MEDYAHOMUNCULUS

UĞRAŞILARIMIZA ÖRÜMCEKLER ODA KİRALADILAR (REQUIEM FOR A DREAM)

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

Hayatta kalamadığımız, yaşıyorum deyip de kendimizi teslim ettiğimiz esirlik hallerimizi dedi-kodu ettim iç sesimde. Konuşuyorum çoğu zaman kendimle. Bazen seslerimi zincirledim. Rüyalarıma geçmiş görüntülerim sığındı. - “Nedir bu hapsoluşum efendi?” Deyişim biraz güldürdü beni. Muğlak turuncularım vardı. Göreli alışkanlıklarım ve bloke edilmesi gereken korkularım çoktan oluşmuştu bile. Bu dünya şiddetle besleniyordu. Tarih şiddetsiz oluşamadı. Evet, düşüncenin ifşası mümkün değildi. Aslen eksikti görünen her şey. Eylemde ve akılda kendimizi tamamen iptal ettiğimiz alçak gönüllülüklerimizde gizlenen belleğimizin bir kısmını okuyabilirdik. Bir an önce ölüyorduk. ‘Anonim bir bize’ neden ihtiyaç vardı ki?

Yönetmen Darren Aronofsky’nin 2000 yılı yapımı “Requiem For A Dream” (Bir Rüya İçin Ağıt) filmi “bağımlılık” kavramı üzerine düşündürdü. İnsanların kendilerini korktukları şeye karşı geliştirdikleri “şiddet”i gözümüzün önüne koyuverdi. TV bağımlısı olmak, uyuşturucu müptelası kalmak, diyet takıntısı edinmek “yok olmaya” bulunan bir çözümmüş gibi gelse de, insanın nefes almak için bir “sebep” arayışını bu filmde alenen görürüz. Sonra biraz dalarız uzaklara. Yeryüzünde devrilen bir kayığı kaldırmak için, illa bir sandal imalatçısının kurtarıcı melek olmasını beklemek ne derece anlamlıdır? Konu içinde bütünlüğü aklımızın kurmaya çalışması da belki kader denilen düzenin kendi içinde istismarı olabilir mi, kim bilir?

Bir şairin sese dönüşmüş çığlığı tam bu konular üzerinde yoğunlaşmışken bana cümle olarak geri döndü. ‘Hiç bir örümcek ağı gerçek bir çatı değildir’. Ellerimde pamukla cama yapışmış, denizi seyrediyordum. Ağırlaştı elim. Geldiğim bedende bir mekana kondum. Çatılar biraz hazırdı. Poetikamı izdihamlarla doldurdum. Okumak ve düşünmek ağır geliyordu insana. Elimdekini sıkmış, incitmemeye çalışmıştım zihnimi. Halkın politik korkuları vardı. Bazı zamanlar takı koleksiyonu gerçekten anlamsızdı. Kadının uğraşılarına örümcekler oda kiralamıştı. Çalkalanıyordu kayığım. Korkmamalıydım. ‘Akılla duygu her zaman bir çalışırdı’ çocuklaşmış mıydım? ‘Kendini koruma yetenekleri çocuk ruhunda sınırlıydı’ düşüyordu teknem. ‘Korku Retoriği’ üzerine düşünmek bu altı gün de vazifemdi. Uludum. Titredim. ‘Ruhun etkilenmediği durumda, beden sonuna kadar dayanıklıdır’. Ruhum hangi şeylere temkinli ve dayanıklısındır? Benimle konuş.' Bir Rüya İçin Ağıt ' filminde televizyonundan ayrılmayan kadın, yalnızlığı neden korku edinmişti? Uyuşmayı haplarla sağlayan insan, kendine yıldızlı rüyalar mı vermek istedi? Diyetle aynalara ve gözlere kurulan sahne performansı ne demekti? Pamuğum elimden düştü. Denizimde sandal imalatçısı yoktu. Kayığımı, ‘hissedişim’ kurtarmıştı.

Kayığımın şerefine The Story of Adele H. (L'histoire D'adèle H.) adında bir film izledim. Gece siyahına ışıklarımı kapattım. Okumuş kadınların kendilerine uyguladıkları şiddetin sebeplerini uzun zamandır düşünmeye başlamıştım. Merak ediyordum, insan dünyanın komutanıysa (!), kendimize 'korkular' bırakan yine kendimiz olabilir miydik? Acıma duygularımı büyüten Adele, sürekli kitap dükkanından bir tomar kağıt alıyor, kendine ‘ayrılık ve terk edilme’ korkusu edindiği için, odadan çıkmamacasına mürekkep yiyordu. Sevdiğinin kendisine geri dönebilmesi için, babasının nağmeli sevgisini, annesinin hastalanıp ölmesini ötelemiş bir kadın gördüm o gece. Gözlerini ve tüm bedenini ‘adak’ kılmıştı. Ah bu kadınlar, hiç anlaşılmıyorsunuz diyenlere bir çaydanlık armağan etmek istedim şimdi. Yapım yılı 1975  olan bu film, Fransa'da çekilmişti. Yönetmeni François Truffaut'tu. Seyrederken daha çok kitap okur gibi de hissettiğim için nedense rahatsız değildim. Korku üretmek alışkanlığımızsa nasıl Homeros'u okumuş sayılabilirdik ki? İnsanın faresi, bedeninin kaldırımlarındaydı. Kapanlarımıza 'korkular' hediyemiz olsun...

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)