TEK KİŞİLİK KARNAVAL

ŞENLİK DAĞILDI, BİR ACI YEL KALDI: DELİ DELİ OLMA

Dilan Salkaya

@leblebikola

BU YAZIYI PAYLAŞ

1876-1877 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından Ruslar’ın Kars’a yerleştirdiği Malakanlar, Murat Saraçoğlu’nun 2009 yapımı filmi Deli Deli Olma’da bir karakter üzerinden belirgin şekilde ele alınır. Filmin ana karakteri Mişka’yı ise en güleryüzlü hâli ve uysal tavrıyla Tarık Akan canlandırır. Deli Deli Olma, Tarık Akan’ı beyazperdede seyrettiğimiz son film olması nedeniyle hatırlanmaya; barıştan yana, yardımsever, kıymet bilen, geçmişine değer veren, vefakâr bir halk olan Malakanları hatırlamaya; yiten bir değerin ardından ikiye bölünen Türkiye halkına bu hoşgörülü topluluğu hatırlatmaya değer...

Bozkırın orta yerinde yalnız bir Malakan. Patik ören, bir kadın hassasiyetiyle yemek pişiren, baba yadigârı piyanosunu konuşturan, bir zamanların değirmenci, şimdilerin bakkaldan veresiyeyle un satın alan talihsiz Mişka’sı. Ama hâlâ âşık, geleneklerine ve geçmişine bağlı, hâlâ candan...

Murat Saraçoğlu’nun, 120 (2007), O... Çocukları (2008) gibi iki ayrı dokunaklı hikâye barındıran filmlerinin ardından, sinema kariyerini Şerif Sezer ve Tarık Akan’ın göz alıcı oyunculuklarıyla doruğa taşıdığı dram ve komedi harmanı yapımı Deli Deli Olma, seneler sonra iki ustayı yine karlı bir coğrafyada yan yana koyar. Ancak bu defa yollara düşürmeyip dört duvar arasında bekletir. Sanki makûs talihini erkenden çağırmış gibi, filmde de kötü hastalık sonucu hayatını kaybeden bir karakter olan Mişka, Malakan olduğu için köyün önde gelen, sözü geçen ihtiyarı Popuç (Şerif Sezer) tarafından hep dışlanır; aslında aralarında hâlâ geçmişten kalan bir aşkın hükmünün sürdüğü ise sonradan ortaya çıkar. Bir başına, öz kültürüyle hayatını idame ettirmeye çalışan, uysal ve duygusal bir Malakanı canlandıran Tarık Akan, Gülşen Bubikoğlu ile oynadığı, Yeşilçam’a damga vuran kıpır kıpır aşk filmlerindeki kadar olmasa da, Hazel Sevim Ünsal imzalı senaryosuyla bir nebze Yeşilçam esintili, yer yer melodramatik unsurlar da barındıran ancak asla klişe esiri olmayan bu sımsıcak hikâyede, son unutulmaz performansını sergiler. 

Köyün dobra anası Popuç’un torunu Elma ile aralarında Heidi ve dedesi misali kurulan özenli dede-torun ilişkisi, Mişka için bir yaşama umudu olur. Mişka’nın, Popuç’un bakkalına olan borcu yükselince ve Popuç bunu öğrenip de bu “kâfire” veresiye verdiği için oğlu Şimestan’ı haşlayınca, Mişka’nın baba yadigârı piyanosu, bir borç ödeme biçimi olarak haneler arası yolculuğa çıkar. Piyano heveslisi yetenekli Elma için tutunacak bir dal olan piyano, Elma’nın babasının diğerlerine olan farklı borçlarıyla birlikte ikinci kez el değiştirince, bir daha Mişka’ya dönmemek üzere at arabasına çakılı kalır. Gittiği evlerde kıymeti anlaşılmayan, kimi zaman yüklük yapılıp kimi zamansa kuluçka yerleştirmek üzere ahırda samanların arasında kaybolan piyano, Elma için “yürekten dedemdir” dediği Mişka’nın, gözü gibi baktığı emaneti olur. Nitekim köyde döner durur, sonunda Elma’nın evine geri gelir.

Kars’ta konservatuar sınavına girip burs alınca ailesiyle birlikte Kars’a yerleşmesi gereken Elma, toprağını terk etmeyen inatçı ninesi Popuç’u ve can dedesi Mişka’yı geride bırakarak köyden ayrılır. Popuç ise bu esnada ölüm döşeğindeki Mişka’nın, yıllar önce sönen ancak içinde kaynamaya devam eden aşkının da gücüyle, son yardımcısı olur. Köyü terk edemeyişinin asıl nedeni ve filmin başından beri aralarında süren çekişmenin dayandığı nokta böylelikle ortaya çıkar.

Filmde Tarık Akan’ın hayat verdiği Mişka’yı doğru aktarabilmek için Kars’taki Malakan Dostlar Derneği’nin de katkılarıyla, Malakanların tarihine, kültürüne ilişkin aylar süren araştırmalar yapılır, Terekeme ağzının doğru aktarılabilmesi için sayısız okuma gerçekleştirilir. Tarık Akan ve çocuk oyuncu Cemile Nihan Turhan bir buçuk ay süreyle piyano eğitimi alır. Köylüleri hoşgörülü, eğlenceli insanlar olarak yansıtan Murat Saraçoğlu, köyün müzik öğretmeninin derste çocuklara öğrettiği “Kardeş Olun Ey İnsanlar” adlı Beethoven bestesinin de vurguladığı üzere, bir dostluk, birlik çağrısı yapar. Aşk hikâyesiyle ise bu samimi ve sevgi dolu anlatıda, ister dudak değmezli, sazlı türkülü olsun, ister piyano eşliğinde dağlara çarpıp Kafkasya’ya ulaşsın, evrensel bir tını yakalar.

1970’de Ses dergisinin düzenlediği bir yarışmayla Yeşilçam’a belki de en tepeden giriş yapan ve sonrasında hiç alçalmayan Tarık Akan, uzun süre güldürülerde, bir dönem polisiyede, en çoksa Gülşen Bubikoğlu ile özdeşleştiği aşk filmlerinde yer alsa da, işçi sınıfının mücadelesini, Yılmaz Güney etkisiyle Kürt sorununu da sayısız filmle filmografisine ekler ve “kartpostal” imajının ardından bir halk kahramanı yaratır. 1965’ten itibaren sol hareketi popüler bir moda akımı gibi büyüyüp yayılırken, henüz Damat Ferit olan Akan, 90’lara dek oynadığı güldürüleri ve melodramları sonradan toplumcu gerçekçi filmlere teslim eder. Özellikle Baraj (1977), Maden (1978) ve Kanal (1979) filmleriyle başlayan toplumsallaşma hareketi, elbette ki anmadan geçemeyeceğimiz Sürü (1979) ve Yol (1982) ile taçlanır. Adak (1979) ve Demiryol (1980) gibi yapımlar ise Akan’ın kariyerine yerleşen bu kahramanlığı pekiştiren filmler olarak anılır.

Ertem Eğilmez ambargosu, Yeşilçam'daki tekel sistemini yeksan eden Maden girişimi, en kaliteli güldürüleri, en soft aşk hikâyeleri, en delikanlılık hâlleri, en kült Emel Sayın’lı yapımları bir yana, Deli Deli Olma, Tarık Akan filmografisi içerisinde huzurlu bir son limandır. Her şey geride kalmış, onun mantıklı ve kararlı duruşu 2009’a geldiğimizde de bozulmamış, davasının peşinde kâh sansüre direnen kâh işçi sınıfının, Kürt halkının mücadelesini sırtlayan bu adam hâlâ aynı kalmıştır. Nitekim “Bir ayrık otuyam / Kökü olmayan, sevilmeyen” sözleriyle Deli Deli Olma’da Tarık Akan’ın ağzından dökülen, Elma’ya konservatuar sınavını da kazandıran bir maninin söylediğinin aksine, Türk Sineması’na kök salan, sarmaşık olarak giriştiği mücadelesinde en sağlam şekilde sinemaya ve izleyicisine tutunan Tarık Akan’ı, piyano çalıp şarkılar söylediği bu minicik sahneyle anmak, onu hep güzel sesiyle, sesinden daha güzel yüreğiyle hatırlamak ümidiyle...

 

YORUMLAR [0]