OYUN VE BÜYÜ

PAGANİZME GİRİŞ (THE WITCH)

Hamit Uğur

droidyan

BU YAZIYI PAYLAŞ

            Eşine az rastlanır saflıkta bir korku filmi olan "The Witch" / Cadı, püriten bir aileye musallat olan orman cadısının, aile üzerindeki etkisini anlatıyor. Duru ve bir korku filminden beklenilmeyecek sadelikte anlatımıyla pek çok övgüyü hak edecek bu film, dayandığı Hristiyanlık algısı ve pagan kültür öğeleriyle, konuya yabancı kimseler için kolay anlaşılır semboller taşımıyor. Gelin, biraz paganizme dalalım ve cadı avını başlatalım.

            Yönetmen Robert Egges, bu film için dört sene boyunca çalışmış. 16. yüzyıl Amerikası, New England tarihi, arşiv taraması, literatür taraması, efsaneler, cadı avı, ritüeller, paganizm vb. üzerinde epey bir bilgi topladıktan sonra bazı diyalogların, bizzat kayıtlardan oluştuğu güçlü bir senaryo ortaya koymuş. Elbette ki konu paganizm olunca da senaryosunda sembollere epeyce yer vermiş. Çünkü bu semboller, dolayısıyla paganizm, Hristiyan batının bilinçaltını oluşturmakta. 

            Bizimki gibi doğu toplumlarında, batının bilinçaltındaki kodları çözmek hayli zordur. Çünkü hem Avrupa mitlerini, hem de onların Hristiyanlık öncesi dinlerini bilmeyiz. Aslında Hristiyanlığı da pek bildiğimiz söylenemez. Ancak sürekli o kültürün bombardımanı altındayızdır. En basitinden The Avengers karakterlerinden biri olan Thor'un bir pagan tanrısı olduğunu pek azımız bilir. Hatta İngilizce "perşembe" anlamına gelen "Thursday" kelimesinin pagan dinine ait "Thor's day" (Thor'un günü) olduğunu da bilmeyiz. Bunun sebebi, paganizmin bizdeki tezahürünün, doğu mistisizminden oldukça etkilenmiş ve aslında Kur'an'la tamamen çelişmesine rağmen "İslam" zannedilen tasavvuf öğretisi olarak karışımıza çıkmasıdır. Bu anlamda, izlediğimiz pek çok yabancı filmin içindeki göstergeleri anlamakta zorlanırız. Paganizm, aslında dünyanın en yaygın virütik dini olmakla birlikte pek az bilinir. Çünkü pagan kültür, Hristiyanlık, Yahudilik ve Kur'an dışı İslam algısı içinde -tasavvuf adıyla- kolayca simbiyotik ilişki kurarak yuvalanabilmektedir. Bu yazımızda "The Witch" ile birlikte, paganizme ve onun sembollerine kabaca bir göz atacağız.

            Aslında Paganizm, çok geniş bir anlamı ve çok geniş bir coğrafyayı kapsıyor. En kısa anlatımıyla "doğa dini" diyebiliriz. Paganizm, canlı/cansız her şeyin doğaya ait olduğu ve doğaya döneceği şeklindeki bir döngüyle (tekamül) kendi kozmolojisini oluşturur. Tek tanrılı ve çok tanrılı şekilde görülebilir. Tek tanrılı şeklinde tanrı, bizim algımıza da yabancı gelmeyen "doğa ana"dır ve ona aracılık eden alt tanrılar vardır. Bu alt tanrılar, bazen heykelleşebilir şekilde görülebileceği gibi "Druid" denilen din adamları da olabilir. Druid'ler, bir çeşit rabbani sınıfıdır. Druidler'in başı, "zamanın müceddidi" yada papa gibidir. Organize bir tarikat öğretileri, bir çeşit mürşid-mürid ilişkileri vardır. Paganlıktaki druidleri diğer din adamları sınıfından ayıran nokta ise kadınların da druid olabilmesidir ki bunlara "Druides" denir, yani bildiğimiz anlamda "Cadılar."

            Druides'ler, kadim bir kültürden gelmektedir. Bu kadınlar bilgedir, eğitimcidir, etraflarında başka genç kızları toplar ve eğitim verirler, şifacıdırlar, bitkilerden çeşitli ilaçlar üretebilirler. Hristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte halk arasında bunların büyücülükle uğraştığı, hava olaylarına müdahale edebildikleri söylentileri yaygınlaşır, hatta bunların şeytanla işbirliği yaptığı iddialarıyla, belki bir çeşit "kara propaganda"nın kurbanı olarak "bilge kadın"lıktan "cadılığa" geçiş yaparlar. Her dini oluşum gibi paganizm de yok olmaya karşı direnç gösterir ve kendini var etmeye çalışır. Bu kadim bilgiler, Hristiyanlığın gücü altında saklanır ve uykuya dalar. Ancak Kilise, içinde bulunduğu bağnazlık ve cahillikten doğan her felaketi, kendi dışında bir etken arayarak örtbas etmeye kalkar ve aranan "günah keçisi" olarak paganları seçer. Böylece meşhur "cadı avı" başlar. Herhangi bir doğa felaketi, veba, salgın, hasatın verimsizliği, don vb. durumlarda, mutlaka suçu üzerine atacak, kurban edilecek bir cadı bulunur. Bu şekilde Avrupa'nın karanlık çağlarında ölen binlerce kadından söz etmek mümkündür. O yılların cahil halkının uydurduğu karanlık öyküler, işte bugüne kadar gelen "cadı masalları"nı oluşturur.

            Dindeki reformları reddederek daha katışıksız bir Hristiyanlık anlayışını benimseyen Protestan Hristiyanlar'a "Püriten" denir. The Witch'in başkahramanı olan ailemiz de İngiltere'den göç etmek zorunda kalarak, Amerika'daki New England denilen bölgeyi kuran ilk sakinlerden. Doğal olarak, gelirken de 16. yüzyıl Avrupa'sının tüm bilinçaltını da beraberlerinde getiriyorlar. Baba William, hayatında pek başarılı olamamış, iyi niyetli ancak yetersiz bir karakter. Çocuklarını iyi birer Hristiyan olarak yetiştirmek istiyor. Özellikle Hristiyanlığın temel öğretilerinden olan "ilk günah" kavramı, ailenin bilinçaltında ve filmin temel kodlarında önemli bir yer tutuyor. Nedir bu ilk günah? Kısaca değinelim: Bu, Hz. Adem ve eşi Havva (ki Kur'an'da bu isim geçmez), şeytanın oyununa gelerek yasak elmayı (Kur'an'da elma da geçmez) yediklerinde girdikleri ilk günahtır.  Hristiyanlık'ta doğan her insan, bu ilk günahın yüküyle, günahkar olarak doğar. Bu sebeple doğan her bebek, vaftiz (abdest) töreniyle günahlarından arındırılmalıdır.

            Filmimizin kahramanı olan ailenin henüz vaftiz olmamış, yani günahkar, bir bebeği vardır. Kendisindeki güçleri toplayabilmek ve şeytana hizmet edebilmek için bir cadının arayıp da bulamadığı şeyi, aile kendi elleriyle bu yeni topraklara getirmiştir. "Günahkar" bir yeni doğanı hemen kaçırıverir cadı. Onu, hazırladığı büyü için öldürür. Bununla da kalmaz, aileye musallat olmaya başlar.

            Paganizmde "şeytan" yoktur. Şeytan, insanların kendi suçlarını üzerinden atmak için kullandıkları bir günah keçisidir. Şimdi burada "keçi"ye dikkat. En önemli pagan tanrılarından biri olan Dionysos, eğlence ve şarap tanrısıdır ve sembolü keçidir. Hristiyanlık, Dionysos ve keçi figürlü doğa tanrısı olan Pan'dan dolayı keçiyi şeytanın hayvanlarından biri olarak kabul eder. Ayrıca şunu da söyleyelim ki püritenler, eğlence ve müziği günah kabul eder.

            Bebeklerini kaybeden ailenin, ikiz çocukları, işte bu sebepten dolayı çiftlikteki bir kara keçiyle oynayıp durmaktadır. Filmin yönetmeni ve yazarı, paganizm ve Hristiyanlık için zıt anlamlar taşıyan bu hayvanı bilinçli olarak seçmiştir. Bir tanrı ya da şeytan.

            Filmin çok önemli bir diğer sembollerinden biri de tavşandır. Şeytanın tezahürlerinden biri olan tavşan, paganizmde yine bir başka önemli yer tutar. Bakın bunu seveceksiniz: Ostara, ilkbahar ekinoksunda adına kutlamalar yapılan bir tanrıçadır. İngilizce'deki "Paskalya günü" anlamına gelen "Easter" kelimesi onun adından gelir. Ostara, bereket tanrıçasıdır; sembolleri de yumurta ve yabani tavşandır. Hani şu Playboy'un tavşanı mı yoksa?

            Şeytan, keçi ve tavşan şeklinde etrafta dolanadursun, bir başka göz alıcı sahneyle bir başka hayvan çıkar karşımıza: Evin annesi Katherine'in göğsünü yiyen Kuzgun. Kuzgun da paganizmin en önemli sembollerinden biridir ve Hristiyanlık'ta da bir karşılığı vardır. Kuzgun, paganizmde tanrı Odin'i (Evet Thor'dan biliyoruz.); Hristiyanlıkta ise ilk cinayeti işleyen Habil'i temsil eder. (Habil ismi de Kur'an'da yer almaz.) Odin, paganizmde "tanrıların babası"dır ve büyü, zafer, av tanrısıdır. Artık avın tamamlanacağını kuzgun aracılığıyla gösterir bize yönetmen.

            Son olarak elma ile yazımızı tamamlayalım. Elma figürü malum, Hristiyanlık'taki "ilk günah"ın nesnesi. Paganizmde ise ölümsüzlüğün sembolüdür. Ağaç, kökleriyle yer altı dünyasına, dallarıyla da gökyüzüne bağlıdır. Bu anlamda bir geçiş aracıdır ve ölümsüzlüğü sembolize eder. Paganizmde meşe ve elma ağaçları bu ölümsüzlüğün sembolleridir. Hepimizin bildiği o ısırılmış elma, tanrıya başkaldırarak işlenen ilk günahla kazanılan ölümsüzlüğü çağrıştırır.

            Koskoca paganizmi bir filmle anlatmak gibi bir amacımız olmadığı için, artık yazımızı bu kadar bilgiyle bitirebiliriz. Henüz filmi izlemeyenler için de bundan fazlası sürpriz bozucu olacaktır. The Witch, kendi kültürel kodlarını çok yerinde kullanmış, gerçekten kült olmaya aday bir korku filmi. Maalesef, ülkemizde korku filmi diye yutturulan din tüccarlığının ve Kur'an cahilliğinin, böyle bir filmin alt metninin / evreninin yanından geçmesine bile imkan yok. O da bir başka yazının konusu.

            The Witch filmi hatırlattı ki; her gün, bildiğimiz ya da bilmediğimiz pek çok sembolü taşıyan ürünlerin bombardımanı altında yaşıyoruz. Teknolojiden, müziğe, sinemadan, edebiyata, new age video kliplerinden, spiritüel oluşumlara kadar pek çok pagan öğreti mesajlarına ve sembollerine karşı neredeyse savunmasız durumdayız.

            Paganizm; ilkel insanın üzerinde yaşadığı, kendisini kuşatan, yiyeceğini veren, toprağa; kendisinin müdahale edemediği yıldırıma, güneşe, kısacası doğaya tapması şeklinde kendini göstermiş bir din algısı. İlkel insanın, tanrı arayışı içinde bu tip kuvvetlere yönelmesinin aslında normal olduğunu, biz En'am Suresi içinde yer alan Hz. İbrahim'in tanrı arayışı hikayesinden biliyoruz. En'am Suresi 74 ve 83. ayetler arasında henüz Allah'ı tanımamış Hz. İbrahim'in de, yıldıza, aya, güneşe, tanrı olarak yöneldiğini görüyoruz. Demek ki tanrıyı aramakta ve tanrı algısını sorgulamakta bir sorun yok. Sorun, nihayetinde şu noktaya varamamakta:

            "Artık ben, her türlü batıldan yüz çevirerek bütün varlığımla gökleri ve yeri yaratana yöneldim; ve ben O'ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim!" (En'am /79)

 

           

                       

YORUMLAR [0]