SORGUSUZ SUAL

JEHAN BARBUR: BİR FİLMİ SÖZ VE SESLE ANLATMAK AYRICALIKLI BİR DUYGU

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

12 Nisan 1980 yılında doğan Jehan Barbur, 1998-2002 tarihleri arasında okuduğu Ankara Bilkent Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur.

2009 yılında prodüktörlüğünü üstlendiği ilk albümü ‘UYAN’, 2010 yılında ikinci albümü ‘HAYAT’, 2012 yılında üçüncü albümü ‘SARI’, 2014 yılında Sinan Kaynakçı ile düet yaptıkları ilk single çalışması ‘KENDİNE ZAMAN VER’ ve aynı yıl içinde çıkardığı dördüncü solo albümü “SİZLER HİÇ YOKKEN” ADA Müzikten çıkmıştır. 2009’da çıkardığı ilk albümünden itibaren, bir hikaye anlatıcısı olarak, çağdaş kadın ozan geleneğini sürdürme gayretinde olup, müzik dünyasında kendine özgü bir yer edinmiştir. Şarkıları ve sözleri bugüne kadar birçok dizi, sinema filmi ve tiyatro oyununda kullanılmıştır. Müzik hayatının yanısıra, yazın hayatına edebiyat dergilerine yazılar yazarak başlamış olan Barbur, kısa öykü, şiir ve fotoğraflara yazılmış yazılarından oluşan ilk kitabı ‘ÇATIDAKİ ÇİMENLER- SEN’E YAZILAR’ ı, 2013 yılında Alfa Yayınları’ndan çıkarmıştır. Bir yıl boyunca, ‘Kültür Mafyası’ adlı aylık edebiyat dergisinde öykü ve şiirlerini paylaşmıştır. Halen Enver Aysever’in ‘Aykırı Akademi’ adlı sanal edebiyat sayfası ve OT DERGİ için yazılar yazmakta…

‘Gidersen bana da bir dengini yolla’ diyerek hayatımıza giren ‘büyük sesli küçük kadın’ Jehan Barbur; lirik sözleri, duru sesi ve sahne performansıyla büyülemeyi sürdürüyor. 12 Nisan doğumlu sanatçıya ‘iyi ki doğdun’ demek için çok nedenimiz var…

  • Şarkılarınız ve sözleriniz bugüne kadar birçok dizi, sinema filmi ve tiyatro oyununda kullanıldı. 2011’de yarı müzikal bir oyun olan ‘Şems! Unutma!’ oyununun müziklerini bestelediniz, oyunda yer aldınız. Yine Ümit Ünal’ın ‘Nar’ filminde Yeşilçam Film Akademisi Ödülleri kapsamında bu filmde seslendirdiğiniz; “Nar Taneleri’’ adlı şarkı ile “En İyi film şarkısı” dalında Selim Demirdelen ile birlikte ödülü paylaştınız. Sinema ve tiyatronun hayatınızdaki yerini öğrenmek isteriz…

Oyuncu olmak çocukluk hayalimdi. Konservatuarda tiyatro okumayı çok istemiştim ama olamadı. Amerikan Kültürü ve Edebiyatı bölümünden mezun olup müzisyen oldum. Albüm çıkarmadan evvel yerli diziler için söz yazıyor cıngıl seslendiriyordum. Asıl sevdam tabii ki sinemaydı ve hâlâ da öyledir. Açıkçası bugün albümlerimdeki şarkıların belli başlı dizilerde kullanılması dışında, diziler için şarkı söylemeyi büyülü bulmuyorum. Dizilerle bütünleşmektense kendi şarkılarımla ve bu şarkıların ses verdiği sinema filmleri ve ya tiyatro oyunlarıyla anılmayı tercih ederim ama elbette önce albümlerimle. Sinema ve tiyatro hayatımın önemli bir parçası; en azından izleyici olarak... Zaten müzikle uğraşan birinin diğer sanat dallarından etkilenip beslenmemesini olası bulmuyorum. Beni başka diyarlara götüren, gerçeklik dediğimiz boğucu duygudan bir an olsun için kurtarıp başka hayatlara pencere açan, fikrimi, duygumu geliştiren bir yer orası. Çocukluğumda hayallerimi beslemiş, bugün beni iyileştirmeye devam etmiştir sinema ve tiyatro. 

  • Jehan Barbur nasıl bir sinema seyircisi peki?

Sinemaya giderek filmleri takip etme anlamında geleneğe uyamayan tembel bir izleyiciyim. Kendi konfor alanımda dilediğim şartlarda film izlemeyi tercih ettiğimden eve kapanarak üst üste onlarca film izleyebilirim. Tabii ki bu beni kötü bir sinema seyircisi yapıyor, farkındayım ama sinemaya uzak olduğumu yine de söyleyemem.

