SORGUSUZ SUAL

MURAT DENİZ: SİNEMACI BÜYÜCÜ; SİNEMA, BÜYÜCÜNÜN ÖNÜNDEKİ KÜRE

Konuk Yazar

sineterspektif

BU YAZIYI PAYLAŞ

            İçinden deniz geçen bir hikaye “Murat Deniz”

            Yılların ışığında kalan bir masala mı inanmalı yoksa içinden deniz geçen bir Murat’a mı? Çiçeği burnunda bir oyuncu o. Sektöre Reha Erdem kılavuzluğunda adım atan, gelişim potansiyeli çok yüksek bir oyuncu.

            İşe yeni başlayanlarda olan o ürkeklik ve tedirginlik ayrı bir renk katıyor paletine Murat Deniz’in. Acabaları ve umutlarıysa deniz kokusu getiriyor burnumuza. Onun masalı bakalım nasıl izler bırakacak hayatımızda. Yeni başlayanlar için sinema kılavuzu ‘Sorgusuz Sual’ bu ay Murat Deniz dosyasını açtı. Hadi onu biraz daha yakından tanıyalım…

  •  Sinema bir büyücülük çeşidi midir? Eğer öyle ise bu büyü nereden geliyor?

Sanat, sanatçıya ‘bunu ben de yapardım’, sanat alıcısına ise ‘bunu nasıl fark etmedim’ dedirtmektir bir yandan. Sinema da böyle. Her durumu, her duyguyu yaşayan biz değil miyiz? Ortada olanı, apaçık görüneni, aslında bildiklerimizi, gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hissettiklerimizi gösteriyor sinema bize. ‘Sinemacı büyücü;  sinema, büyücünün önündeki küre’ diyebiliriz. Bize bizi söylemesinden geliyor olsa gerek sinemanın büyüsü.

  • Oynadığın filmlerdeki karakterler içinde yer etti mi? Bu karakterlerin yaratım sürecinde nelerden etkilendin?

Oynadığımız her karakter bir iz bırakıyor. Şöyle söyleyeyim; Kosmos filmindeki kostümüm hala benimle. 

KENDİME ‘DAHA ÇOK İSTEMELİSİN’ DİYORUM

  • Sanat hayatındaki pişmanlıkların nelerdir? Keşkelerin var mı hiç, varsa en kötüsü hangisi?

Yolun başındayım… Öyle düşünüyorum. Pişmanlık olarak değil belki ama ‘daha çok istemelisin Murat’ diyorum, çok istemediğim günlerime üzülüyorum.  Sinema ve tiyatro diğer disiplinlerle ilişkili olduğunda daha da besleyici. Bu açıdan bir enstrüman çalabilmeyi isterdim,  bunu hala erteliyorum.

  • Oyunculuğu benzetebileceğin bir hayvan var mı? Hangi hayvana benzer oyunculuk?

Bir yönetmenin yorumu içinde yaratım sürecini yaşıyor oyuncu. Evcil ama asi bir hayvan olabilir, oyunculuk bir hayvan olsa. Bir çerçeve içindeki sınırsız bir süreç yaratım süreci… Tek bir hayvana sanırım benzetemeyeceğim.

  • Çoğu oyuncu bu işin er meydanının tiyatro sahnesi olduğunu, asıl oyunculuğun orada belli olacağını söyler, ancak birçoğu ya yıllardır sahneye çıkmamıştır ya da bağlı oldukları tiyatrolardan sürekli kaçarlar sinema ya da TV için. Bu çelişkiyi samimi buluyor musun? Yoksa bir çelişki yok mu?

Bu çelişkiyi samimiyetsiz bulmuyorum. Er meydanında olmayan ama ‘bu işin er meydanı şurasıdır’ diye adres gösteren biri neden samimiyetsiz olsun ki? ‘Bu işin er meydanı tiyatro sahnesidir ama ben orada değilim.’ diyor işte. Samimi bulmasam da samimiyetsiz de bulmuyorum. Gizli bir itiraf var. Ne sıcak geliyor bana bu ne soğuk.

INARRITU FİLMLERİ ÜLKEMİZDEKİ HİKAYELERLE ÖRTÜŞÜYOR

  • Farklı bulduğun bir yönetmen var mı? Senin hayatında önemli hissettiğin, olmazsa eksikliğini hissedeceğin bir yönetmen…

İki sinema filminde oynadım. İkisi de Reha Erdem’ in. Hayatımdaki önemi ve olmazsa hissedeceğim eksiklik gayet ortada.  Onur Ünlü’ yü farklı buluyorum. Buradan da selam göndereyim kendisine. Umarım onunla da çalışma imkanı bulabilirim bir gün. Duymayacak ama Alejandro Gonzalez Inarritu’ya da selam olsun:)

  • Şimdiye kadar izlediğin filmlerden ” Bir de en sevdiğim yönetmenin gözünden izlesem nasıl olurdu acaba? “ dediğin bir film var mı?

Inarritu’nun filmlerinin bizim ülkemizdeki hikayelerle örtüştüğünü düşünüyorum. Onun bir filmini burada bir yönetmenden görmeyi isterdim. Beni, son zamanlarda sinema sahnesinde görmek adına çok heyecanlandıran küçük bir roman oldu. Romain Gary’nin ‘Onca Yoksulluk Varken’ isimli romanını Reha Erdem beyaz perdeye aktarsa ne güzel olur diye düşündüm. Bence Momo’nun hikayesi perdeye çok yakışırdı.

  • Reha Erdem’in “Kosmos” isimli filminde oynadın, yıllar sonra geçen ay Reha Erdem’in son filmi “Koca Dünya” da da oynadın. Aradan geçen zamanda Reha Erdem sinemasında bir değişim ya da başkalaşım sezinledin mi?

Bir yönetmenin bir sonraki filminin hikayesini, içindeki değişim tetikliyordur herhalde. Muhakkak değişim gözlemlenebilir. Çözüm yolları ararken değişik durumlar, duygular yaşıyoruz sadece. Yoksa sorularımız, sorunlarımız hep aynı. Bağırıyoruz bazen, kimi zaman ağlıyoruz, kırıp döküyoruz başka zaman..Çözüm durduğu yerde duruyor oysa. Reha Bey insana kim olduğunu sorgulatmayı deniyor başka yollarla. Cevap vereyim; bir izleyici olarak Reha Erdem’ in Kosmos’ tan sonraki filmlerine bakacak olursam renklerin değiştiğini gözlemledim mesela..

  • Tüm sinema tarihinde izlediğin ve mutlaka oynamak istediğin bir rol var mı? “Ah bu rolü ben oynayacaktım ki!..” dediğin bir rol..

 Milos Forman’ın ‘Guguk Kuşu’ isimli filminde Jack Nicholson’ un oynadığı karakteri oynamayı çok isterdim.

  • Şu anki Türk sinemasında siyasi kimlik bunalımı sezinliyor musun? Sinemanın kitlelerin mental gelişimine ve eğitimsel yapılanmasına katkı vermesi gerektiğini düşünüyor musun yoksa sinema sadece kitleleri eğlendirmek için mi yapılmalı?

Sanat siyasetten bilinçli olarak uzaklaştırıldı. Bu siyasi kimlik bunalımı mıdır bilmiyorum ama bu konuda yeterli olduğumuz söylenemez. Eğiten değil soru sormalı ve sordurmalı sinema. Her şeyi sorgulayabilmeli. Kitlelerin eğitimsel alanda gelişmesini ‘soru sordurarak’ yapmalı sinema. Sinemanın amaçları olmalı bir açıdan. Eğlendirmek bu amaçlardan yalnızca bir tanesi. Ve etkisi hiç bir zaman sinemanın büyüsünün önüne geçmemeli.

  • Bu köşede konuştuğumuz her oyuncuya soruyorum. Köprüden önceki son çıkışı kaçırdığına inanıyor musun? Ben artık iflah olmam, bundan sonra başka bir iş yapamam diyor musun?

Geri dönüş arzum yok ki ‘kaçırdım’ diyeyim. Mutlu bir adamım ben.

