SORGUSUZ SUAL

CEZMİ BASKIN: SİNEMAMIZ MANÜFAKTÜR DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

Geçtiğimiz ay 70 yaşına adım atan usta oyuncu, eğitimci, yönetmen Cezmi Baskın ile sahne yaşamını, özlemlerini, tecrübelerini ve projelerini konuştuk. Sözü hiç uzatmadan, bu ay ‘Yolculuk’ filmi ile kalburüstü oyunculuğuna tanık olacağımız Cezmi Baskın söyleşisi ile baş başa bırakıyoruz sizleri.

  • Sahne, yaşamınızda ve oyunculuğunuzda nasıl bir yerde duruyor?

Oyunculuk benim için hayat biçimi. Başka meslekler yaparken birdenbire tiyatronun içinde buldum kendimi. Yaşamımı ifade edebildiğimi gördüm sahnede. Ve devamında oyunculuk, öğretmenlik ve yönetmenlik geldi.

  • Sinema, dünyaya bir müdahale midir?

Tabi ki bir müdahale! Çünkü insanların yaşamlarına yeni örneklemeler kazandırıyor. Evimize kadar geldi sinema… İnsanların düşünmelerini, yeni ortamlara uyum sağlamalarını ve bu arada da yeni öğretiler getirmesi açısından çok önemli bir müdahaledir. Ki bu müdahaleyi daha cesur ve atak bir şekilde ileri götürmek lazım. Sanatsal anlamda da, yaşamsal anlamda da…

  • Ankara Sanat Tiyatrosu’nun en verimli döneminde oradaydınız. Özlüyor musunuz?

Çok özlüyorum. Zaman zaman gittiğimde burnumun direği sızlıyor. Öğrendiklerimi, halkla ilişkilerimi hep orada kazandım. AST benim için bir okul. Sanatsal anlamda o dönem AST, Türkiye’nin gücünün çok üstündeydi. Gençler tarafından desteklenen korkunç bir potansiyeli vardı. İstanbul’da Genco Erkal, Ankara’da AST, Türkiye’nin sanatsal abidesider bence. 50. yıla doğru gidiyor ve bu büyük bir kıvanç.

  • Hayat verdiğiniz her rolde seyirciyle aranızdaki mesafeleri yok ediyorsunuz. Bunun bir formülü var mı?

Bu halkla ilişkilerinize bağlı. Biz, halkın yanında insanlarız. Bir oyunda 4-5 role hayat veriyorduk AST’ta. Bu da çok karakter yaratma konusunda bir beceri kazandırdı. Bu beceri topunu seyirciye gönderip, topu geri almak gibi bir eğitimden geçtik. Gözlem yeteneklerimizi geliştirdik. ‘Hiçbir şey bilmiyor’ gibi davranmayı kendimize tevazu edindik. Çok çalışmak, çok araştırmak, çok insan gözlemlemek bu yöntemlerden bazıları. Hala da ilk günkü heyecanla çalışıyorum.

  • Sizi daha çok komedi filmlerinde seyrettik. Özel bir tercih mi?

Ben oyuncuyum. Güldürmeyi de seviyorum –ki çok zordur bu. Fakat bu biraz yapımcıların ya da medyanın tereddüdü. Denenmişlikleri tekrar ve ‘hazır lokma’ gibi bakma hali. Çekmecelerde duran karakterler vardır; çekersin –komik adam-, Cezmi gelsin! Bu çekmecelerden birine girmek, aktörü öldürür. Tabi maddi koşullar söz konusu olunca kabul ediyorsun. Bu önyargılardan cast yaparken kurtulmak lazım. Hayat sadece komediden ibaret değil ki, hayat diyalektiktir. Sırf komik bir adam yoktur dünyada!

  • Cezmi Baskın kime ‘iyi oyuncu’ der?

Ayağı yere basan, dünyaya doğru bakan, dünyayı doğru yorumlayan, insan ilişkileri düzenli, skandalsız, toplumsal değerlere saygılı, ayrım yapmayan, yetenekli, düşünen, ülkesini ve dünyayı değiştirmek için çaba sarf eden, duyarlı biri iyi oyuncudur.

  • Türkiye sinemasına dair neler söylersiniz? Yıllar içinde değişen ve gelişen neler var?

İleri seviyede bir sinemamız yok, yeni yeni kıpırdanma başladı. Daha manüfaktür dönemini yaşıyor, sanayi dönemine geçemedi. Genç oyuncular işin derinliğinde değil. Çok yetenekli ve çok güzel olanları var. Fakat sadece işin görsel tarafına ağırlık veriyorlar. Yönetmen tarafında ciddi bir gelişim var. Ummadık yönetmenlerden çok iyi işler çıkacak. Cesaretle denesinler ve derinliği de göz ardı etmesinler. 2 boyutlu perdeye üçüncü bir boyut kazandırmak bizim işimiz. Umutla bakmak, yeni kadrolar yetiştirmek, yatırım yapmak elzem. Tabi bunun içinde seyircinin eğitilmesi şart.

  • Seyirci nasıl eğitilir?

İki yolu var; birincisi zor bir yol, seyircinin üstünde işler yapıp beğeni ve seviyelerini zorlayacak, çok seçenekli işler ortaya koyup, seyirciyi oraya çekmek… İkinci yol, seyircinin koltuğuna girmek. Onun beğendiği işler yaparak sektörü hareketlendirmek. Tabi bunun bir takım handikapları var; örneğin son dönemdeki filmler ‘nabza göre şerbet’ niteliğinde. Bu da sinema sanatı için sıkıntı. Dolayısıyla halkın sanata yönelişini arttırmak tek yol. Bu da eğitim ve kültür seviyesinin yükseltilmesi demek.  

  • ‘Sinema iyi okunmalı’ desek, neler söylersiniz?

Seyircinin kapasitesi ile ilgili bu. Eğer seyirci bir filmi iyi okuyorsa, kendisini de değiştirmeye hazır demektir. Bizim meslekte şöyle bir şey vardır; biz kurgularız, seyirci bunu keşfetmiş gibi hisseder kendini. Siz doğru şekilde verirseniz, seyirci de bunu doğru okur.

  • Eleştirinin sinemaya katkısı olur mu? Olmalı mı? Türkiye’de sinema eleştirmenliği hangi seviyede?

Herkesin bir fikri var ve açıkça söyleme hakkına da sahip. Eleştirmenler de bu kategoriye giriyor. Fakat eleştiri yapanların, en az bu işi yapanlar kadar donanımlı olması gerekiyor. İşin mutfağına hakim, bir psikolog, bir sosyolog, tarihçi ve bilim insanı olmalı. Sağlam eleştiriler başımız üstüne. Ama bu tablo Türkiye’de pek görğnür değil. Öyle eleştirmenler biliyorum ki, ‘mutlaka görülmeli’  dediği filmi, benimle ilk kez seyrediyor. Tabi bir eleştirmen sadece bir filmi değil, toplumu da iyi okumalı…

  • Koleksiyonunuzun en değerli eserlerini merak ediyoruz… Ve neler seyrediyorsunuz?

‘Beynelmilel’i çok severim. Ümit Ünal’ın ‘9’u… Son dönem; ‘Takım: Mahalle Aşkına’ ve Nisan’da vizyona girecek olan ‘Yolculuk’ ilk aklıma gelenler. Tercihim Avrupa sineması. Benim şöyle bir ayrımım var; Amerikalılar film çeker, Avrupalılar sinema yapar. Gerçekçilik bana sinema gibi gelmiyor, onlar teknoloji. Gerçi artık Avrupalı sinemacılar da Amerikan sinemasına öykünmeye başladı. Onlar da para kazanmak istiyor artık demek ki:)

  • Cezmi Baskın’ın karaktere hazırlanma sürecini merak ediyoruz…

Roman okuyorum. Yeni insanları tanımayı seviyorum. Tarih ve politika de seçeneklerim arasında. Bol miktarda müzik dinliyorum. Çünkü oyuncu iç ritmini ve derinliğini ancak müzikle oluşturabilir. Oynayacağım karakterin müziğini içime yerleştirmeliyim. O zaman daha ahenkli bir karakter yaratabilirim.

  • Yeni projeler var mı?

Yapımcılığını Türker İnanoğlu'nun üstlendiği İstanbulname müzikali var. 8 kişilik canlı orkestranın eşlik ettiği toplam 50 kişilik büyük bir kadro tarafından sahneye taşınıyor. Bu ay ‘Yolculuk’ filmi ile seyirci ile buluşacağız. Bir de sürpriz bir film var.

 

 

DİĞER ROPÖRTAJLAR

Festival Başlıyor: İlker Savaşkurt 'Damat Koğuşu'nu Anlattı

Sesinde Bir Tatlı Huzur… Bennu Yıldırımlar

Harun Can 'Baktığın Aynaya, Seviştiğin İnsana Oynuyorsun Bazen'

İkiyüzlü Ahlak Anlayışımız Bıçak Altında (Kasap Havası)

4. Uluslararası Boğaziçi Film Festivali

Ayta Sözeri: ‘Kosmos’ İle Kesilen Nefesimiz, ‘Koca Dünya’ İle İçimize Dönüyor

Reha Beyoğlu: Reis’Teki Reha’Yı, Reha’Daki Reis’İ Seyrettireceğim

Semra Güzel: 'Kervan 1915' Çok Şey Kattı Bana

Yine, Yeniden Ben-Hur : Jack Huston

Ece Yüksel: Farklı Projeler İle Sınırlarımı Zorlamak Beni Mutlu Ediyor

Pakistan Filminde Bir Türk Kızı: Emel Karaköse

Gerçekten Güzel Mi İstanbul Ayla Abla?

Atalay Taşdiken: Arama Moturu Sahici Ve Eğlenceli Bir Durum Panoroması

Ragıp Gülen: Tiyatro Ve Sinema Oyunculuğu Esas, Dizi Oyunculuğu Fast Food

Duygu Demirdağ: İspanyol Sineması Travmalarını Çok İyi Anlatıyor

İpek Tuzcuoğlu: İnsanlar İçin Yaşamamayı Öğrendim...

Cezmi Baskın: Sinemamız Manüfaktür Dönemini Yaşıyor

Selim Evci: 'Saklı’ Susmayan Bir Film

Jehan Barbur: Bir Filmi Söz Ve Sesle Anlatmak Ayrıcalıklı Bir Duygu

Özge Kocatürk : “Yönetmen Bir Kaptır, Oyuncu Da Bir Sudur."

Demet Cengiz İle "Patronca" Üzerine...

Saba Tümer: Milyon Dolarlardan Banane, Adam Gibi Film Yap!

Yeşim Ceren Bozoğlu: Aktörler Yeni Çağın Gladyatörleri

Ertan Kılıç: Sanat Ve Oyuncu Muhalif Olmalı. Sadece Bu Eleştirel Bakış; Sanatı, Sanatçıyı Ve İnsanı Daha İyiye Taşıyabilir.

Hülya Koçyiğit: Yaşayan Ve Yaşatan Filmleri Seçtim

Ebru Kaymakçı: Kâşif Olmak Lazım. Hiç Durmadan Keşfe Devam Etmeli Oyuncu

Berkay Ateş: Her Şey ‘Abluka’ Altında

Funda Eryiğit: 'Biz Yaptık, Seyirci Anlamıyor’ Olmaz!

Murat Deniz: Sinemacı Büyücü; Sinema, Büyücünün Önündeki Küre

Selen Uçer: Bugünün Samimi Anlatımını, Derdini, Hikayesini Seviyorum

Esra Şengünalp: Her Şeyini Ortaya Koymaktır Sinema

Erkan Can: Derdi Olan Sinemayı Seviyorum

Sinemanın Zarif Yüzü: Nebahat Çehre

Avni Kütükoğlu: Yalın, Gerçek Ve Sessiz Bir Hikaye ‘Beni De Götür’

Mahur Özmen: ‘Hiçbirimiz, Kenan Evren’İn Olumsuz Şahsiyetinde Kendini Temize Çekmemeli’

Hilal Sönmez 'Son Bir Dans'ı Anlattı

Kanatsız Karıncalar Da Uçar Mı Dersiniz?

Doğa Can Anafarta: Filmimizi İzlemek Cesaret İstiyor

Celal Çimen: Söyleyecek Sözü Olan Herkesin Film Çekmeye Hakkı Var

Füsun Demirel: Hayat İle Mücadelem Hiç Bitmiyor