SORGUSUZ SUAL

FUNDA ERYİĞİT: 'BİZ YAPTIK, SEYİRCİ ANLAMIYOR’ OLMAZ!

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

Sessizlik’teki başarılı sahne performansı ve Karadayı’daki dişi mafya kadını haliyle seyircisini şaşırtan Funda Eryiğit; tiyatro, sinema ve diziler ile daha uzun yıllar seyir ziyafeti sunacak bizlere… Eryiğit ile tıpkı oyunculuğu gibi geniş bir yelpazede konuştuk.

  • Oyunculuk serüveni nasıl başladı Funda Eryiğit’in? Zorlandı mı, şanslı mıydı?

Şanslı olabilir… Çünkü kararımı verdim ve uygulamaya başladım. Zorlandığım an olmadı. Lisede tiyatro ile başlamıştım. Sonra üniversite başlangıcında bir kopma oldu, Siyasala başladım. Fakat yeniden döndüm tiyatroya. Çocuk tiyatrosu, animasyon… Siyasalı bırakmayı düşündüm aslında ama iyi ki de bitirmişim diyorum şimdi. Sonra konservatuvara girdim. 9 yıllık bir öğrenim hayatı ve her şey normal seyrinde aktı.

  • TV serüveni öğrenciyken başladı tabii…

Canım Ailem ile… Ve çok utanıyordum o dönem, baş edemedim bir süre. Kendimi izliyordum ve çok acımasızdım kendime karşı.

  • Hem TV hem tiyatro hem de sinemada emin adımlarla ilerleyen bir Funda Eryiğit var karşımızda. Gençsiniz ve geniş bir yelpaze oluşturdunuz şimdiden. Sartre’nin söz ettiği ‘akıl çağı’na ulaştığınızı düşünüyor musunuz?

Birden akıl çağına geçip kafamı yakmazsam üç mecrada da var olmak istiyorumJ Esaret gibi görürsem sıkıntı başlar ama şuan keyif alıyorum.

‘KENDİ BEDENİME NASIL SIĞDIRACAĞIM’ ENDİŞESİ VARDI

  • ‘Karadayı’ için teklif geldiğinde neler hissettiniz?

Televizyon dünyasında hemen hemen hep aynı roller gelir ama ‘Karadayı’daki ‘Belgin’ karakteri çok sürprizdi. ‘Yapabilir miyim’ diye şüphe ettim açıkçası. Ama karakterin ruhu, motivasyonu çok ilgi çekiciydi benim için. Bir de dış görünüş olarak endişelerim vardı ‘kendi bedenime nasıl sığdıracağım bu kadını’ diye. Zorlandım tabi ama ‘Belgin’ karakteri kendini alıştırdı bana.

  • Sonra ‘Limonata’ geldi ‘Eksik’ ve ‘Yok Artık’… Bundan sonra nasıl bir yol haritası var?

Derin ve dataylı bir karakterde değildim ‘Limonata’da. ‘Yok Artık’ eğlenceli bir filmdi. Fakat her iki filmde de böyle bir ekibin içinde olmayı çok istedim. Komedi yada dramda devam ederim gibi bir düşüncem yok. Tabi ki derdi olan karakterleri seviyorum. Televizyonda bu önceliği biraz geriye atmanız gerekiyor.

KADIN AJİTASYONUNU TEHLİKELİ BULUYORUM

  • 2016’da sizi Yeşim Ustaoğlu’nun Tereddüt isimli filminde göreceğiz. Kadının sarmaladığı bir senaryosu var… Türkiye’de kadın filmleri artmalı sizce? 

Evet kadınların hikayesi yazılmalı, yazılsın…  Kadınların başına gelenlerle, erkeklerin başına gelenleri çok ayrıştırmamak lazım sadece. Elbette kadınlar derinlikli olarak sinemada yer bulsun ama kadın filmleri artsın demek bana sağlıklı görünmüyor. Kadın hep mağdur ve ‘başına bir şey gelen’ olarak konumlandırılıyor çünkü. Bu ajitasyonu tehlikeli buluyorum. Kadının güçsüz görünümü pekiştiriliyor adeta. Bir zaman sonra kadın da böyle bakmaya başlıyor kendine. Farkındalık oluşturayım derken kadının mağdur olma halini kabul ediyor ve kanıksıyoruz sanki zamanla. Ben sinemada kadını edilgen değil etken görmeyi isterim açıkçası.

  • Türkiye sinemasına baktığımızda, son yıllarda korku ve komedi temalarına ağırlık verildiği gözden kaçmıyor. Bunun seyirci ile ilintili olduğunu düşünüyor musunuz?

Ben o denklemin seyirciyle kurulması gerektiğini düşünmüyorum. Bundan çok para kazanıldığını düşünüyor olabilir yapımcılar. Sanat öyle bir şey değil ama… Derdin ne, nereden bakıyorsun, ne anlatmak istiyorsun? Ve bunu seyirciyle paylaşırsın. Seyircinin ne istediğini nereden biliyoruz ki? Bu kolaycılık aslında!

  • Son dönemin yerli filmlerine dair ne söylersiniz?

Bence çok güzel işler çıkıyor. Görkem Şarkan’ın ‘Nergis Hanım’ı çok özel bir filmdi. Nuri Bilge Ceylan filmleri, Emin Alper’in ‘Abluka’ sı, Senem Tüzen’in ‘Ana Yurdu’, Sivas ve daha pek çok başarılı yapımlar var… Gişe anlamında değerlendirmiyorum tabi.  Sektörel ve sistemsel sıkıntılar nedeniyle biraz geri çekilme yaşıyoruz.

SEYİRCİNİN SEVECEĞİ DEĞİL, ANLAYACAĞI FİLMLER OLMALI

  • Seyirci nasıl peki?

Festival izleyicisi kemikleşmiş durumda. Aynı kitle her yıl aynı festivale geliyor. Onun dışındaki kitlenin sinemaya çekilmesi gerekiyor. Fakat bunun çözümü nedir, bilemiyorum. Sanat üretenlerin derdi olmalı bu. ‘Seyircinin seveceği şeyler’den ziyade, ‘seyircinin anlayacağı şeyler yapalım’ olmalı çıkış noktası. Üstten bakarak ‘biz yaptık ama seyirci anlamıyor’ şeklinde olmaz.

  • Siz nasıl bir izleyensiniz?

Fena değilimJ Evde daha çok izleyebiliyorum. En son ‘Victoria’ beni çok etkiledi. Yenilikçi bir yapımdı. Reel bir tiyatro sahnesi gibi seyrettim. ‘Locke’ var yine tek zaman tek mekan ile beni etkileyen. ‘Bir Ayrılık’ benim kült filmlerimden. ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ ve ‘Kış Uykusu’ da çok muazzam filmler.

  • Kitaplarla aranız nasıl?

İyi… Fakat geçen sezon yani Karadayı’yı çekerken kitap alamadım elime çok. Yazın ‘Kavgam’ı edindim hemen. Rahat okunan bir kitaptı.

  • Çalışmayı istediğiniz, başarılı bulduğunuz yönetmen ve oyuncuları sorsak…

Asghar Farhadi filminde oynamayı isterdim. Onun oyuncu yönetimini merak ediyorum. Bol tekrar yapan yönetmenlerle çalışmayı çok arzu ettim hep. Yeşim Ustaoğlu’nu istiyordum ve çalıştık. Nuri Bilge Ceylan ile çalışmayı isterim… Oyuncu olarak; Esra Bezen Bilgin, Tansu Biçer, Nadir Sarıbacak, Tülin Özen, Ecem Uzun ilk aklıma gelenler.

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı