SORGUSUZ SUAL

KANATSIZ KARINCALAR DA UÇAR MI DERSİNİZ?

Dilan Salkaya

@leblebikola

BU YAZIYI PAYLAŞ

‘10-15 dakika içerisinde koskoca bir uzun metrajda anlatamayacağın kadar net ve temiz anlatırsın derdini’ yapım tasarımcısı Mustafa Ziya Ülkenciler ile Karınca Kısa Film Sineması'nı konuştuk.

Bir araya geldi çınarlar. Mustafa Ziya Ülkenciler, Semir Aslanyürek, Burçak Evren, Tevfik Başer... Kısa filmin değer görmediği bir ülkede, kısa film adına önemli, esasen çok önemli bir harekete geçtiler. Karınca Kısa Film Sineması böyle doğdu. Kanatlanıp uçacağı gün gelip çattı ardından. Belki de dünyada bir ilki gerçekleştirirken, arkasına dönüp baktığında bir boşluk yerine herkesle göz göze gelebilmeyi diliyor Mustafa Ziya Ülkenciler. Karınca Kısa Film Sineması kapılarını herkes için aralarken, bu tatlı heyecanı birlikte yaşayalım dedik. Ülkenciler anlattı, biz dinledik.

  • En baştan başlayalım. Nasıl doğdu bu serüven?  

Karınca Kısa Film Sineması, bir hayalin gerçekleşmeye başlaması gibi bir duygu. Seneler önce, Karaköy-Üsküdar arasında çalışan bir yolcu vapurunun içerisinde çekim yapan genç kısa filmcileri görünce aklıma gelmişti. Büyük bir çaba ve emek sarf ediyorlardı. Sonrasındaysa o filmi çeken arkadaşımız filmi nerede göstereceğine dair belirsizlikler içine düşecekti. Kısa filmciler, filmlerini gösterememe gibi bir durumla karşı karşıya kalıyor. Eskiden sinemalarda seans öncesi kısa filmler gösterilirdi. Şimdi onlar da kalktı. Ya festivallerde gösteriliyor, ya yarışmalara katılıyor, ya da internette çeşitli kanallara yükleniyor. Dolayısıyla üç yıldan fazla bir zamandır kafama takılmıştı bu durum. Yapabilir miyiz diye düşünürken Türker İnanoğlu "Sinemanın Yüzüncü Yılı" sergisini düzenledi. O sırada Türvak'ın sinema salonunu gördüm ve kendisine önerdim. Sağ olsun bu öneriye çok sıcak yaklaştı. Sonuçta da hayata geçirmeyi başardık.

  •  Zorlukları çok olmalı…

Bütün zorluklarına rağmen olacak. Bu kısa film sinemasını ayakta tutacak arkadaşların bunu sürdürebilmeleri için desteğe ihtiyaçları var, sıkıntı burada başlıyor. Bu da çözülür diye düşünüyorum. Selim Evci, Hilmi Etikan bize dışarıdan destek veriyorlar örneğin. Bu kadar ihtiyar bir araya gelince konuşma çok olur diye danışma kurulunun sayısını az tuttuk. Ama bence asıl önemli olan şu: Neden kısa film çekmek gerekiyor? Kısa film çekmesek olmaz mı? E olur. Çekmezsin, çekmemiş olursun.

  • Kısa filmin hâli böyle. Peki genel resme baktığımızda nereye gidiyor Türk Sineması?

Seneler önce yapımcılar projelere daha farklı yaklaşıyorlardı. Atıf Yılmaz'ın, Ömer Kavur'un olduğu dönemlerdeki filmlere bakış farklıydı. Şimdi görüyorum ki Türk Sineması'nda gidişat farklı noktalara gelmeye başladı. Son 10-12 yıldır ağırlıkta olan filmler korku, komedi, aşk gibi belli birtakım sınırlı konularda geziniyor. Birisi bu ülkenin sorunlarıyla ilgili film yapmaya kalksa yapımcı bulamıyor, destek alamıyor. O nedenle kısa film insanlara dertlerini anlatabilmeleri için iyi bir fırsat sunuyor. 10-15 dakika içerisinde koskoca bir uzun metrajda anlatamayacağın kadar net ve temiz anlatırsın derdini. Karınca Kısa Film Sineması bunlara kapı açması nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor.

  •  Bir aşk muhabbetidir sürüp gidiyor dizilerde...

Dizilerde de aynı şey var. Hep aşk muhabbeti. O onun sevgilisi, bu bunun. Bir de son günlerde seyrettiğim bir durum var, ona da çok kızıyorum. 3-4 dizide birden görüyorum. Efendim, aslında o kız, o babanın ya da o annenin değilmiş. Analar babalar ayrıymış. “Eyvah benim babam kim?”, “Annem nerede?” Hadi bakalım dizi bir süre gidiyor böyle. Dünyada olmayan bir şey var Türkiye'de: bölüm başı ücret ödeme. Hiçbir yerde yok. Bu durum yapımcının da işine geliyor çünkü bölümün ne zaman çekileceği belli değil. Bilinmeyen bir zaman dilimi için ücret alıyorsun. Sete şoför olarak gelenler arasında önce prodüksiyon amiri, sonra da yapımcı olanlar bile var. Böyle bir tablo var Türkiye'de.

  •  "Gişe getirisi yüksek filmler" ve "reyting artıran diziler" girdi hayatımıza bir de. Onlara ne demeli?

Doğudan buraya gelip yerleşen insanların, büyük şehir içerisinde yaşadığı sayısız problem var. Hadi bakalım çek.  Hangi yapımcı destek verecek? İşlerine gelmiyor. Çünkü gişe yapmayacak filmlere para vermiyorlar, reyting almayacak dizileri çekmiyorlar. Öyle bir alışkanlık yerleşti. Reyting almayan dizi 3-5 bölüm çekiliyor, tutmayınca yayından kaldırılıyor. Dizilerin artık belli bir formatta olma gerekliliği var. Bunun sebebi biraz da inşaat sektöründen kaynaklanıyor. Konut satışları diziler sayesinde Ortadoğu ve Balkanlar'da patlamış. Türk dizilerinin böyle bir getirisi var. Hâl böyle olunca da sektör için işe yarayan konu ve düşünceler paralelinde diziler çekiliyor.

  • Karınca Kısa Film Sineması, haftanın belirli günlerinde ulusal ve uluslararası kısa metrajları gösteriyor olacak. Peki kısa filmlerden başka neler bekliyor bizi?

Karınca Kısa Film Sineması, yalnızca kısa film oynatmakla kalmayacak. Kısa film projelerine destek verebilmek için yarışmalar düzenlemeyi de düşünüyoruz. Kısacası dişe dokunur bir iş yapmak üzere çıktık yola.  Workshoplar, söyleşiler, atölyeler düzenlemeyi, tüm sinemaseverleri bir araya getirecek kolektif bir sinema mecrası oluşturmayı hedefliyoruz. Durum budur. Sinemanın ve dizi sektörünün hâli ortada. Kısa filmin ise ortaya dökülecek bir hâli bile yoktu düne kadar. Neyse ki artık Karınca Kısa Film Sineması var. Karınca Kısa Film Sineması, film izlemeden gününü bitiremeyenleri, film çekmezse ölecekleri, hayatının bir köşesinden sinemaya temas edenleri, kısacası tüm sinema emekçilerini ve severlerini desteğe, yan yana olmaya çağırıyor.

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı