SORGUSUZ SUAL

REHA BEYOĞLU: REİS’TEKİ REHA’YI, REHA’DAKİ REİS’İ SEYRETTİRECEĞİM

Onur Kutlu

@okutlu2014

BU YAZIYI PAYLAŞ

Reha Beyoğlu aslen Giresun'lu bir ailenin çocuğu olarak İstanbul 'da dünyaya geldi. Radyo Televizyon Sinema bölümünü bitiren Beyoğlu, çocukluk ve gençlik yıllarında Zeytinburnuspor alt yapısında yetişip birçok kulüpte futbol oynadı. Fakat eğitimi için bırakmak zorunda kaldı. Bir dönem mankenlik yapan Beyoğlu, Sinema ve Televizyon sektöründe sayısız projelere imza attı. Umut Yolcuları, Unutulmaz, Arka Sokaklar, Kanıt, Osmanlı'da Derin Devlet, Fatmagül'ün Suçu Ne ve Rüzgarlı Sokak adlı dizilerde yer alan genç oyuncu; Zeynep'in Hikayesi, Öfke, Balıkçının Karısı ve Kabe Yolları adlı projelerde başrol oynadı. 2015 yılında Uluslararası bir medya grubunun ilk kez iç yapımlar olarak çektiği Calorie is Forbidden adlı 30 bölümlük komedi dizisinde başrol olarak İran'lı oyuncularla ekran karşısına geçti. Beyazperdede ise 2013 yılında Atatürk'ün Fedaisi Topal Osman filminde ‘Topal Osman’ rolü ile sinemaseverlerin karşısına çıktı. 2. önemli projesi olan ve 14 Ekim'de vizyona girecek Reis filminde Recep Tayyip Erdoğan rolüyle seyredeceğiz Reha Beyoğlu’nu…

  • Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz'un üstlendiği Türkiye Cumhuriyeti 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hayatının anlatıldığı bir film Reis… Yapıma dahil olma sürecinizi Sinema Terspektif okuyucuları ile paylaşır mısınız?

Yapım aşamasındaki görüşme tamamen spontane gelişti. İlk başta benimle görüşülen bir durum değildi. Yapımcıyı ‘hayırlı olsun’ diye aradım. Sohbet sohbeti açtı. Bana bir projem olup olmadığını sordu. Ben de o dönem için bir projem olmadığını söyledim. Bıyık duruyor mu diye sorduJ Duruyor diyince ‘yarın bir gelsene’ dedi. 1 gün sonra gittim, kendileriyle görüştük. Bendeki Tayyip Erdoğan birikimini biliyorlar. Yaptığım uluslararası projeleri söyledim. Sonrasında belirledikleri 200 oyuncu içerisinden beni seçtiler. Tabi benzerlik, fiziki duruş bunlar ayrı bir değerlendirme içindeydi. Ama bu karakteri oynamak sadece benzerlikle olmuyor. Bunun için önce bu rolü kaldırman lazım. Bu insanın vücut dilini ve fiziki hareketlerini kameraya oynaman ve izleyiciye geçirmen lazım. Bu özellikler elemede arandı. Son noktada birkaç oyuncu arkadaş kaldı. Ve sonunda Tayyip Erdoğan bilgisine sahip biri olarak rol bana geldi. Sevdiğim, değer verdiğim bir lider. Bunu oynamak bana nasip oldu.

  • Senaryonun dışında gerçek bir kimliğe hayat veriyorsunuz Reis’te… Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı daha farklı gözlemlemiş olmalısınız… Nasıl bir hazırlık yaptınız?

Filmde benim oynamış olduğum dönem; Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı seçim dönemi, biraz öncesi ve hapse giriş dönemi. Yani bu film, Tayyip Erdoğan’ın geçmiş dönemini anlatan bir proje. Lokal bir çevrenin gözlemlediği dönem. Bu konuda sağolsun yapımcı bazı noktalarda beni rahat bıraktı. Ben İstanbul’da doğmuş, büyümüş ve Sayın Cumhurbaşkanımızın Belediye Başkanlığı dönemini yaşamış biri olarak neleri yaptığına yakından şahitlik etmiş biriyim. Hatta askere giderken otogarda omuzlardayken filmde vermiş olduğum selamın aynısını o gün vermiştim. Eşim ve yakın çevrem bunu biliyor. Takdiri ilahi, sevdiğim birinin hayatını oynamak bana nasip oldu. Çok iyi analiz ettim. Derine indim, yakın arkadaşlarından kendisinin kişiliği, inanışı, duruşu hakkında bilgi aldım. Bu fantastik bir hikaye değil. Drama yapılacak bir kişilik yok. Bir dönemin Belediye Başkanı, bugünün Cumhurbaşkanı. Açıkçası arşiv çok genişti. Severek ve canı gönülden oynadığım bir roldü. Bu film belli bir döneme kadar anlatılıyor. Bunun devamı olur ve tekrar benimle çalışmak istenilirse memnuniyetle, seve seve o projede de yer alırım. Vizyona girdikten sonraki seyircinin ilgisi ve tepkisini merak ediyorum.

  • Bugüne kadar pek çok yapımda ekranlarda gördük sizi… Ancak Reis’teki rolünüz, hayatınızın dönüm noktası olabilir. Bu deneyim size neler kattı?

Film vizyona girdikten sonraki sürecin bana daha çok şey katacağını düşünüyorum. Oyunculukta her proje bana olgunluk kattı. Her projemi ilk projem gibi heyecanla oynadım. Ancak bu film çok daha başka bir önem arz ediyor. Bu filmde, dünyanın gözü önünde olan bir lideri oynuyor olmak büyük bir erdem ve oyunculuk ister. Film vizyona girdikten sonra asıl farkı hissedeceğim. Bu filmin bana getirmiş olduğu değeri çevremden görüyorum. Allah mahcup etmesin diyorum.

  • Fragmanı 130 milyon kez izlendi, 20 milyon kez paylaşıldı neredeyse. Filmin çekimlerinin yapılacağı mekan ve platolar için yapılan harcamanın ise 4 milyon doları geçtiği bilgisi var. Tüm bu ilgi beklentiyi yükseltiyor. Seyirciyi nasıl bir film bekliyor? İnsanlar neden Reis’i seyretmeli?

Filmin Platosu Kıbrıs’ta yapıldı. 1960’ların Kasımpaşa’sı, Tayyip Erdoğan’ın çocukluğunun geçtiği mekanların birebir aynısı yapıldı. Yapılması gerekiyordu. Çünkü hayatını anlattığınız kişi Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanıydı. Eksik bir şey kalmamalıydı. Filmde bilinmeyeni izleyecek seyirci. Örneğin; Cumhurbaşkanının çocukluk döneminde anne ve babasıyla olan diyaloğu, mazlumun yanındaki duruşu gibi kişiliğini görecekler. Belediye Başkanlığı döneminde bilinmeyenleri perdeye yansıtacağız. Yani siyaset dışındaki bilinmeyen gerçek tarihi izleyecekler. Ben bir izleyici olarak sade bir vatandaş gibi siyasi kimliği dışındaki Tayyip Erdoğan’ı bir bilet alarak bir kez daha izleyeceğim. Bu film belli bir gaye için Tayyip Erdoğan’ı sevenlerin değil, gerçekten sevenlerin izleyebileceği bir film.

  • Reis Filmi Tayyip Erdoğan’a muhalif olanların da sevebileceği bir film mi peki?

Sevmeyenlerin de merak edip izleyebileceği bir film olduğunu düşünüyorum. Mesela Tayyip Erdoğan’ın dini bütün tarafının çocukluğu döneminden gelen bir durum olduğunu ve bunun siyasetin dışında bir yaşam biçimi olduğunu görüp, ‘evet biz bu adama bu konuda haksızlık yapmışız’ diye düşünebilirler.

  • Yapımcı "Ne siyasi ne de propaganda filmi çektik" sözleriyle filmin herhangi bir partinin veya kişinin propagandasını yapmak amacı taşımadığını dile getirdi. Politik bir biyografi diyebilir miyiz Reis için?

Bu film seçim öncesi çıkan bir film değil. Zaten kendisi bir partinin başında değil, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. Bu sebeple böyle algılanması mümkün değil. Bu bir biyografidir. Siyasetin dışında bir film. Etrafındaki insanlarla dayanışması ve pozitif iletişiminin anlatıldığı bir yapım. Sinema filmi risktir, bu film de bir risk. Ancak Reis filmi üzerinden kimseye malzeme verme amacı yok. Sadece sevenlerine, değer verdikleri bir devlet büyüğünün siyaset dışındaki sosyal hayatı ve geçmişini anlatan bir film.

  • Önümüzdeki dönemde yeni projeler var mı?

Yeni bir proje için görüşmem oldu. Senaryosunda askeri kimlik barındıran bir proje. Yeşilçam yönetmenlerinden Sami Güçlü ile görüştük. Bugüne kadar oynadığım rollerle örtüşen bir senaryoydu. Henüz imzalanmış bir sözleşme yok lakin. İleride Reis filminin devamı olur ve bize teklif gelirse oturur konuşuruz.

  • Reis filmindeki rol için ayrı bir sorumluluk hissettiniz mi?

Yönetmen, oyunculuk noktasında bana güvendi ve bazı sahnelerde beni rahat bıraktı. Her sahnenin sorumluluğu anlamında senaryoda Reis’i en iyi şekilde oynamak adına çok hassas davrandım. İşin matematiğini iyi bilmek, yapacağın hareketin simetriğini iyi ayarlamak gerek. Çünkü Cumhurbaşkanımızı oynarken, role hakim olmak, senaryoyu bozmamak ve yönetmenin talimatlarını yerine getirmek lazım.

  • Film hakkında Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme imkanınız oldu mu?

Lütfi Kırdar’da iftar programında bir araya geldik. Kendisi inanılmaz pozitif ve etrafına da o enerjiyi yayıyor. Filmin ortaklarından Fatih Ay bizleri kendisine takdim etti. Hem çocukluğunu oynayan kardeşimizi hem de beni görünce sevgiyle gülümsedi. Filmin ne zaman yayınlayacağını sordu ve memnuniyetini dile getirdi. İnşallah kendisinin de izleyince tebessüm edeceği, şaşıracağı sahneler olacak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a Fatih Ay filmin kitapçığını götürdüğünde ‘Bu çocukları nerden buldunuz? Onlarda kendimi gördüm’ dediğini duydum. Bu benim için çok gurur verici bir duygu. Reis filminde oynamanın dışında benim zaten kendisine karşı ayrı bir sevgim ve saygım vardı. Bu da ayrı bir tecrübe olmuş oldu.  

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı