SORGUSUZ SUAL

FÜSUN DEMİREL: HAYAT İLE MÜCADELEM HİÇ BİTMİYOR

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

Hani yaşsız kadınlar vardır, her rolün yakıştığı, kalabalıkta kendini fark ettiren, kalıcı… O şanslı azınlıktan, özel bir kadın Füsun Demirel… Tiyatronun tozuna, perdenin ihtişamına bulanmış, dizilerle yüzümüze gül serpen usta oyuncu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  • Pek çok usta isimle çalıştınız eski filmlerinizde. Kemal Sunal, Şener Şen, Atıf Yılmaz, Tunç Başaran, Şerif Gören, Müjde Ar… Yardımcı rollerde bile seyircinin belleğine sessizce sızmayı başardınız. O dönem sizin için ne ifade ediyor?

Mesleki açıdan hayatımın en değerli yıllarıydı… Türk sinemasına girdim ve ardı ardına filmler geldi. Dönemin ve hatta Türk Sinemasının mihenk taşları olan yönetmen ve oyuncularla çalıştım. Gençtim, çok heyecanlıydım, ideallerimiz vardı. Meslek yani oyunculuk bizler için çok büyük bir tutkuydu. O dönem beni ortaya çıkardı gerçekten.

  • Kadın oyuncular belli bir yaştan sonra köşelerine çekilmek zorunda kalıyor çoğu zaman fakat bu sizin için geçerli değil. Sinema ve dizilerde aranan nadir isimlerden birisiniz. Eskimeyen –yaşsız- bir oyuncu olmanızı neye bağlıyorsunuz?

Sanırım doğru bir oyuncuyum. Yönetmenler her zaman sonuçtan memnun kalıyor, sürpriz değilim. Ruhum ve beynim çok genç, çünkü hep ürettim. Bir gün bile bırakmadım kendimi. Dostlarımın yaş ortalaması 25-35, onlar benim tecrübelerimden yararlanıyor, ben de onların yenilikçi yaratıcı beyinlerini seviyorum. Şimdi ise çocuklarımla hayatı yeniden keşfediyorum, yeniden okuma yazma öğreniyorum. Sürekli yeniliğe açık bir kişiliğim var. Belki genç ve diri kalmamı sağlıyor bu. Ve elbette hayatla meselem, kavgam hiç bitmiyor. Siyasi duruşum, hayatı algılama biçimim de bana pozitif şekilde geri dönüşler sağlıyor.

  • Sinema yolculuğunuzda hem dram hem komedi var fazlaca. İki zıt ruh halini bu denli ustalıkla perdeye aktarmak… Seçimlerinizdeki kıstas ne oldu?

80'lerde sinemaya başladığımda, yeni bir kadın komedyen geliyor dediler. Ben ürkmüştüm. Sonra bazı komedileri reddettim, çünkü salt komedi oyuncusu olmayı istemiyordum. Bir oyuncu her şeyi oynamalı diye düşünüyordum. O nedenle dramları ve komedileri dengeledim. Benim oyunculuğumu çok besledi bu durum.

‘YASALAR, KADININ GELECEĞİNİ KARARTMAYA YÖNELİK’

  • Kentli, modern ve zerafet sahibi bir kadın olarak; bazı filmlerde şiveli, bazen suskun-ezilmiş bazen ise mücadeleci-lafı gediğine koyan şarklı kadın olarak tanıdık ekranlarda sizi. Kadınsal sorunlar barındıran bu filmler farkındalık yarattı mı sizce?

Biz elimizden geleni yapmaya çalıştık. Umarım yaratmıştır. Doğuya çok gittim, oradaki kadının koşullarını çok gözlemledim. Kadın bugün için siyasi iktidarın ideolojisi nedeniyle iyice aşağı çekilmeye çalışılıyor. Kadının yükleri ağırlaştı. Kadınlık meselesi artık ağır bir durum. Kadının ne zaman evleneceği, ne zaman sevişeceği, ne zaman çocuk doğuracağı, kaç tane doğuracağı, kadının iş yerindeki durumu, sosyal hayatı, her şey her şey başkalarının kontrolünde olmaya başladı. İktidarın düzenlediği yasalar kadının yarınını karartmaya yönelik. Biz ise kadının geleceği için kurtuluşunun kendi ellerinde olduğunu, kaderini kendinin belirleyebileceğinin altını çiziyorduk.

  • Kürt meselesine odaklanan çok sayıda filminiz var. Son yıllarda çekilmiş, ‘öteki’ kavramına odaklanan filmleri nasıl buluyorsunuz?

Fazla izleyemiyorum."Büyük Adam Küçük Aşk" bu konuda yapılmış en duyarlı filmlerdendi. Kürt filmleri milliyetçi bakış açısı olmaması kaydıyla eminim üretildikçe karşılık bulacaktır. En son Kazım Öz'le çalıştım, "Zer"de çok duyarlı bir senaryoydu.

‘BELLEKSİZ BİR TOPLUMUZ’

  • Bu ülkede aslında nelerin anlatılması gerekiyor ve neler anlatılmıyor? Sizce çıplak gerçeğe dokunabiliyor muyuz?

Biz belleksiz bir toplumuz. Tarihimizi bilmiyoruz. Özellikle yakın tarihimiz öğretilmiyor. Sanatın işlevi bu olmalı; gençlere, gelecek kuşaklara yakın tarihte yaşananları anlatmak. Cumhuriyet sonrası yani 50'ler, 60'lar, 70'ler ve 80'ler… Tarihinde olanı biteni tüm çıplaklığı ile öğrenemeyen kuşaklar kendi geleceğini de kuramaz. Bir resmi tarih var. Devlet ve siyasi erk zaten kendi çıkarları doğrultusunda bir tarih aktarıyor. Sanat ise alternatif olanı yani anlatılmayan üstü örtülen gerçeklere dokunmalı.

  • Tiyatro kökenli ve bol ödül sahibi bir sanatçısınız. Lakin bir çok başarılı dizilerde de rol aldınız. Bunun nedeni birçok oyuncunun belirttiği gibi ekonomik kaygılar mı?

Dizilerde çalışma zorunluluğumuz var. Elbette ekonomik kaygılar… Diziler gençler için kendini deneme, pratik yapmak için rahat bir ortam. Ama bizim için aynı değil, biz yıllarca kendini tekrarlayan karakterleri oynarken yoruluyoruz.

  • Yeni filminiz ‘İçimdeki Ses’ müthiş bir seyirlik. Nasıl bir çekim süreci yaşadınız? Hem başrol oyuncusu hem de filmin senaristi Engin Günaydın’ın annesi Mehpare karakterini biraz anlatmanızı istesek. İçinize sindi mi film?

‘İçimdeki Ses’ senarist Selim'in dünyası... Aşık olduğu güzel kız, baskıcı annesi ve çevresinde olan biten komik olayları anlatıyor. Son derece keyif alarak çalıştım. Yapımcı Barakuda film bize avrupai şartlarda bir set sundu, konforumuz çok iyiydi. Üstelik çok eğlendik. Engin Günaydın ile çalışmaktan ayrıca çok büyük bir keyif duydum. Annenin baskıcı ve denetleyici tavrı pek çok annede olan ortak özellikti. Engin çok güzel yazmıştı, ben hakkını verebildiysem ne mutlu bana.

  • Peki son dönem sizi en çok hangi filmler etkiledi?

Son dönem tüm filmleri izleyemedim… Çağan Irmak'ın ‘Unutursam Fısılda’sı hoş bir seyirlikti, lezzetliydi, duyarlıydı. ‘Mucize'yi merak ediyorum, sanırım iyi bir iş olmuş. Yabancı filmlerden ‘Clouds of Sils Maria’(Maria’nın Bulutları) ve ‘Deux jours, une nuit’ (İki Gün Bir Gece) çok sevdiğim filmlerdi.

DİĞER ROPÖRTAJLAR

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor