SORGUSUZ SUAL

EBRU KAYMAKÇI: KÂŞİF OLMAK LAZIM. HİÇ DURMADAN KEŞFE DEVAM ETMELİ OYUNCU

Konuk Yazar

sineterspektif

BU YAZIYI PAYLAŞ

            Yılmadan, yenilmeden, eskimeden gelişmek mümkün mü? Ya da oyuncu olmak için önündeki tüm engellere direnmek. Bu ayın sorgusuz sual köşesinin konuğu tüm bunları yapabilecek kadar iddialı ve güçlü bir kadın, Ebru Kaymakçı…

            Geçen aylarda içinden deniz geçen hikâyeleri, abluka altındaki direnişleri ve birçok şeye kafa tutan hayatları gördük. Tozpembe hayallerle başlayan masallara tanık olduk ancak bu sayıdaki konuğumuz hiç birisi gibi değil. Yüzünün güzelliğine ruhunun ve sanatının güzelliğini de ekleyen bir masal kahramanı kendisi. Siccin 1’in kötü kadını ve Laz Vampir Tirakula’nın masum köylü kızı. Acaba hangi karakter kendisine daha yakındı, vamp bir kadın mı kazanmıştı sinemamız yoksa yeni bir masum güzellik mi?

            Oyuncunun kâşif olması gerektiğini düşünüyor. Peki, o neleri keşfetmiş, sınırları neler?  Yitik bir deniz kıyısında mı bulmaya çalışıyor sanatı yoksa kadim şehirlerin gizli yalnızlığında mı? Ruhuna dokunanlara mı açık kapıları yoksa onu da ötekileştirecek popüler kültürün kayıkçılarına mı?

            Bu soruların cevabını aradık satır aralarında. İçindeki şiiri, kafiyeyi görmeye çalıştık. Bakın bize ne kapılar açmış, neleri göstermiş Ebru Kaymakçı.

  • Sinemada bir sen, bir de kim olmalı? Eğer iki kişi yeterse sen hangisi olmak isterdin?

Sinemaya iki kişi yetmez. Bana da. Kuracağım hayallerime de. Yapmak istediklerime de…

  • Oynadığın dizi ve filmlerdeki karakter seni ne kadar etkiledi? Sen onlar oldun mu ya da onlar sen?

Oynayacağım karakter biriyle tanışmak gibi hissettiriyor bana. Önce ben kendisiyle tanışıyorum sonra onun beni dönüştürdüğü halimle diğer karakterler tanışıyor. Bu tanışma esnasında kaynaşmalar etkileşime neden oluyor tabii mesela günlük hayatında karşılaştığın ufacık bir şey karakteri çağrıştırabiliyor ya da karakteri çalışırken önceden yasadığın bir anı ödünç alabiliyorsun.

  •  Oyuncu olmak için neleri feda edersin?

Oyuncu olmamı engelleyecek her şeyi. Ki o kadar çok yapmak zorunda kalıyoruz ki… Güvenliğini, yaşam standartlarını, ruh sağlığını, destek olmayan anneni, meslek mi diyen arkadaşını, istemeyen sevgilini… Örnekler çoğaltılabilir.

  • Sinema için nelerden geçmeli insan?

Egolardan geçmeli. Saf ve şekil alabilir olmak için.

  • Hayvanlarla aran nasıl, mesela bir fil olsaydın nasıl bir film çekmek isterdin? Bir fili oynamak ister miydin mesela?

Hayvanlar ilkel halim. Kuralsız, sınırsız, içgüdüsel. Karakter yaratma sürecimde çoğunlukla bir hayvanla özdeşleşir hatta mutlaka bakış, duruş, nida, ritim bir şey alırım. Fillere ve kedilere ayrı bir bağım var. Fili oynama değil de filin oyuncu arkadaşım olmasını isterdim -hem de çok- Pİ’nin yaşamındaki gibi. Siccin’de bir sahnede kedinin arkadaşım olmuşluğu var mesela. Orada olması tesadüftü ama kaç tekrar aldıysak hepsinde yanımdaydı ve oynadı:)

  • Şu ana kadar hayatında yaşadığın en büyük çelişki neydi? Yoksa bir çelişkin olmadı mı?

Oyuncu olmak ve olmamak. Her zaman duygumla yola çıkarım. Bazen öyle karmaşalar yaşıyorum ki kendime çelme takıp ‘’oyuncu olmayacağım artık’’ diye çabalarken, olurken buluyorum her defasında.

  • Sinema filmlerinde oynamak hayattan beklentilerini yükseltti mi, senin beklediğin neler var. Sadece oyunculukta değil. Hayatın her alanında?

Kendimle ilgili beklentilerimi yükseltti. Yaptıklarımı, yapacaklarımı, yapamadıklarımı, yapmak istediklerimi daha çok sorguluyorum. Sonuç; daha daha çok oynamak istiyorum. Çünkü orada mutlu olabiliyor ve var olabiliyorum.

  • Şimdiye kadar kendini gelişiminin hangi evresinde hissediyorsun? Ham mısın, oldun mu yoksa yolda mısın?

Ham ve oldum arası yolculukta. Kâşif olmak lazım. Hiç durmadan keşfe devam etmeli oyuncu. Oldum diye bir şey yok…

  • Bir korku ve bir komedi filminde oynadın, hep hayal ettiğin ve çalışmak istediğin bir tarz, ya da yönetmen var mı? Şu tarz bir filmde oynamadan ölürsem gözüm açık gider diyor musun?

Gözümün açık gideceği kesin:) Oyunculuk ruhsal bedensel zihinsel bir yolculuk biraz, sınırlarını sınırsızlığını keşfetmek biraz da. Bazı yönetmen ve senaryolar oyuncuyu bambaşka bir yere taşır. Oyuncu başkalaşır. Bunu bana sağlayacak her karakteri oynamak ve her yönetmenle çalışmak isterim. Müzikal filmlerde oynamak, hatta çekmek istiyorum. Çoğu zaman müzikaldeyim gibi hayal ediyorum. Konuşmalar şarkı söyler gibi hareketler dans eder gibi. Büyüklerin acımasız dünyasına itilen ve bu acımasızlığı yasamaya zorlanan çocuklar için projeler üretmek istiyorum. www.dunyadacocuk.com burada yeni projelerimizi yayınlayacağız ve yazılar yazacağım. Bizi okuyanların ve herkesin takip etmesini çok isterim…

  • Sinema ya da sanat içinde bir isyan barındırmalı mı? Daha açık bir söyleyişle isyanın var mı bir şeylere? Yoksa sinema sanatı, naif ve sıcak sinema koltuklarında seyirciyi uyutmak için mi yapılmalı?

Kendi isyansız değil ki insanın sineması, sanatı isyansız olsun. Naiflikle ya da sert ama isyan. Tümden gelen ya da tüme varan bir derdi olmalı. Uyumak için yataklarımız var zaten.

  • Mesela seni takip eden seyirciler seni daha iyi anlayabilmek için neleri izlemeliler? Ne tür filmler izlersin? Özellikle takip ettiğin bir tarz ya da yönetmen var mı?

Bir yanım Distopik filmlerde bir yanım fantastik öte yanım müzikal filmlerde. Baz Luhrmann’ın “Moulin Rouge” unda ayrı, Zeki Demirkubuz’un “Masumiyet” inde bambaşka, Lars Von Trier’in “Melancolia” sında farklı, Nuri Bilge Ceylan’ın “Uzak” ında ayrı, Leos Carax‘ın “Holy Motors”unda apayrı, Özcan Alper’in “Sonbahar” ında başka büyüleniyorum. En iyisi yönetmenler beni anlatsın, Lars Von Trier, David Lynch, Guillermo Del Toro, Baz Luhrmann, Alfred Hitchcock, Leos Carax, Shawn Cristensen, Yılmaz Güney, Semih Kaplanoğlu… Biliyorum fazla oldu ama ayrım yapmak zor.

  • Oyuncu olmasaydın ne olmak isterdin? Sıradan bir hayat yaşamaya, her gün 9/6 yollarında bir ömür harcamaya tahammül eder miydin? Yoksa bunu değiştirmek daha yaşanılası bir hayat kurmak için mücadele eder miydin?

Cerrah olmak isterdim ama dans eden, şarkı da söyleyen, heykel de yapan bir cerrah… Görüldüğü gibi sadece doktor olamıyorum. Ben en iyisi oyuncu olayım:) Nerde yaşıyorsam yaşayayım, ne yaparsam yapayım öğrenme açlığımdan kurslar, etkinlikler, workshoplar, seminerler bulurdum kendime. Değişmeyi, dönüşmeyi bu doğrultuda üretmeyi seviyorum.

  • Bir filmde karakteri çalışırken yönetmenin söylediği her şeye kayıtsız şartsız teslim olur musun yoksa karakterin yaratım sürecinde senin de payın olur mu? Mesela “Siccin” de Alper Mestci ile çalışırken hiç çelişkiye düştüğünüz noktalar oldu mu? Olduysa kimin istediği oldu?

Kayıtsız şartsız teslim olurmuş gibi olursun:) Yönetmenin kafasında görmek istediği fotoğrafa uygun değilsen zaten olmaz. Yazılı olanı bedene, bakışa büründürüp sözden öte bir şey oluşturur oyuncu sonraki frekans ayarları yönetmende. “SİCCİN” de Alper Mestçiyle ilgili derin fikir ayrıklıkları yaşamadık. Fikir ayrılıklarının olduğu sahnelerde ya sen onu ikna edersin ya da o seni. Buluşmak zorundasın. Alper Mestçi’yle çoğu zaman buluştuk.

  • Nereden geldin, nereye gidiyorsun?

Eğitim sadece kurumlardan ibaret olmuyor. Filmlerim, oyunlarım, yönetmenlerim, kısa filmlerim, okuduklarım, gördüklerim, yaşadıklarım, dinlediklerim… Nereye gideceğimi belirliyor. Başlangıcım belli, nereye kısmı bir deneyim.

  • Tek cümleyle hayatının mottosunu verir misin bize? Kimsin sen?

Doğayla bütünleşmek, iletişim kurmak, yaratıcılığın sınırlarını kaldırmak, yeni fikirler bulmak… Keşfetmek, üretmek için varım. Doğa gibi bazen bilinir bazen bilinmez kendime bile sürprizim. Günlük gibi oldu olmasaydı iyiydi:)

  • Son olarak Sinema Terspektif okurlarına biraz eğitiminden ve gelecek planlarından bahseder misin?

Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü mezunuyum. Nora Şigaher & Erdal Atik’ten Tango dersleri İlknur Yurtman’dan şan dersleri almaya devam etmekteyim. Gelecekte de sinema ve tiyatro çalışmalarına devam etmeyi planlıyorum ama yılmadan, yenilmeden ve eskimeden…

EYÜP MURAT KARAGÜL

 

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı