SORGUSUZ SUAL

ESRA ŞENGÜNALP: HER ŞEYİNİ ORTAYA KOYMAKTIR SİNEMA

Konuk Yazar

sineterspektif

BU YAZIYI PAYLAŞ

Bir masalın içine doğmak mı daha çok cezbeder bizi yoksa masal olmak mı? Kendi hikâyelerini yazmaya çalışan genç sinemacılara bir de bu açıdan bakacağız bu dizide. Yorgun ve bıkkın birer oyuncuya dönüşmeden önceki, o tırnaklarıyla kazıma kısmını sorgulayacağız. Nedenleri, nasılları değil ne gördüklerini öğreneceğiz.

Röportaj dizimizin ilk bölümüne Esra Şengünalp ile başlıyoruz. Kurtlar Vadisi Pusu’nun Aynurası ya da Zübeyr Şaşmaz'ın yönettiği "Açlığa Doymak" adlı filmde Fatma karakterine can veren kadın. Bakalım sanata sektöre ve yapmak istediklerine kendisi de karar verebilmiş mi? Bakalım köprüden önceki son çıkışı kaçırmış mı yoksa daha vakti var mı?

‘KAFA TUTMA’ SİNEMANIN MERKEZİNDE OLMALI 

  • Sinema bir kafa tutma mıdır? Eğer öyle ise sen neye kafa tutmak için girdin bu işe?

Sinema her şeyini ortaya koymaktır bence. Gerçekliktir, samimiyettir. Bu gerçekliğin içinde tabi ki kafa tutma meselesi var. Buna kafa tutma mı deriz artık sözünü esirgememe mi? Başkaldırma mı?  Filmine, dönemine, hikâyesine, yönetmenine göre değişir. Muhalefet olma, kafa tutma işimizin merkezinde olmalı bence. Meseleye tek bir açıdan değil, sonsuz taraflarından bakabilmek, paylaşmak için girdim diyelim bu işe.

  • Oynadığın dizi ve filmlerdeki karakter hayatına ne kadar giriyor?

Yarattığımız karakterler geçmişte kalsa bile bizimle birlikte yaşamaya devam ediyor. Yaratım aşamasında daha çok hayatımızın içinde: bizimle birlikte yürüyor, yaşıyor, gölgemiz oluyorlar.

  • Oyuncu olduktan sonra hiç pişmanlık duydun mu? Keşkelerin var mı hiç?

Hiç ama hiç pişmanlık duymadım. Keşkeler tabi ki çoğu insanda olduğu gibi bende de sıklıkla oluyor ama bunu kafaya takmıyorum önüme bakıyorum.

  • Oyunculuğu benzetebileceğin bir spor dalı var mı? Neye benzer oyunculuk?

Her spor dalında olduğu gibi oyunculuğunda temelinde çok çalışmak ve sıkı disiplin yatıyor. Futbolu ele alalım mesela bu temel benzerlikten sonra futbolcular da sahaya yani oyun alanına sahneye çıkıyor. Oyuncunun yaşadığı heyecan onda da var eminim ve oyununu oynuyor kabiliyetini zekâsını kullanıyor. Saha içindeki hakeme oynanan düşme numaraları, performansının doruk noktaları :)) Neye benzer oyunculuk dediğinde de yemek yapmaya benzer derim. Temizlenmesi, ayıklanması, baharatı, renkleri, çeşitliliği, suyu, tuzu, pişmesi, elin lezzeti, sunumu... Ayrıntıları önemli, yaptıkça ustalaşan bir iş. Severek yapmak sevgini katmak lezzetini arttırıyor.

  • Şu anda diziler sayesinde oyuncular çok para kazanabiliyorlar ama dizilerde oynamaktan da şikâyet ediyorlar. Bu çelişkiyi samimi buluyor musun? Yoksa bir çelişki yok mu?

Günümüzde iş bulmak gerçekten çok zorlaştı. Çoğu kısa soluklu işler oluyor artık. Evet diziden iyi para kazanıyorsun belki ama bu parayla çok uzun zaman idare etmen gerekebiliyor. Her ay aynı paraları kazanıp buradan emekli olamıyoruz bizler. Garantisi olmayan, belki oyuncunun yapımcıdan çok stres yaşadığı acaba iş tutacak mı kaygısıyla geçen bir ömür. Uzun süreler işsiz kalabiliyor oyuncular. İşin bu iç yüzünü bilmeyenler için şımarıkça ve samimiyetsiz görülebiliyor. Zor şartlar altında, uykusuz ve enerjin düşmeden, algıların açık role odaklı işini yapmak zorundasın. Haftanın 5-6 günü çalışıp 120 dk. iş yetiştirmek kolay değil ve izlerken bu bile izleyiciye yetmeyebiliyor. Şartların iyileşmesi bu çelişkiyi ortadan kaldırabilir.

  • Peki beklediğin neler var? Sadece oyunculukta değil, hayatın her alanında?

Oyunculuktan önce silahların, savaşın, nefretin olmadığı, çocukların ekmek almaya giderken, oyun oynarken ölmediği, sokakta yürürken köşedeki siyah poşeti dert etmediğim, minibüse binerken korkmadığım, insanın insan olarak hissettiği eşit nokta nokta nokta.

  • Şimdiye kadar en iyi olduğunu düşündüğün performansın hangisi?

En iyi olduğumu düşündüğüm bir performans: benim söylemeyi sevmediğim bir şey, seyirci söylesin isterim.

  • Hep hayal ettiğin ve çalışmak istediğin yönetmen kim?

Üç dört isim var. En çok dersek Zeki Demirkubuz derim.

  • Geleceğe dair çizdiğin projeksiyonun nedir? Kendini nelerin içinde görüyorsun?

Hayal ettiklerini yerine getirmiş, öğrenmeyi hiçbir zaman bırakmamış, yüzünde derin çizgiler belirdiği vakitte de hala oyunculuk yapan bir kadın olarak görüyorum.

  • Şu anki mental gelişimine ve eğitimsel yapılanmana katkı verenler kimler? Kimlerin tedrisatından geçtin?

Biraz klasik olacak belki ama büyük bir pay ailemindir. Şanslı görüyorum kendimi çok fazla beslendiğim, sömürdüğüm üstatla çalıştım. Özellikle konservatuar dönemi: Zeliha Berksoy, Bülent Emin Yarar, Özgür Yalım, Atilla Şendil, Derya Alabora, Meltem Cumbul, Yiğit Sertdemir, Reha Özcan ve daha birçok değerli insan. Bir de tüm bu hikâyenin başlamasına sebep olan insan ve kurum var tabi ki, Bursa Ekim Sanat Atölyesi ve Ömer Naci TOPCU. Dönem arkadaşlarım, dizi film yönetmenlerim hepsine buradan selam olsun.

Evet, görünüşe göre Esra Şengünalp köprüden önceki son çıkışı kaçıralı uzun zaman olmuş. Yeni soluklar, yeni renkler ve yeni çehreler sinema sanatımızı ve Türk filmi dilinin oluşmasını umarız daha çok uzun yıllar desteklerler.

EYÜP MURAT KARAGÜL

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor