SORGUSUZ SUAL

ERKAN CAN: DERDİ OLAN SİNEMAYI SEVİYORUM

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

Dizileri ile kuşatıp, tiyatronun tozunu attırmış, perdenin ihtişamını her daim yansıtan bir oyuncu Erkan Can. Sinema yolculuğunda, hem dramı hem de komediyi ustalıkla aktardı uzun yıllar. Başarılı oyuncu, bu ay ‘En Güzeli’ ile seyircisine görünecek ama ‘derdi olan sinemadan yanayım’ diyor.

  • Gemide, Dar Alanda Kısa Paslaşmalar, Yazı Tura, Kader, Takva, Kara Köpekler Havlarken, Toprağın Çocukları, F Tipi,  Lal… Erkan Can dediğimizde ilk aklımıza gelen yapımlar. Bu filmlerin bir derdi var ve karakter sinemasına örnek niteliğinde. Sizin için sinema ne ifade ediyor?

Sinema çok çeşitli, her türünü çekiyor insanlar. Gişe kaygısı olan var, olmayan var. Ama ben sinemanın bir derdi olmasından yanayım. Yani sinemanın bir şey söylemesi gerekiyor. Sanatın amacı bu; bir karşı duruş, bir eleştiri, bir ayna tutma… Derdi olan sinemayı daha çok seviyorum ben açıkçası. Ama pek çok arkadaşa destek vermek amacıyla oynadım bazı projelerde. Daha önce sözünü verdiğimiz genç arkadaşlarımızı da kırmamış olduk böylece.

  • Türkiye sinemasına dair ne düşünüyorsunuz? Geçmişten, bugüne nasıl bir değişim var?

Teknolojik hiçbir şeyimiz yok! Elbette el yordamı dönemi bitti, dijital çağdayız. Günümüzde gençler çok iyi geliyor. İleride sinemamız daha da farklı yerlere gidecek ama bir stilimiz hala yok. Dağınık bir durum var sinemamızda. Belki böylesi iyidir, bilemiyorum. Herkes kendi tarzını yaratır bu sayede. Bu anlamda Nuri Bilge Ceylan kendi sinemasını oluşturdu. Can-ı yürekten kutluyorum. İyi filmlerimiz var, yok değil. Olması gereken de bu. Hepsi 10 numara olacak diye bir şey yok! Hikaye çok, herkes de kafasındaki kurguyu sinemalaştırmak istiyor. Bir yerde toplanacağız elbet. Bir şey olacak çünkü gidişat güzel. Bu durumdan pek şikayetçi değilim.

  • Peki seyirci?

Seyirciyi anlamak zor… Elektronik bir gençlik var, elde akıllı telefonlar, sosyal medya… Popilist bir durum söz konusu. Tiyatroya beni görmeye geliyorlar ya da işte başka bir ünlü ismi görmeye gidiyorlar. Konuyu aslında kale bile almıyor, habersiz. Biz de belki bundan faydalanıyoruz. Gelsin yeter ki… Oyun seyrederken herkes telefonla uğraşıyor! Bunu açıklamak o kadar zor ki. Ama en azından tiyatronun merdivenlerinden çıkıyorlar, salona giriyorlar… Bir şeyler yaptığımızı zannediyorum bu anlamda. Sinema seyircisinde de var bu popilist durum. Derdi olan filmler, genelde bakıyorsunuz ilk sıraya oynuyor ama diğer filmler herkese… Bu da reklam yani para. Ne yapılabilir? Ben bunun cevabını bulamıyorum, içinden çıkılamaz bir durum. Fakat temelinde okumayan bir toplum olduğumuz gerçeği yatıyor. 

  • Filmografiniz çok renkli; dram da, komedi de oyunculuğunuzla başkalaşıyor. Ağustosta ‘En Güzeli’ filmiyle yine perdede göreceğiz sizi. Nasıl bir film bekliyor sinemaseverleri?

Verdiğim bir sözdü bu film. Umarım uğuru olur. Filmde, küçücük, arkadan geçen bir adamım. Küçün bir rol, renk olsun diye. Tabi bu bir gişe filmi, komedi tarzında. Eğlenceli, kafaları dağıtan bir yaz filmi. Lakin dediğim gibi; ben derdi olan projeleri daha çok seviyorum.

  • Peki Erkan Can’ın kişisel sineması nasıl? Nasıl bir izleyicisiniz? Senaryo ya da yönetmenlik var mı planlarınız arasında?

Yok… Senaryo yazmak ayrı bir yetenek. Tiyatroda belki ama sinemada yönetmenlik hiç düşünmedim. Ben sadece oyuncuyum.

  • Son dönem neler izlediniz ve okudunuz?

Tarih kitaplarını seviyorum… Osmanlı Gerçeği’ni (Erdoğan Aydın) okuyorum şu sıralar, İlber Ortaylı’nın son kitabı Osmanlı Tarihi var elimde… Nejat İşler Gümüşlük’te bir kitapçı açtı, oradan çok özel kitaplar aldım. Çerkez Ethem var sırada… Aslında o kadar çok kitap var ki okunması gereken. Hatta geriye dönüp unuttuklarımızı da anımsak gerekiyor arada. Mesela Dostoyevski okumak istiyorum yeniden. Film seyredemiyorum, dizi çekerken zaman kalmıyor maalesef. Yani bütün mesele vakit… Veysel’e demişler ki ‘nasılsın?’. O da demiş ki ‘dayak yemekten dayak atmaya vaktim yok’

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı