MEDYAHOMUNCULUS

YALNIZLIK İSTENEN BİR RİCA MIDIR?

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

Tyrannosaur

Arada bir toptan eşyayı Ganj'lamak gerekti. Tatlanmıştı görüntüler. Yeşile pıtırcıklı beyaz ve pembeler binmişti. Mevsim kelimesi bu ayda daha sevimliydi. İşte tam da böyleyken; bahara yıkadığım yorganı astım. Dönüp yüzüne bakacağım bir film aradım. Buldum. Seyr içindeyken arada ağladım, kahveyle çayı aynı anlarda içmek diledim. Adını diyeyim artık. "Tyrannosaur - Tiranozor" adlı filmi hayatımın taşıtlarını durdurmadan izledim. Bu filmde İskoç oyuncu Paddy Considine filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstlenir, 2011 de gösterime girmiştir. "Kaybetmek ve sonradan özlemek" alışkanlığı olmuş bu insanları çokca anarız burada. Joseph'in geçmişte yaptığı incitmeler, O'na ölü zamanında dersler veriyordu. Eşinin ne kadar iyi birisi olduğunu O'nu kaybettikten beş yıl sonra hatırlamamalıydı. Neyi aradığımızı bilmemiz uzun zaman alıyor değil mi? Leibnitz'in de ifade ettiği gibi bazen anlamlı rastlantılara dokunuruz. Dostunun iyiliği için dua eden Hannah'ta Joseph için manalı bir rastgelişti. 

Eş/Tiranozor lakabıdır, vefat etmiştir, Köpeği Bluey'in ölümüne siniri yüzünden vesile olmuştur. Dostu kanserden gitmek üzeredir. Peki tamir edilmesi gereken durumlarımız var mıdır? Hannah da kocası tarafından O'nun rahmi içine cam sokulmuş ve bebek sahibi olması engellenmiştir. Karşısına yazgının bize gelen anlamsız yönünü keşfetmeye kendimizi zorlar, Hannah'la beraber üzülürüz. O sırada rüzgar yorganımın ıslaklığını kıskandığında, avunmaları biraz terkeder güvercinler.

Sam adlı komşu çocuk yaşlı adamın kapısına resim çizer ve bırakır. Adam Sam'in resmini bulduğunda onu göğsüne bastırır. Yalnızlık istenen bir rica mıdır? Arkadaşlık nereye kadar bizim zorluklarımıza ve içtenliğimize eşlik edebilir, hep birlikte düşünmeliyiz. Yeni bir elbise almaya ayırdığımız vakit kadar, düşünmeye alışık olsaydık keşke. Manors villalarında yaşayan Hannah, kocasını öldürmekten hapishaneye düşer ve adalet kavramını sorgulayan Joseph, Hannah'ı ziyaret eder, O'na mektup yazar. Bu sefer içtenlikle el uzatan Joseph'tir. Hayata katlanmamız bize yeni görev ve işler verilmesiyle mi olur? ‘Tutunmak’ fiilini tam anlamıyla düşünmek istiyoruz.

 

Land Gate, Gangnam 1970

Günler ipe mandallanırken, bir pazartesi derimde gezinen bir bayram böceği aramadan, az evvel kurabiye yapmış olan ben, bir ay önce "anarşizm" konusunu G.Agamben'den dinlemiş olmamın alışverişinde olduğum için, bir film daha seçtim ve değişmeyen hırsın anatomisini bir daha gördüm. 2015 Güney Kore yapımı bu filmin adı: Land Gate, Gangnam 1970. Yoo Ha, bu filmin hem senaryosunu yazan hem de yöneten. Oyuncular ise Kore dizilerinden tanıdığınız Lee Min HoKim Rae-Won,Jung Jin YoungJung Ho-binSeol Hyun'dur.

Yetimhanede büyüyen iki gencin, üzerine yıkılan gecekondu eviyle, bütün toprakları satın alma hırsına sahip oluşunu izleriz. Bazı kavramlar ülkemizde de bize tanıdık gelir. Rüşvetle her şey birbirine girer, mülksüzlerden(!) olmamak için her suçu işlemek mübahtır. Çocukluk arkadaşı olan Jong Dae, Yong Ki birbirine karşı taraflarda bulunsalar da Jong Dae, kendisine sahip çıkan ailesini her şeyden üstün tutar. Filmde "Ailesi olmayandan kork" gibi bir iç sesi her an duyumsarız. Jong Dae her zaman abi bildiği Yong Ki'yi savunsa da, Yong Ki aynı merhameti Jong Dae'ye göstermemiş, baba bildiği adamı, ütünün tersiyle öldürmüştür. Para meseleleriyle ilgili üzeri örtülmeyecek kanlı hikayeler bırakmıştır. 

Nietzsche'nin dediği gibi sanat ve edebiyattan değil de siyasetten konuşuluyorsa, o ülke üçüncü dünya ülkesidir. Yağmurun ve kahverenginin arasında insanın rengi; kırmızıyı acıyla seyrederiz. İnsanın varoluşundan bu yana kazanmak için kaybetmek neden şart olmuştur? sorarak odada dolanırız. Ölüme daha çabuk nasıl gidilir? bu sorunun cevabıdır Gangnam sokakları.

 

Sodom'un 120 Günü

Bazen arka arkaya mekanın dışında bir yerlere gitmeye yeminli gibi film izleriz. Öyle oldu. Gangnam'ın sokaklarından çıktım yasaklı bir film olan adı; "Salo ya da Sodom'un 120 Günü"nü izlemeye başladım. 1975 yılı  İtalya-Fransa ortak yapımıdır. Vücudum kendini yalanladı. Eğer bunlar da insan sayılıyorsa... Ağzımı açamayacak derecede ekşi sularla doldum. Marquis De Sade'nin kitabından uyarlanan senaryo neredeyse kitapla birebir aynıdır; sadece Pasolini, siyasi tepki olarak olayın geçtiği yılı Nazi Almanyası'nın döneminde aksettirmiştir. Baştan sona rahatsız edici sahnelerin ve psikolojik baskının yer aldığı bu filmi izleyip bitirebilmek hiç de kolay değil. Tavsiye edilmezdir. 1944 yılında Nazi Almanya'sının kontrolünde İtalya'da kurulan küçük bir Cumhuriyet yönetimine sahip Salo Cumhuriyetin'de geçen olaylar anlatılır. Ülkenin söz sahibi insanlarından dört kişi 9'u kadın, 9'u erkek olmak üzere 18 kişiyi bir şatoya hapsederek onlara işkence ederler ve türlü sapkınlıklarda kullanırlar. "Kan dökmeksizin merhamet olmaz" diyen Baudelaire'ye ve "Ahlakın Soy Kütüğü" kitabının yazarı Nietzsche'ye gönderme yapılır. Romalı'ların eski ahitte yer alan mektupları bahs olunur. Filmin repliklerinden not almıştım. Size de yapraklayayım:

*Kötülükten daha bulaşıcı hiç bir şey yoktur.

*Dünya üzerinde görkemli bir şey varsa, kökünde kan dökülmekte vardır. 

*Anarşistiz, faşizanız ama en ufak gizli hislere erişemeyecek kadar güçsüz olabiliriz. Hislenmeye karışamıyoruz. Yaşlı sodomistler. Nezaketin ruhu!

*Sınıflar arası ayrım olmalı. Her nerede insanlar eşit ve orada ayrım yoksa mutluluk yoktur. Ne  alçak gönüllü olmanın bir yararı vardır, ne de mutsuz olmanın.

*İşkenceden kurtulmak için tanrının adını zikretti, derhal cezalandırın onu/bok çuvalı/ adlı bölümden.

*Kaderinle arzuma set çekebileceğini ve benden kurtulabileceğini düşünme.

 

Bu filmi sakın ailenize seyrettirmeyin. Halka ‘köpeksin’ diyen diktatörlerin, helvaya çivi batırarak, kırbaçlayarak zorbalıklarını seyrederken, şiir okumaya geçemedim. Bulut beyazını çoktan öksürmüştü. İçimde bir daralmayla uyuyakaldım

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)