  • Ömer Kavur’un ‘Kırık bir Aşk Hikayesi’ filmini hatırlamadan olmaz. 1982 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi özgün müzik ödülünü alan Cahit Berkay’ın o ölümsüz notalarına söz yazdınız ve Sarı albümünde yorumladınız. Kocaman bir yaşanmışlığı 4 dakika ile anlatmak nasıl bir deneyimdi sizin için?

Bir müzisyen olarak, tutkunu olduğunuz filmi söz ve sesle anlatmanın ayrıcalıklı bir duygu ve fırsat olduğunu düşünüyorum. Çocukluğumda görsel hafızama ve çocuksu umutlarıma dokunuş bu filme açıkçası söz yazmak zor oldu diyemem. Zihnime yerleşmiş beni derinden etkilemiş ve önemli olduğunu düşündüğüm sahneleri anlattığım filme yazılmış bir şarkı oldu. Çok sevdiğim değerli Cahit Berkay’ın müziklerini yazdığı bu filmde bir şekilde onunla da el ele tutuşmuş olduk.

TÜRK SİNEMASI ÖZGÜN BİR KİMLİĞE SAHİP

  • Sinemanın acıları anlatma ve olup-bitenlerle yüzleşme noktasında sorumluluğu olması gerektiğini düşünüyor musunuz?

Ben bunun zorunlu bir ödev olması gerektiğini düşünmüyorum. Sinema şöyle olmalıdır, müzik yahut tiyatro şunu anlatmalıdır demek bana göre yanlış. Sanat hayattan çıkar ve her alanından beslenir. Toplumu anlatmayan sanat eseri işe yaramaz demek üretiye haksızlık etmekten başka bir şey değildir. Üretinin değeri tartışılabilir ama neyi anlatacağına kendisi karar verir. Prangalarla bir şeyler üretilemez.

  •  Günümüz sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sinema ile izleyici arasında nasıl bir bağ var sizce?

Günümüzde her alandan artık daha çabuk tüketilen şeylerin tercih edildiği su götürmez bir gerçek. Kapitalizmin göbeğinde, onun topluma sunduğu yahut toplumu maruz bıraktığı şeylerin altında yaşayıp gidiyoruz ne yazık ki… Bizlerin gözüne sokulan sinemadan ziyade, istikrarla kendi sinemalarını ayakta tutmaya çalışan önemli yönetmen ve yapımcılar olduğunu düşünüyorum. Tali yol kavşaklarında bill-boardlarda isimlerine rastlayamasak da, Türk Sineması’nın kendine ait bir dili ve rengi olduğunu, ciddi anlamda farklı bir algı yaratabildiğini, özgün bir kimliğe de sahip olduğunu düşünüyorum. Amerikan Sinemasının alt metne sıkışmış tarihi özürlerle ve bariz kapitalist yaptırımlarla samimiyetten uzak durduğunu, Avrupa sinemasının ise humora, mizaha ve yaratıcılığa çok daha yakın bir yerden baktığını sanıyorum. Genel geçer bir izleyici olarak sezinlediğim budur.

  • Koleksiyonunuzdaki en değerli filmler hangileri? Takip ettiğiniz yönetmen ve oyuncu var mı?

Ben daha ziyade Türk Sinemasını takip eden ve bu filmlerden koleksiyonlar yapan biriyim. En değerli filmlerim Atıf Yılmaz’ın yönettiği Mine, Ömer Kavur’un Kırık Bir Aşk Hikâyesi, Gizli Yüz, Akrebin Yolculuğu, Anayurt Oteli, Reha Erdem’in Beş Vakit, Yusuf Kurçenli’nin Gramofon Avrat, Uğur Yücel’in Yazı Tura, Pelin Esmer’in 11’e 10 kala gibi filmlerdir.

  • Müzik hayatınızın yanı sıra, edebiyat dergilerine yazılar yazıyorsunuz ve 2013’te ‘Çatıdaki Çimenler- Sen’e Yazılar’ı armağan ettiniz okuyucularınıza. Sanırım ikinci kitap için de çok beklememiz gerekmeyecek… Siz nasıl bir okuyucusunuz? Sinema Terspektif okuyucuları ile okuduğunuz son kitapları paylaşır mısınız?

Okumak benim kaçtığım bir yer olmadı, beni büyüten ve bana yaşadığımı hissettiren bir yer oldu. En “Bunlar Okunması Gereken Kitaplar” başlığı altında ödev yapar gibi kitap okumadım hiç. İçim neyi aradıysa, neyi merak ettiysem onu okudum. İyi yazabilmek için değil, doğru yaşayabilmek için… Bu ay en son okuduğum kitaplar, Haluk Oral-Bir Roman Kahramanı Orhan Veli, Gökhan Akçura-Hatıratım Melek Kobra, İlhami Algör-İkircikli Biricik ve Barış Bıçakçı-Seyrek Yağmur.

 

 

 

 

 

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı