SORGUSUZ SUAL

SEMRA GÜZEL: 'KERVAN 1915' ÇOK ŞEY KATTI BANA

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

  • Çocukluğunuzdan bugüne oyunculuk sizin için ayrı bir yere sahip. Diğer yandan güzellik uzmanısınız...

Sahip olduğu yetenekleri Allah’ın verdiği bir lütuf olarak gören bir kadın Semra Güzel… Şükrediyorum. Kendimle çok meşgulüm; ahlakımla, doğru yolda olmamla ilgili çok uğraş veriyorum. Oyunculuk; çocukluğumdan bu yana hayatımda geniş yer kaplıyordu, babam beni çok sevsin diye oyunlar oynayıp onu inandırmaya çalışırdım örneğin… Güzellik uzmanlığına gelince… İnsanlarla ne zaman karşı karşıya gelsem; kaşına-gözüne bakar, daha güzel nasıl olur diye düşünürdüm. Doğallığı bozmadan, ufak dokunuşlarla güzelleştirmek isterdim hep. Ve bu kafa yormalarım beni Almanya’ya yönlendirdi. Medikal kalıcı makyaj uzmanlığı alanında eğitim aldım. Bu alanda farklı bir pencere açıldı ve ben, kanser tedavisi gören insanlarla bir arada oldum, kendilerini daha iyi hissetmeleri için çalışmalarımı sürdürdüm. Medikal kalıcı makyajın teorik ve pratik yönünü anlatmak ise bana sunum yapmayı kazandırdı. Oyunculuk proje bazlı, her zaman şansınız yaver gitmeyebilir. O zaman elimde kendimi değerli hissedebileceğim başka bir çalışma olmalıydı.

  • Semra Güzel nasıl bir kadın?

Hassas bir kadınım. Bir ikizler kadını olarak çok değişken değilim. Çok yönlü olmak başka bir şey. Duyarlıyım hatta biraz takıntılıyım desem abartmış olmam. Her şeyi ciddiye alan ve ön hazırlığa fazla zaman ayıran biriyim.

  • İlk başladığınız günden bu yana oyunculuğunuzda, oyunculuğa bakışınızda nasıl bir değişim oldu?

Çok güzel ve yanıt vermesi zor bir soru… Hayalci biri değilim, uzun vadeli planlar yapmadım. Neyi istediğimi biliyordum oyunculuğa adım atarken. Büyülü bir dünya evet ama çok karışık. Çok zor… Almanya’da yaşarken Türkiye’ye çok sık geldim, konuk oyuncu olarak yer aldım bazı projelerde. Bazı şeylerin çok önemsenmediğini fark ettim ya da sorgulanmadığını. Oysa oyunculuk çok fazla özümsenmesi gereken bir meslek çünkü her zaman daha iyisi var.

  • Yolun başında olmanıza rağmen görüyorum ki bu süreçte çizgileriniz net…

Evet, en başta yavaş ilerlemek… Bir anda popüler olabilirsiniz. Ancak bu hazırlıksız bir dönemdir. Bir çocuğa çok değerli bir pırlanta verseniz, o çocuk pırlantanın kıymetini bilir mi? ‘Ne güzel’ der 1-2 gün saklar, 3. gün nereye attığını unutur. Ben sindire sindire, zorluğunu çekerek, azimle, gün gün, adım adım gidiyorum ki mesleğimin ve bana kattıklarının kıymetini anlayabileyim.

  • İlk sinema projeniz Kervan 1915'te seyredeceğiz sizi Ekim’de... Filmden biraz söz etsek...

Deneme çekimine gittiğim zaman ki hissimi söyleyeyim; ‘Aman Allah’ım çok istiyorum.’ Her şeyi çok istemem aslında, ‘hayırlısı’ der susarım. Çünkü özel ve zor bir projeydi. Çok şey kattı bana Kervan 1915… İsmail Güneş işinde inanılmaz titiz, dikkatli bir yönetmen. Ki Güneş’in daha önceki filmlerinden biliyoruz; hep daha farklı bir alandan bakıp, değerlendirip sinemaya uyarlamıştır. Alternatif sunmuştur hep Türkiye sinemasına… Bu yapımda, Sevgili İpek Tuzcuoğlu’nun kardeşi rolündeyim. Pek çok kentte çekimi yapılan bir göç hikayesi var. Kervan 1915, seyircinin ve gerçekten tarihe önem verenlerin bu olaylara farklı bir pencereden bakmasını sağlayacak. Film, 7 Ekim’de vizyonda…

  • Türkiye sinemasının dönüşümüne dair neler söylersiniz?

Yeşilçam sinemasını ve en başta Türkan Şoray’ı çok seviyorum. Kim ne derse desin, duru bir samimiyet var o dönemden kalan. Kemal Sunal sadece gülerek bile yıllarca Türkiye’yi güldürdü, güldürüyor. Nebahat Çehre ile birebir tanışma şansım oldu, o kadar zarif ve o denli güçlü bir aurası var ki… Bugüne geldiğimizde; iyi yapımların olduğunu yadsıyamayız. Örneğin gecikmeli olarak seyrettiğim ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ çok takdir ettiğim filmlerden oldu. Çağan Irmak’ın filmleri… Gelişim ve değişim çok heyecan verici. Korku ve komedi filmlerine dair çok içten söylemlerim yok açıkçası.

  • Türkiye'deki seyircinin dönüşümünü nasıl buluyorsunuz?

Samimi bir seyirci var Türkiye’de. Ve bizim insanlarımız çok inanıyor. Çabuk sahipleniyor. Bunu hem iyi buluyorum hem de eleştirel yaklaşıyorum. Perdede sergilediği ‘güzel ve iyi’ oyuncuya sahip çıkan seyirci, gerçek ve başka bir kişilikle karşılaşınca duvara çarpıyor, kırılıyor. Fakat artık bilinçli seyirci daha fazla, öngörülü ve temkinli…

  • Yakın zamanda sizi başka hangi projelerde göreceğiz?

‘10 Amazon Kadını’ projemiz var, ülkemizin geçtiği bu süreçte biraz erteledik. 10 mücadeleci kadının hikayesini anlatan kitaptan uyarlanan bir belgesel bu. Kitabın adı ‘Yüksek Dozda Yaşam’… Bir de FOX TV’de yakında keyifli bir dizi ile ekranlarda olacağım.

  • Arşivinizde özenle koruduğunuz filmleriniz hangileri? Ve son dönem etkilendiğiniz?

Yeşil Yol, Titanic, Akıl Oyunları, Forrest Gump… The Neon Demon var son seyrettiklerim arasında. ‘Güzellik sonradan edinilen bir şey değil, belki dış görünüşü estetikle değiştirebiliriz ancak ruhun yansıttığı dışa yansıyanla kalıcı olur’u çok güzel perdeye yansıtmış bir yapımdı.

  • Son olarak takip ettiğiniz yazarları ve okumaktan keyif aldığınız kitapları sormak isteriz...

Bu aralar daha çok kişisel gelişim kitaplarına yoğunlaştım; Eric Moriss-Fütursuz Oyunculuk, Rol Yapmayın Lütfen , Harika Uygur-Bu Rol Senin...  Okuyup kitaplığımda seve seve tuttuğum; Debbie  Macomber- Bir yumak Mutluluk, Selma Tekin- Sihirli Liderler M. Barış Muslu-Sağlığına Format At, Sarah Jio-Mart Menekşeleri var. Bu kitabı okuma nedenim ilk sayfasında "Hayat birine seni seviyorum demenin kararsızlığını yaşamak için çok kısadır" yazmasıydı. Diğer yandan kendim de ufak ufak hikayeler yazıyorum çocuklara… Çocukken ilk okuduğum kitap ise Emine Şenlikoğlu’nun ‘Çin İşkencesi’ adlı kitabıydı. Bu kitabın sinemaya uyarlanması gerektiğini düşünürdüm hep.

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı