MEDYAHOMUNCULUS

'UMUT YOK, KORKU YOK'

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

      Taşları da yemenin yasak olduğunu bilmediğimiz anlar vardır. Hazmı zor insanları zamanla keşfederiz. İnsan tüm duyu organlarına rağmen, yanındaki nefes alanı, tanıyamaz. Halbuki ölümüne sevmiştir. Bazen ölülerin sayıldığı yerde yaşamasından mıdır bilemedim- anlayamaz dirilerini. Pedro Almodóvar'ın çektiği İspanya filmi olan 2006 yapımı Volver (Dönüş) bu dediğim konuları öyle bir anlatır ki. Kadınlar mezar taşı temizleyicisidir. Raimunda ve kızkardeşi Soledad üzerinde geçen olaylara şaşırırız. Mutluluk  bu ikisine soğuk tarafından gelir. Paraları yoktur. Raimunda kızı Paula ve kocası Paco ile birlikte yaşarlar. Saldırgan ve işe yaramaz Paco, işten atılır, kızı Paula'ya tecavüz etmeye kalkar ve Paula tarafından öldürülür. Cesedi kaldırma işi de anneye düşer.

      Kız kardeşi Soledad; tedirgin ve utangaç, cesaretsizdir. Evini kaçak bir kuaför salonuna çevirmiş ve hayatını bununla kazanmaktadır. Kocası bir süre önce bir müşterisi ile onu aldatarak evi terketmiştir. Kadınların başına çok şey gelir. Kulaktan ibaret bu güzel insanlar, her türlü davetkar tavra kendilerini kaptırırlar. Çoğu kez zehirli peynir yiyen bir faredirler. Kelimelere aldanıp, bedenini eskiten yanındakine güven duymayan mutsuz kadınlarla doludur sokaklar. İkinci eş, üçüncü eş derken Raimunda’nın düştüğü durumu 2015’te de ne çok yaşayan vardır. Bu korkuların başında :”Üvey baba ve üvey anne sınavı” gelir.

Kant’ın mezar taşında ne yazdığını size söylemeden geçemeyeceğim:

“Bu dünyada iki şeye hayran kaldım: Birincisi gökyüzü, ikincisi ahlak konusu”

      Kadınları bu dünya evrenin merkezine koyduk, artık erkeklere yazık diyenler varmış. Altın Bamya Ödülleri dağıtılsa da kadınlar, yine de fazlasıyla kendilerini kullandıran, eşlerini, insanları yeterince tanıyamayan bazen neredeyse “aptal” sayılabilecek canlılardı. Hizmetkar anneler ve kadınların da sevinçleri taş olmuştu.

      Gelelim  seyrettiğimde göz bebeğimi büyüterek “işte bu” aferin! En azından “denilmeyen, anlatılmayan sözleri de“ söylemişsiniz bu eserde dediğim filmin adı; Marjane Satrapi'nin 2007 yapımı Persepolis’tir. Fransa da yapılan bu film, siyah-beyaz çekilmiştir. Bu durum filmi daha dramatik göstermiş, konunun ciddiyeti anlaşılmıştır. Her devrim gibi İran’da da yaşam ve onun şartları değişmiştir.Sözünü sakınmayan, dokuz yaşındaki Marjane adlı bir kızın gözünden bize konuyu ve tüm yaşamı aktarır. Malumdur ki kadınların yine hayatı “sen sus kadınsın”a çevrilmiş, haklarını kısıtlayıcı kanunlar konmuş, çarşaf giyme zorunluluğu getirilmiş, anneler, kızlar hapse tıkılmıştır. Yine “farelerin kaderi” midir bu başa gelenler.

      Tahran'da yaşayan Merjane, punk müzik, ABBA ve Iron Maiden'i dinler. Muhalif amcasının intiharını görür. O sırada Tahran’ın çevresine bombalar düşer. Savaş, müzik, kadın olmak hayatının ana konularıdır. 14 yaşında Avusturya’ya özel bir okula gönderilir. Orada yalnızdır. Anlamsız  aşk deneyimleri de olur. Marjane, İran’a geri döner. Sanat okuluna girer ve evlenir. 24 yaşına geldiğinde, İran’dan ayrılır. Fransa’ya yerleşir. Galiba şu sözden haberi yoktur ”korku yok , umut yok”… Ayaklarına karşı direncini artırır. Ümidini azaltmamıştır.

Soraya'yı Taşlamak adlı film de beni derinden sarsmış, yalan ve iftiraya alışkın insanı seyredince camdan dışarı bakmam biraz zorlaşmıştır. Kızlar kendinize ne yapmanız ne söylemeniz gerekir? Galiba bir yerlerde yanlış yapıyoruz. “Akıllanmak” dediğimiz alışkanlık bizim caddeye de uğrar mı ki?

      “Değer“ kime verilmedi? sorusunun alınyazısı bu ülkede karışıktır. “Güç “denen mefhum kimilerine göre değişir. Erkekler de kadınlar da “acı”çekmişlerdir. Lakin daha çok kim çekmiştir? Çağan Irmak'ın yaptığı 2008 yapımı Issız Adam filmi, adamların kendini dağıtmasının altında “hayat manifestosu” olarak bu yaşamın anlamsızlığı ve değer verecek bir şey yok algısı izleyiciye verilir. Alper her şeyi tüketilecek bir nesne olarak görürken, Ada “geçici olmayanda bir şey var”, der. Burjuvaya rüzgar çarpmıştır. Mütevazılık ağırlığını koymuştur. Bir kitapçıda başlayan diyalog, hayatlarının kaderini oluşturmuştur. Birlikte olunmaya başlayınca büyülenen gözlere bir şeyler olur. İnsan çok değişkendir. Bunu yazarken sevdiğim bir bardakta çayımı yudumluyorum. Poffluyorum. Aklıma 2013 yapımı “Erkek Tarafı Testosteron” adlı film geliyor, pis küs sırıtıyorum. Kadınlar ve erkekler ne anlar, ne ister? Nasıl birbirini tavlar sorularıyla, pazarlama sektörü kendine bankalar açmıştır. Bu sıkıcı filmde yedi erkek kendi patavatsızlığında konuşur. Birbiriyle muhabbet edecek kişilerin, verimli ve donanımlı olması gerekir. Daha fazla uzatmayayım, Saki Meleğim, dur arayayım 131’i. “Bana acil kahve getirir misin? Canım sıkıldı.

      Bu arada 2014 ABD yapımı olan Çocukluk (Boyhood) adlı film, mutsuz aile sahnelerini çekmiştir. Çekimleri 12 yıl sürmüştür. Mason adlı bir çocuğun ilkokuldan koleje girmesine kadar olan süreçteki fiziki ve ruhi değişimlerini anlamaya çalışır ve boşanmış anne ve babasıyla yaşadıklarına ve kız kardeşleriyle aralarındaki gerginliğe üzülürüz. Mason filmin sonunda bize yanındaki arkadaşıyla güzel bir şey öğretir. Kentten uzakta mutluluğu hissedebileceğimizi ve anın bizi yakalayacağını anlatır. Yazgıyı sevmelidir. ”Anı Yakala” emri, bu filmde öldürülmüştür.

      Bu dünya “mülk edinmek” kavramını çok adet edinmiş insanlarla doludur. Ruhun tecavüze uğraması mümkün müdür? Çözümleri sorunlardan daha çok konuşmak gerekiyor değil mi? Gripten arsız bir huya bürünmüş benin diyeceği şu anda çok yüklü değildir. Söylüyorum, şimdi susun: Gözlerinizle kalpleri devralamazsınız, kişi sadece güven duyduğu ve sevildiği yerde ömrünü geçirir.”

      Sıra sizde bakalım bana neler diyeceksiniz. Meczubum efendim, ona ne şüphe?





YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)