SORGUSUZ SUAL

RAGIP GÜLEN: TİYATRO VE SİNEMA OYUNCULUĞU ESAS, DİZİ OYUNCULUĞU FAST FOOD

Konuk Yazar

sineterspektif

BU YAZIYI PAYLAŞ

İçinden gelene şarkılara çıkan yolda ilerleyen bir sanatçı Ragıp Gülen… Sahne tozunu bir kez yuttuktan sonra iflah olmayanlardan. Kamera önü için arkasından vazgeçebilecek kadar yürekli, seçimlerinin arkasında durup vazgeçmeyecek kadar da kararlı. Genç oyuncu geniş bir oyunculuk skalasıyla çıkıyor karşımıza.

  • Sinema bir çeşit farklılaşma mıdır? Eğer öyle ise oyuncu olduktan sonra neler farklılaştı hayatında?

Tabi… Oyuncu olduktan sonra; gözlem yapma yeteneğim ve diksiyonum gelişti, ruhumda birçok karakterin yaşadığını fark ettim, sosyal ortamlarda kendimi daha iyi ifade etmeye başladım, Tiyatro ve Sinema oyunculuğunun esas, dizi oyunculuğunun fast food olduğunu anlamaya başladım. En güzeli de kendimi en iyi hissettiğim yerin sahne olmasını keşfetmem oldu sanırım…

  • Hem kamera önü hem de arkası eğitimi almış birisi olarak, festivallerde ödül almak için yapılan filmlerin bir matematiği olduğuna inanıyor musun? Mesela biraz kadına şiddet, biraz Kürt sorunu, bir miktar şizofreni ve eser miktarda sermaye düşmanlığı konulan bir filmin herhangi bir festivalde ödül almasının yüksek olasılık olması seni rahatsız ediyor mu?

Ben festival filmlerini çok seviyorum. Festival filmleri çoğunlukla izleyiciye, yönetmenin ya da senaristin derdini anlatır. Bence çoğu gerçek hayatın ritmiyle eş zamanlı çekiliyor. Genellikle izleyiciyi derin sorgulamalara sevk ediyor. Az kişi biliyor, festivalde biletleri yok satıyor ama vizyona soksan kimse izlemiyor. Film yapılsın, film izlensin, film bir şey anlatsın, ödül de alacaksa alsın. Kısaca beni rahatsız etmiyor. Yeter ki, sanat kazansın.

  • Oynadığın dizilerdeki karakterler içinde neler doğurdu? Bu karakterlerin yaratım sürecinde nelerden etkilendin?

Birçok dizide birçok farklı karaktere hayat verdiğime inanıyorum. Her zaman gündelik hayatta bu karakter nasıl yürür, nasıl konuşur, nasıl güler, nasıl ağlar, nasıl kızar diye düşünerek yola çıktım. Karakterin beden dili her şeyden önce gelmektedir benim için. “Geçmişi nedir? Geleceğinde neler olacak?” sorusunu senariste sormak ilk vazifem olmuştur. Yerden Yüksek dizisinin yazar ekibinin zekâsı, Kuzey karakteri ile benim hayatımda önemli bir yer etmiştir. Çünkü bir bölüm eski Türkçe konuşurken, diğer bölümde nasıl entelektüel olunacağını izleyiciye anlatıyordum.

  • Sanat hayatındaki pişmanlıkların nelerdir? Keşkelerin var mı hiç, varsa en kötüsü hangisi?

Oyunculuk yapmak isterseniz yalnız kalmayı göze almalısınız. Çoğu kişiye göre bu iş bir meslek değildir. Olur da size inanan birkaç insan bulursanız hemen peşinden gidersiniz. Çünkü azlardır. Benim hayatımda hiç keşke yok. Süreç içerisinde en doğru bildiğim neyse onu yapıyorum. Uzaktan yanlış görünüyor olabilir ama benim içimdeki ses “git ya da kal” diyorsa buna göre davranıyorum. Bizi de insan yapan bu değil mi? Hatalarımız yani.

  • Oyunculuğu benzetebileceğin bir oyun var mı? Hangi oyuna benzer oyunculuk?

Lüküs Hayat’a benzer bence. İki farklı kültür yüzleşir hikâyede. Zengin evine giren iki arkadaşın, sosyeteye karışma biçimlerini komik şekilde anlatır. Oyunculuğa çok benzetirim. Popülarite arttıkça karakteri korumak gerekir.

  • Çalıştığın oyun ya da dizilerdeki karakterlerden en çok hangisini samimi buldun, sen de en çok yer eden karakter hangisi?

Yerden Yüksek’in Kuzey’i çeşitli roller dışında bana kadın olma şansı tanımıştı. 1 Hafta topuklu ayakkabı ile koştum. Şimdilerde hayat verdiğim Kiralık Aşk’ın Zübeyir’i takıntılı bir tip. Bende ne yer etti derseniz, Lüküs Hayat’ın Veysi’sinde bir hiçken her şey olmayı yaşadım ve yaşattım. Veysi beni çok etkilemişti. Çünkü gerçek hayatla çok ilişkili bir karakterdi. Bir de usta Haldun Dormen’in zamanında oynadığı “Nerde Kalmıştık?” isimli oyunda Plautus karakterini canlandırma şansım olmuştu. Yazdığı oyunu bitiremeyen bir yazarın oyun içinde oyun kurduğu bir performanstı. Çok yorucuydu ama beni oyunculuk anlamında bu kadar güçlü tatmin eden başka bir karakter hatırlamıyorum.

  • Çalışmak istediğin bir yönetmen var mı? Senin hayatında önemli hissettiğin, keşke bu işin içinde ben olsaydım dediğin bir proje var mı?

Oyuncu her zaman açtır. Bir karakteri oynarken diğer karaktere her zaman gözüm kayar. Çağan Irmak ve Yavuz Turgul ile çalışmayı çok isterim. Bunun içinde çabaladım ama başarılı olamadım. Çabalamaya devam ediyorum... Bir gün onların dünyasında mutlaka yer alacağımı biliyorum.

  • Kameranın arkası yerine önünü tercih ettin. Bu seçimi yaparken ne etkiledi seni? Hiç pişman oldun mu bu seçimden?

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi RTV ve Sinema Bölümünü kazandığımda kameranın önünde ya da arkasında yer almanın benim için bir farkı yoktu. Televizyon/Sinema ile ilgili herhangi bir iş yapmak ve bu dünyada var olmak yeterli olacaktı. Ancak ne zaman ki sahneye çıktım o zaman işler değişti. Bu seçimden dolayı hiçbir zaman pişman olmadım çünkü oynadığımda var olduğumu hissediyorum. Durduğumda ya da başka bir iş yaptığımda mutsuzum. Arıyorum, bulmaya çalışıyorum. Bulduğumda da bırakmıyorum.

  • Sinema sektörüne yaklaşımın nasıl? Ne tür bir işin içinde olmak isterdin yani tarz olarak ne tür bir sinema filminde oynamak isterdin ve bu filmi kim yönetsin isterdin?

Her oyuncunun hayali, hikâyesi iyi olan bir filmin içerisinde yer almaktır. Senaryosu güçlü işler her oyuncuyu mıknatıs gibi çeker. Çağan Irmak’ın anlatımını çok beğeniyorum. Öyle bir karakter oynamak isterim ki, kimse beni görmesin, hikâyenin içinde akıp gideyim. Tabi ki çeşitli romantik komedi film teklifleri geliyor. Murat Serezli ve Neslihan Yıldız Alak’ın yönettiği “Aşk Olsun” adlı filmde keyifle yer almıştım. Komedi oynamayı seviyorum ama radikal rollerde oynamak için de sabırsızlanıyorum.

  • Türk sinema tarihinde izlediğin ve en çok beğendiğin filmler hangileri?

Bende uyandırdığı duygular açısından Şener Şen’in oynadığı Kabadayı, eskilerden Münir Özkul ve Adile Naşit’in unutulmaz filmi Neşeli Günler.

  • Bu köşede konuştuğumuz her oyuncuya soruyorum. Köprüden önceki son çıkışı kaçırdığına inanıyor musun? Ben artık iflah olmam, bundan sonra başka bir iş yapamam diyor musun?

Hayır. Ben başka işlerde yapıyorum. Ama bunu yapma sebebim Türkiye’de oyunculuğun durduğu yer. Ölene kadar oyunculuk yapmak isterim, o kadar tutkuyla bağlıyım. Ama sektörün içerisinde bulunduğu durumdan dolayı hayatını idame ettirmek için diğer işlere de yönelmek zorunda kalıyorsun. Keşke her sabah gidebileceğim bir tiyatrom ve oynayacağım bolca oyunlar olsa…

  • Son olarak sana da soralım. Oyuncu oluncaya kadar kimlerin tedrisatından geçtin? Kimler senin üzerinde iz bıraktı?

Ben alaylı yetiştim. Hiçbir akademik eğitimim olmadan, sahnede oyun oynayarak piştim. Kulis terbiyesinin ne denli önemli olduğunu öğrenerek yetiştim. Sadece 1 yıl gittiğim Müjdat Gezen Tiyatro Okulunda, kendi eksiklerimi görmek istedim. İyi ki de gitmişim. Birçok eksiğimi orda tamamladım. İlk oyunum Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz’da bir ve birden çok karakter oynadım. Haberleri olmadan benim üzerimde iz bırakan kişiler ise Kürşat Alnıaçık, Uğur Polat, Altan Erkekli, Çetin Tekindor ve Şener Şen’dir.

EYÜP MURAT KARAGÜL

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı