KAYIP BAKIŞLAR

YARGILARIMIZIN ÇEMBERİ ÇOK DAR (CIRCLE)

Serkan Murat Kırıkcı

@bodakedi

BU YAZIYI PAYLAŞ

           Olur da bir gün biri çıkıp insanlık tarihini yazacak olsa 2000’li yıllara başlık olarak “gerileme”yi seçer galiba. Teknolojik gelişmelerin tavan yaptığı ve internetin hayatımıza girdiği yıllar, herkesi birbirine yaklaştırdı ama bu sonsuz entegrasyonda aynı hızla irtifa kaybediyoruz. Her an herkese ulaşabiliyor, her konuda fikrimizi anında büyük bir kalabalığa ulaştırabiliyoruz. Bu yeni dünyanın mottosunu önceden haber almıştık aslında. Andy Warhol’un “Herkes bir gün 15 dakikalığına ünlü olacak” dediği günleri yaşıyoruz. Duygu ve düşüncelerin menkul kıymet gibi kendi borsasında anlık değişimler gösterdiği günlerde en çok yarayı da “insanlık” alıyor. Aynı dili konuşsak da aynı dille konuşmuyoruz. Anlamak istemiyoruz karşımızdakini. Bencilliğe özendiren, saygısızlığı körükleyen bu yeni dünyada her şeyi o kadar aşırı bir hızla tüketiyoruz ki değer yargılarımız da bundan nasibini alıyor. Birbirimize ne kadar yakınsak o kadar uzağız. Birebir iletişime “merhaba”larla başlamıyoruz, “siz”lerle başlamıyoruz. İlk cümleden önce görüneni yargılıyor ve kesip biçmek üzere giriyoruz söze. İnsan aslında yazıldığı gibi okunur ama öyle değil artık. Hızla irtifa kaybeden değer yargılarımızın çemberi de günden güne daralıyor.

          İtirazı olanları kısa bir teste tabi tutalım. Karanlık bir odada uyandığınızı düşünün. Bir kalabalığın içindesiniz. Her dil, din ve ırktan insanların oluşturduğu bir çemberin arasındasınız. Çemberin merkezinde de bir cihaz var. Bu cihaz, iki dakikada bir tamamen rastlantısal şekilde birini öldürüyor. Tabi eğer siz seçmezseniz. İletişim kurup her şeyi anlamaya çalışırken bir de kimin öleceğini kararlaştıracaksınız. Grup psikolojisinin faktörleri de devreye girdiğinde ilk kimleri gözden çıkarırsınız? Yaşlıları, engellileri, çocukları, asyalısı, avrupalısı, başörtülü müslümanı, pederi, yahudisi, hamile kadını ile seçeneği bol toplulukta seçiminiz ne olur? Topluluğu hangisi için ikna etmeye çalışırsınız? İsterseniz cevap vermeyin. Zira bu testin yapılmışı var.

           2015 yapımı küçük bütçeli bir film “Circle”. Bir ilk film aynı zamanda... Aaron Hann ve Mario Miscione birlikte yazmış ve yönetmiş. Bol oyuncuyla tek mekanda kotarmışlar. En bilinen ismi Julie Benz olan kadronun rol dağılımı da eşit. Haliyle filmin yıldızı da konusu... En büyük esin kaynağımız “12 Angry Men” demişler ve atmosfer için de “Cube” serisini dillendirmişler. Öncüllerinden el alan filmi başka örneklerle de bağlantılandırmak mümkün. Psikolojik ve sosyolojik deneylerin beyazperdeye taşındığına sıkça şahit olmuştuk. Hepsinde insanlığımızla, değer yargılarımızla yüzleşmiştik. Circle da bu yolun yolcusu ve hiç korkak davranmıyor. İzleyicinin yapmaktan korktuğu seçimleri yapıyor. Nedenleri elinin tersiyle iterek gözünü açan topluluğa kim yaşasın kim ölsün seçimini yaptırarak ilerliyor. Sonunda ne olacağını da hiç çaktırmadan üstelik... Tempoyu ve heyecanı hiç düşürmüyor.

Elbette değer yargılarımız var başrolde. Yargılarımızın ne kadar basit olduğunu iki dakikada bir gösteriyor. Hepimizden bir parçası var filmin, evrenseli yakalıyor ve anlıyoruz ki çok ıssızız. 87 dakikaya sığacak kadar...

 

 

 

YORUMLAR [0]