ORTAOYUNUNDA PİŞEKAR PASI, KAVUKLU GOLÜ ATAR

  • Sinemada ya da TV dizilerinde genelde kurgular esas kız ve esas oğlan üzerine kuruluyor. Bu karakterler iyi oyuncu olmasalar da güzel ya da yakışıklı olmaları halinde oyuncu olmayanlar tarafından da oynanabiliyor. Ancak iyi oyuncular en iyi ihtimalle yardımcı karakter olabiliyorlar. Sence hangi tipin üzerinde daha büyük baskı vardır? İyi oyuncu olup yardımcı karakterden öteye gidemeyende mi, yoksa kötü oyuncu da olsa esas oğlan/kız olanda mı?

Kişinin yaptığı işin kalitesinden emin olması baskıyı asgari düzeyde tutar. Bu şekilde bakıldığında oyunculuk alanında yeterli olmayan, olamayan kişilerin üzerlerinde hissettiği baskı elbette daha yoğun olacaktır. Ancak diğer taraftan baktığımızda ise yapılan iş için yeterliliğe sahip olan oyuncular kendi rollerine hazır olmaları kadar diğer oyuncuların hazır olup olmadığıyla da ilgilenir. Burada da yardımcı oyuncu olarak görev alanların hissettiği baskı kaçınılmaz olur. Ortaoyununda Pişekar pası, Kavuklu golü atar. Golü iyi pas getiriyor.

 

OYUNCULUK BENİM UFKUM

  • Oyuncu olmak hayatında neleri değiştirdi? Sosyal popülariten arttı mı? Aşk hayatın farklılaştı mı? Oyuncu olmasaydın mesela neler farklı olurdu hayatında? Ya oyuncu olmasaydın ne olurdun?

Bir oyuncunun sosyal yaşamda ilgi görmesi kaçınılmaz. Şu an yolda yürüyemediğim falan yok ancak işimin doğası gereği farklı sosyal çevreler edinebiliyorum. Eşime çalıştığım tiyatroda aşık oldum. “Aşk hayatın farklılaştı mı?” ne demek J evlendim. Oyuncu olmasaydım çok şey borçlu olduğum kenar mahallem kadar var olacaktım. Çok keyifli ama temiz bir çocukluk-gençlik geçirdiğim söylenemez. Çok kişi tanıyorum hayalleri yaşadığı yerden öteye gitmiyor. Oyunculuk benim ufkum.

  • Türkiye’de kadın oyuncular belirli sahnelerde oynamaktan imtina ederken erkek oyuncularda böyle bir çekince olmaz gibi geliyor bana. Türkiye’de yaşıyor olmak erkek oyuncuya rol seçimi konusunda daha mı geniş bir yelpaze sunar? Mesela evli bir oyuncu olarak oynamaktan imtina ettiğin ya da edeceğin roller olur mu?

Beni her konuda olduğu gibi işimde de destekleyen bir eşim var. İnandığım bir ekiple çalışacak olduktan sonra evli olmam herhangi bir rolden imtina etmemi gerektirmez. Aksi ancak benim seçimim olur. Türkiye’de kadın olmak zor. Sokakta, evde, okulda, işte.. Sinemada.. Maalesef..

  • Son olarak sana da soralım. Oyuncu oluncaya kadar kimlerin tedrisatından geçtin? Kimler senin üzerinde iz bıraktı?

Annem, babam ve canım ablam… Ablam olmasaydı oyuncu olamazdım. Tiyatroya başlamamdaki en büyük sebeptir. Nevin Öğretmenim… İyi ki var. Hala var; sayesinde karar verdim. MSM’deki hocalarım, arkadaşlarım. Ve tabiî ki Bursa Ekim Sanat Atölyeleri ve Ömer Naci Topcu… Ömer ağabeyin emeği anlatamayacağım kadar çok üzerimde. Hala onunla ve ondan öğreniyorum. Var olsun. Her oyuncunun bir Ömer abisi olsa keşke. Ve her oyuncunun Ekim gibi bir evi. Ve sevgili eşim… Böylesine yanımda olmasaydı mutsuz bir oyuncu olurdum. İyi ki var. Onu çok seviyorum…

DİĞER ROPÖRTAJLAR

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor