MEDYAHOMUNCULUS

SİNEMANIN DİLİ BOĞAZINA KAÇMADI DEĞİL Mİ?

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

BAŞIMIZA BİR SÜRÜ ÇORAPLAR VAAD EDEN SİNEMA MAHALLESİNDE, KRONİK DENİZ FENERLERİ EDİNMEMEK GEREKİYOR. NEREYE SIĞINIYORUZ? FİLMLER ÇEKİLDİ, REKABETLER YAPILDI, DAVALAR AÇILDI. ARKADAN SEYREDEN NEDENLERİ HİÇ BİLMEDEN ALDIK BİLETİMİZİ OTURDUK SİNEMA KOLTUĞUNA. NERDEN BİLEBİLİRDİK, AYAKLARIMIZA BAKILDIĞINI.

 

Korktuk vallahi, gözlere yapılan bir holokost muydu bu sinemanın ettiği. Sessiz olmayı bıraktı ademin sineması. 2011 yapımı "The Artist" adlı filmde halkın, sesli görüntüye ne kadar da meraklı olduğunu yakinen hissederiz.

 

Öğün atlayarak soruyorum. Peki bu dilsiz olmayan gördüklerimiz, uluslardaki ırklara hangi utançları ya da yanlışları pofpofluyordu? Tüm filmler bize hangi kılıkları giydiriyorlardı.

2013 yapımı İpler (Strings) filminde davranışlarımı kontrol altına alan sinematografiyi eksilten "Widescreen (geniş ekran)" sahiplerini düşünmeden edemedim. İnsan varlık sahasında yani -oyun alanında- çok etkileniyordu.

 

Eskimiş diye arşiv filmlerine bakmıyorduk. Ne kadar ayıptı, bu yaptığımız. Estetik etkilenme bahşeden 1909 doğumlu Elia Kazan'ın "Amerika Amerika" filmini herkes izlemiş olamazdı. Bu kadar popülarizme  kayan sanat varken, bunu  beklemem pek de mümkün değildi. Filmde ana karakter olan "Ohannes"in sirtaki dansı yaparak ölüme kendini teslim edişini, Samatya'da denize karşı oturan ben, nasıl da unutabilirdim. Şehir Ohannes'in canını almakta nasıl da hünerliydi. Denize atlayan Ohannes, arkasındaki gemide pabuçlarını bırakmıştı. Zaten  pabuçlarını aldığı Stavros'un kimliğini de almış ve öylece umut yüklediği şehre sızmıştı. Bu film de meczubuz ya şu soruları döndürdüm de döndürdüm: Başkasının adıyla yaptığımız tüm işler yarım mı kalır? Kendiliğimiz diye bir şey var mıdır şu dünyada?

 

Hepimiz sinema alanında kelepçelenmiş kuyruğu sıkışmış titrek maymunlarız. Doğru maymunu tokatlamadılar bunu kabul edelim. Bütün filmleri yönetenler bazen "ümit verici "olmaktan, "büyük olmaya" geçemiyorlardı. İşte bu yüzden göz takibimizden, hiç bir izci rehin almadan dönebilirdik. Yani dedim ki çok boş olan filmleri izlemeye devam edersek, elimizdeki mısırı seyretmek için, film yemiş oluruz!

 

Konuyu nereye bağlayacaksın mı dediniz:) Durun öksürüyorum şimdi. Her hareket bir yazıdır evet. Kalemi oynatanları azıcık gıcık etmek istiyorum. Sadece "tüketici müşteri "diye zorla oluşturulan kitleye "yutturmaca" filmler yapmayı bırakın artık. Yoksa... Yaptığım şey eutopyamızı oluşturmak sanırım. Yönetiyor bizi sinema. Gereksiz endişeler, tutuşturulmuş kaygılar veriyor.

 

Bazı filmlerde içine yerleştirilmiş harika kitaplar da görüyorum. Çok lezzet alıyorum o zaman. 1991 yapımı "Kuzuların Sessizliği" (The Silence Of The Lambs) filminde Antony Hopkins'in oyunculuğunu keyifle izledim ve o karakterin akıllı sözlerini de kaydettim belleğime."Hannibal Lecter bu filmde psikolojik gerilimi sağladı" denmesi anlamsızdır. Burada insanı yiyen zekanın şartları sorgulanmıştır. Az değildir bu. Kıymetli akrabanız gibi davranın bu filme lütfen.

 

Max Payne ve GTA 4 benzeri oyunlardan geçmiş insanların çoğunluğu "Amerikan Rüyası" tabirini ezberler. Şan ve şöhrete çabuk ulaşmanın yollarını 1972 yapımı "The Godfather" filminden mi öğrendiler? 1999 yapımı "American Beauty" filminde toplumun güzel dediği Angela'ya "çirkin" diyen birisi çıkmıştır çok şükür. Doğru sözleri söyleyen, akıl hastanesinden çıkan kişidir buna da aferin. Güçlü bir sekans vardır ki; beni çok heyecanlandırmıştır. "Rüzgarda dans eden içi boş poşetin, serbest doğal dansını izlemek". "Duyabilirsen her şeyde bir müzik var " algısını, Amerika Rüyası'na kaptırmış insanları eleştiren bu filmde hissedersiniz. Oh ne güzeldir. Kurmacası düşünülmüştür.

 

2014 yapımı "Yeniden Başla" (Begin Again) adlı filme de dokunayım tabi. Daha çok tırnaklayayım mı? Müzik yapımcısı Dan'in, Gretta'ya şans eseri karşılaşmasıyla ruhuna yayılan düşü gerçekleştirmeye çalışması, hem de bunu parasızlık içinde başarması ne de güzeldi. Sokakları stüdyo kıldılar, çocuklar vokalist oldu. Müzik okulunda okuyan öğrenciler orkestra elemanları oldular. Galiba imkansızlık iyi bir şey miydi?

 

Şimdi 1950'li yıllardan kalma bir şişenin içine sevdiğim filmleri kağıtlara yazıp koymak, şişenin etrafına çiçekler ekmek istiyorum:) Rahat bırakın beni. Hadi...

 

 

 

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)