SİNEPOEM

TERAPİNİN ‘BEYAZPERDE’ HALİ

Esma Belgin Özdemir

@ebelginozdemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

 

Yeterince iyi bakarsanız daha önce görmediğiniz, mesafeli duran her gerçekliği görürsünüz. Defalarca önünüzde açılan ama giremediğiniz kapılar vardır örneğin. Belki bir itiş gücü yada görmek için büyük gözler lazımdır size. Bir gün vakti gelir, susmanın ve yüzleşmenin…İşte böyle zamanların anahtarlarından biri de perde de yansıyan karelerdir. Hepimiz biliyoruz ki, bir film sadece senaryo ve kurgudan ibaret değil. Süresi olan bir eğlencelik hiç değil. Bu yazıda sizlere filmin ne olduğu yada olmadığını uzun uzadıya anlatma niyetinde değilim. Diyeceğim; sinema bir kültür ise neden yaşamı biçimlendiren bir etkisi olmasın?

 

Sinematerapi son yıllarda psikoterapistlerin başvurduğu tedavi yöntemlerinden biri. İlk olarak İngiliz terapist Bernie Wooder’un tespitlerini okumuştum. Wooder, "Film hakkında konuşmak terapinin hızlı ilerlemesini sağlıyor. Çünkü insanlar başka bir kişi veya ortam aracılığıyla kendinden bahsetmeyi tercih ediyor. Filmler insanların şuuraltındaki hislerine ulaşabilmenin en kestirme yolu” diyordu.

 

İÇERİĞİ DEPRESYON OLARAK BELİRLENMİŞ FİLMLERDEN…

 

Alone In The T-Shirt Zone /1986
Death In Small Doses /1995

Eraserhead /1977
Harold And Maude /1971
King Of Marvin Gardens / 1972

The Last Picture Show / 1971
Modern Times /1936
Natural Enemies /1979
Repulsion /1965
The Seventh Veil /1945
Unstrung Heroes /1995
The Wrong Man /1956

 

Terapistlere göre bu yöntem ile herkes evinde kendi kendini tedavi edebilir, ne ala…

Tabi filmler sadece bir tedavi yöntemi değil… Hisli bir filmi seyrederken kısa bir süre için de olsa tüm sorunlarımızdan uzaklaşıp filme konsantre olmanın da sayısız faydası var.

Pek tabii terapistlerin bazı önerileri var filmlere dair… Örneğin; "Kazablanka" hayattaki romantik anların önemini anlatmak için mükemmel. Günü yaşamanın faydalarını anlamak isteyenler de "Tiffany‘de Kahvaltı"yı seyredebilir. “The Color Purple” sadece kendisi olduğu için sevilmenin ne denli önemli olduğuna atıfta bulunuyor. “Eyes Wide Shut” ve “The War Zone” gibi filmler aile terapistleri ve evlilik danışmanları tarafından kullanılırken, Robin Williams ve Annabella Sciorra’nın oynadığı “What Dreams May Come” isimli filmin, gerçek sevginin gücü, hayat, ölüm ve ölümden sonraki hayat hakkında müthiş etkileyici olduğunu hatırlatmakta fayda var.

 

Uzun, ısrarlı, kasvetli günler vardır, kendinizlesinizdir… Günü-günleri atlatmak zorundasınızdır. Arkadaşlarınıza anlattığınız uzuuuuun uzun hikayeler ruhunuzu her zaman tamir edemeyebilir. Onarım işi size kalmıştır. Düşündükçe liste uzar gider…

 

TERAPİ NİYETİNE…

Spellbound (1945)

Ordinary People (1980)

Awakenings (1990)

Le Mari de la Coiffeuse (1990)

Eat, Drink, Man, Women (1994)

Happiness (1998)

Chinese Coffee (2000)

Dzien Swira(2002)

Cache (2005)

Beş Vakit (2006)

The Mist (2007)

Adem’in Trenleri (2007)

The Guitar (2008)

Pontypool (2008)

Carnage (2011)

This Must Be the Place (2012)

The Broken Circle Breakdown (2012)

Holy Motors(2012)

La Migliore Offerta (2013)

Calvary (2014)

Kış Uykusu (2015)

 

Kendinizle yüzleşmenin en etkili anahtarlarından biri ‘filmler’. Nesneler, hayatımızın iç içe geçmiş milyonlarca sözcükleri, yarım yamalak hikayelerimiz, günleri eşelediğimiz saatler… Bunlardan tamamen sıyrılmak olanaksız. Lakin belki bir dost belki bir psikolog size yaşama umudu verebilir bir cümleyle. Biz de size terapinin kolay ulaşılabilir, yalın ve tek kişilik halini hatırlatalım istedik.

 

 

 

YORUMLAR [0]