ne hissediyorsunuz?

Kariyerim boyunca hiç bu kadar zorlanmadığımı hissediyorum. Bu rolü aklımda büyük bir filmde olduğum düşüncesinden başka bir şey olmadan oynamaya çalıştım. Okuduğum en güzel hikayelerden biriydi. Ben-Hur’un bir parçası olduğum için gurur duyuyorum. Umarım sonuçtan herkes memnun kalacaktır.

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı