SORGUSUZ SUAL

PAKİSTAN FİLMİNDE BİR TÜRK KIZI: EMEL KARAKÖSE

Konuk Yazar

sineterspektif

BU YAZIYI PAYLAŞ

Türkiye’de çekilen yabancı bir projede kamera arkasında çalışırken, Pakistan’ın ünlü oyuncusu ve yönetmeni Jamal Shah’dan rol teklifi alan Emel Karaköse Pakistan’a giderek “Revenge of Worthless” filminde başarılı bir oyunculuk sergiledi. "Hayatımızda fark yaratmak istiyorsak risk almalıyız" diyen güzel oyuncu ile Pakistan’da yaşadığı deneyimini, yolculuğunu ve rolüne nasıl hazırlandığını konuştuk.

  • Pakistan’da çekilen bir filmde rol aldınız, öncelikle film hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Filmimizin adı ‘Revenge of the Worthless’, yaşanmış bir hikaye. Orta Doğu’da sular maalesef hiç durulmuyor, filmde anlatılan dönem de en trajik terör olaylarının yaşandığı dönem. Canice öğrencilerinin gözü önünde katledilen kadın öğretmen, tecavüz ve işkence ile öldürülen kadın şarkıcı Shabbana, hatta tüm dünyanın tanıdığı Malala Yousufzai hikayemizin içinde. Film kültürel ve demokratik değerlerini, topraklarını savunmayı kendisine görev bilen insanların cehalete ve caniliğe karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor. Tüm bu olaylar Pakistan’da Afganistan sınırına yakın bir bölge olan Swat’ta yaşanıyor. Film de tüm gerçekliği gözler önüne serebilmek için bu bölgede, olayların yaşandığı yerlerde çekildi.

  • Kulağa tehlikeli geliyor, Pakistan’da olmak, özellikle sınır bölgelerine gitmek nasıl bir deneyimdi?

Pakistan’a gitmeye karar verdiğim dönemde orada yine terör saldırıları olmuştu, bir an geri adım atacak gibi oldum ama vazgeçmedim. Kimseleri dinlemedim ve tek başıma gittim. Hayatımızda fark yaratmak istiyorsak risk almalıyız, buna inanıyorum. Korku insanı zincirleyen bir şey, ne kadar korkmazsak o kadar özgürüz. Asıl maceralı yolculuk İslamabad’dan Swat bölgesine giderken başladı. Yol 6 saat kadar sürdü ve bunun yarısı bir tarafı uçurum olan daracık bir yolda geçti. Kocaman süslü püslü otobüsler ve kamyonlar karşıdan geldikçe küçücük minibüsün içinde uçuruma doğru eğildiğimizi hissediyordum, gerçekten gerilimliydi. Arkamızda ve önümüzde askeri jeep eşliğinde ilerliyorduk, askerler ayakta ve tetikteydiler. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla dünya üzerindeki en tehlikeli yollardan biri sayılıyormuş burası, belgeseli bile varmış. Hem kaza oranı yüksek, hem de terör tehlikesi olan bir yol. Pakistan ordusu filmin en büyük destekçisi… Hem yollarda hem de Swat bölgesinde bizi sürekli çembere alıp korudular. Yoksa o bölgelerde o çekimleri yapmak mümkün olmazdı.

  • Ne kadar süre o bölgede yani Swat’ta kaldınız? Çekim yerleri nasıldı?

Yaklaşık 3 hafta kadar Swat’ta kaldım. Olayların yaşandığı yerlerde o enerjiyi hissediyorsunuz. Bu aslında karakter için büyük bir avantaj. Orada gerçekten Palwasha vardı, Emel değil. En ilginç yerleri söylemem gerekirse Stupha’da yani Gautama Buddha’nın meditasyon yaptığı tapınakta, ormanın içinde bulunan yüzlerce yıllık bir mezarlıkta, terör saldırısının gerçekleştiği bir ilkokulda çekimler yapıldı.

  • Filmde canlandırdığınız karakterden biraz bahseder misiniz?

Filmdeki karakterimin adı Palwasha, çok sevilen ve adaletli bir adam olan Zarak Khan’ın yarı Türk olan büyük kızı. Babasını o dönemde yalnız bırakmamak için yanında. Cesur ve gözü kara bir kız, naif olmasına rağmen teröristlere karşı korkusuzca çatışıyor. Babası en büyük aşkı, onu asla geride bırakmak istemiyor.

  • Rolünüze nasıl hazırlandınız?

Pakistan’ a gitmeden önce o bölge ile alakalı araştırmalar yaptım. Afganistan, İran, Filistin gibi doğu ülkelerinden filmler izledim. Orada yaşayan kadınları tanımaya çalışmak, onların ruhunu ve mücadelelerini çözümlemek tarifsiz bir deneyimdi, onlara hayran kaldım. İslamabad’a vardığımda yönetmenimiz Urdu dilinde oynamamı istedi, ben role İngilizce hazırlanmıştım. O kısa sürede repliklerimi kelime kelime Urduca öğrendim ve aksan çalıştım, biraz paniklemiştim ama sonuç iyi oldu. Orada bizi koruyan askerlerden biri bana silah kullanmayı öğretti. Ve böylece Palwasha doğdu.

  • Bu filme nasıl dahil oldunuz?

Oyunculuk eğitimine başlamıştım ve bir set ortamı nasıl oluyor, ışık, kamera nedir nerde durur, süreç nasıl işliyor diye öğrenmenin en iyi yolunun sette çalışmak oluğunu düşündüm. O sırada yönetmen bir kız arkadaşım Pakistan’dan bir film ekibinin geldiğini, 3 hafta İstanbul’da çekim yapacaklarını söyledi ve bana sette iş verdi. Ne iş olursa ona koşturdum diyebilirim. Bu sırada filmin başrol oyuncusu Jamal Shah bana senaryosundan bahsetti ve seçmeye girmemi teklif etti. Swat bölgesinde yaşayan Pashto halkının kızlarına benziyor olmam da avantaj oldu sanırım.

  • Gerçekten ilginç bir hikaye, Pakistan’ da bir Türk kızı ve tek başına, büyük cesaret. Geriye dönüp bakınca ne hissediyorsunuz?

Pakistan’a gerçekten tüm cesaretimi toplayıp gittim, kendimi tehlikeye attığımı biliyordum ama kariyerime böyle bir filmle başlamak benim için büyük bir şanstı. Bir yandan da bu bir ilk, yani orada sinema filminde rol alan ilk Türk benim. Swat’tayken tehlikenin çok farkında değildim açıkçası, döndükten sonra vay be, ben ne yapmışım? Nasıl yapmışım? dedim. İnanılmaz bir macera ve deneyimdi. Tabii ki karar verme süresinde çok düşündüm, herkes bana gitme derken git diye yüreklendiren yalnızca bir iki kişi oldu. Bu isimlerden biri Mahsun Kırmızıgül. “Doğu bölgelerinde film çekmek zor ama hiçbir şey olmaz, hiç düşünmeden git bu büyük bir şans.” dedi ve beni yüreklendirdi.

  • Yönetmen Jamal Shah ile çalışmak nasıldı?

Jamal Shah Pakistan’ da tanınan bir oyuncu ve yönetmen. Ayrıca heykeltraş ve İslamabad’da Hunerkada adında bir sanat okulu var. Daha önce birçok dizinin yönetmeliğini yapmış ama bu ilk sinema filmi. Ona gerçekten saygı duydum, zor şartlar altında sanat için yaşayan insanlardan. Çekimler sırasında hiç bir sorun yaşamadık, benimle çok ilgilendiler. Pakistan dizilerde oldukça ilerlemiş ama sinema sektörü terörden dolayı yeni yeni canlanıyor, son 4-5 yıldır film çekmeye başlayabilmişler. Ben çok iyi işler yapılacağını düşünüyorum. Mesela bu yıl kısa belgesel dalında Oscar ödülünü Pakistan’ın alması da bunun bir göstergesi.

  • Film hangi ülkelerde vizyona girecek?

Film ilk olarak 22 Temmuz’da Pakistan’da gösterime giriyor, daha sonra bildiğim kadarıyla Amerika, İngiltere, Almanya, Danimarka, Afganistan, Avusturalya gibi bir çok ülkede ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde gösterime girecek. Türkiye’ye ise İstanbul Film Festivali kapsamında geleceği söylendi.

  • Oyuncu olmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Aslında üniversite eğitimim PR ve reklamcılık üzerine, daha sonra reklam yazarlığı eğitimi almak için yaklaşık 3 yıl Londra’da yaşadım. İstanbul’da ki ajans deneyimimden sonra, bir ara vermek istedim. Kendimi dinlediğim bu dönemde psikoloji kitaplarına her zamankinden daha çok zaman ayırmaya başladığımı fark ettim. İnsanın kendi içinde barındırdığı kişilik çeşitliliklerinden, geçmiş yaşam etiklerinden yararlanarak ve kendini daha iyi tanıyarak yaratabileceği karakterler beni cezbetti. Her zaman yaratıcılıkla ilgili işleri sevmişimdir, oyunculuk benim için bambaşka bir yaratıcılık yolu oldu. Yaklaşık 3 yıl kadar önce oyunculuk eğitimlerine başladım ve hala fırsat buldukça devam ediyorum.

  • Yani bir anda önceki kariyerinizi bırakıp meslek değiştirdiniz?

Evet, kariyerimi bıraktım ama ben bunu tam bir değişiklik olarak görmüyorum, hala yaratıcılıkla ilgileniyorum çünkü. Yine insanla ilgileniyorum ve en iyi yolu bulmaya çalışıyorum. Carl G. Jung okurken Eric Morris oyunculuk metodunu keşfettim ve eğitimine başladım. Amacım oyuncu olmak değil, sadece kendimi daha iyi tanımak, bazı kilitleri kırmak ve psikolojik olarak çözümlemekti. İşin içine girince mutlu hissettim ve neden olmasın dedim. Hemen ardından film teklifinin gelmesini bir işaret olarak aldım ve doğru yoldasın dedim kendime. Bence yaş kaç olursa olsun hayallerinin peşinden gitmeli insan, mutlu olduğu şeyin peşinden gitmeli. Hayatta her şey mümkün ve hiç bir şey için geç değil.

  • Önümüzdeki dönem projeleriniz neler?

Şu anda yine bir Pakistan sinema filmini değerlendiriyoruz, senaryo henüz elime geçti. Türkiye de ise Eylül ayında çekimlerine başlanacak bir komedi filmi olacak. Bir dönem işinde olmayı çok isterim, film ya da dizi. Dönem işleri beni çok heyecanlandırıyor.

PETEK KIRBOĞA

 

 

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı