SİNEPOEM

YAŞAMAYI DENE-ME (I SMILE BACK)

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

-İnsanlar neden sevme zahmetine katlanır ki?

-Peki ne önerirsin?

-Aşık olmamayı, evlenmemeyi, çocuk yapmamayı. Hiçbir şey yolunda gitmezken, her şey yolundaymış gibi davranmamayı…

 

Adam Salky’nin 2015’te sessiz sedasız (Türkiye’de vizyona girmeden) geçip giden filminden bir hezeyan yukarıdaki replik. Her gün ‘nasılsın’ sorusuna, ‘çok şükür kendimizi kandırmayı becerebiliyoruz’ yanıtı gibi bir film I Smile Back.

 

İyi bir eş, iyi bir anne, en önemlisi iyi bir insan olmayı hatırlamak isteyen, karşısında eşini ilk gördüğü ana dönmek için tırmalayan, mükemmel banliyö hayatında; sevgi dolu çocuklara, anlayışlı bir eşe sahip bir kadın Laney (Sarah Silverman). Bozulmamış bu manzaradan; çözümlenmemiş çocukluk sorunları, yıkıcı davranışlar, yalan ve tehlike sızıyor. Güzel olan her şey geçer. Sonra yeni bir şey, yeni güzel anlar gelir, bulur seni. Onarım ömür boyu sürerken, bazen dikişler paramparça olur.

 

Haz ve uyuşturucu bağımlılığı, zorlayıcı çağrılar, çaresiz mahkum(!) Laney’e rehabilitasyonu kabul ettirir bir süre sonra. Fakat içimizdeki vahşi istekler, yardım almamıza olanak tanımayabilir ya da akut çözümler geriye dönük gülümseme oluşturmayabilir. Kendini

–çocukları için- toparlamaya çalışan kadın bir yandan her sabah beslenme hazırlama bağımlılığını sergilerken, diğer yandan yaşamayı deneme sofralarında ‘Vücudunu satmak yasadışı. Fakat yeterince zenginsen, oldukça makul bir davranış. Buna ‘eş olmak’ deniyor’ çıkışıyla pes eder!

 

Kendini unutmak için uyuşturucu alan, nihilizm güruhuna gönüllü-gönülsüz katılan Laney, geçmişi ile mücadele ederken bugüne yenilir aslında adım adım. Aşık bir eşe rağmen. Zira aşık ve fedakar bir adam bile, yıkıcı eğilimlere çok fazla sabır gösteremez. Bazen depresyonun derinliklerine kararlılıkla yürümek, mutluluk ve türevlerine kapı aralamıyor gerçeğini şamar gibi yüzümüzde hissederken, ‘mutlu son yoktur’ cümlesini koro halinde tekrar edip dururuz.

 

Amy Kopelman’ın romanından sinemaya aktarılan ‘I Smile Back’; nihilist bireyler, sınırsız tüketim, alkol, uyuşturucu, hedonizm, lolipop şımarıklığı, depresyon ve psikofarmakoloji eleştirisini içinde barındıran özgün ve gözden kaçırılmaması gereken bir seyirlik. Komedyen Sarah Silverman’ın etkileyici performansının göz doldurduğu, dramatik aralığı dozunda, derinliği layıkıyla özümsenmiş, Sundance ve Toronto Film Festivali’nde eleştirmenlerden karışık yorumlar alan bu kurgunun(!)  kolay bir film olmadığı ihtarını not düşeyim.

 

Önemi yoktur, anlamı hiç yoktur bazen! Göstergesiz, sarkaçlı, aralık ve son bakışlıdır ya da her şey…

 

YORUMLAR [0]