SİYAH ZARLAR

OUIJA: ORIGIN OF EVIL: CADI TAHTASI YENİDEN MASADA

Egemen Tokatlıoğlu

egementk

BU YAZIYI PAYLAŞ

2014 yılında vizyona giren Ölüm Alfabesi (Ouija), iki yıllık bir aradan sonra devam filmi ile seyircisiyle buluştu. İlk filmin izlerinden giden ve olayların öncesini anlatan film çıtayı daha yukarılara taşıyarak korku severlere keyifli bir seyirlik sunuyor.

Korku sinemasında sıklıkla gördüğümüz filme de adını veren meşhur cadı tahtası (Ouija) ekseninde gelişen ilk filmden 2 yıl sonra Ölüm Alfabesi 2: Kötülüğün Başlangıcı, ilk filmin öncesini anlatarak hikaye örgüsünü tamamlıyor. İlk filmde evinde cadı tahtası bulan Debbie’nin bu tahtanın etkisiyle ölmesi ve ardından bu ölümü araştıran Laine ve diğer arkadaşlarının başından geçenleri izlemiştik.

Ruh çağırmaya yarayan ve üzerinde harfler olan Ouija yani cadı tahtası, gelen ruh ile iletişime geçmek için bir araç niteliğinde. Bu araç sayesinde ruhlar belirli harfleri kullanarak cümleler kurabiliyor ve onu çağıranla iletişime geçebiliyorlar. Ancak genellikle şaka veya heyecan olsun diye başlanan bu oyun ruhun musallat olması ile kabusa dönüşebiliyor. İşte filmimizde tam bu eksende gelişiyor…

İkinci filmde 1960’lara gidiyoruz ve ilk filmde korkunç olayların yaşandığı evin ardındaki sır perdesini aralıyoruz. İki çocuğu ile birlikte yaşayan dul bir kadın olan Alice, geçimini sahte ruh çağırma seansları düzenleyerek sağlamaktadır. O günlerde piyasada satışa sunulan ve büyük ilgi gören cadı tahtasını, sahte ruh çağırma seanslarında iyi bir araç olacağını düşünerek satın alan Alice’in başına geleceklerden haberi yoktur. Ölmüş olan babasını çok özleyen evin küçük kızı Doris bu tahta sayesinde babası ile iletişime geçmek ister. Başta babasıyla iletişime geçtiğini sanır. Hatta annesi ve ablası Lina da bu duruma hem sevinir hem de şaşırırlar. Fakat çok geçmeden anlaşılır ki çağırdığı babasının ruhu değil kötü bir ruhtur. Doris’in bedenini eline geçiren bu kötü ruhtan kurtulmak için Annesi Alice ve ablası Lina zorlu bir mücadeleye girer.

KÖTÜ RUHLAR, MASUM BEDENLER

Ölüler alemi ile iletişimde kullanılan bu tahta pek çok Hollywood filmine konu olmuştur. Bu filmlerden birisi olan Ölüm Alfabesi; gücünü aldığı materyali, konu ile bir bütünlüğe oturtarak gerilimli ve bir o kadar keyifli bir izlence sunuyor. İlk filmde kafalarda ne kadar soru işareti varsa hepsini cevaplayan filmin en büyük artılarından biri evin küçük kızı Doris’i canlandıran genç oyuncu Lulu Wilson. Korku sinemasında karakteri ile bütünleşen pek çok küçük yıldız izledik. Örneğin 1982 yapımı Kötü Ruh (Poltergeist) filmindeki performansı ile akıllara kazınan Heather O'Rourke’dan tutun da yakın tarihli Halka (The Ring) filminde Samara’yı canlandıran Daveigh Chase’e kadar pek çok yetenekli genç aktris rollerinin hakkını başarıyla verdiler. Lulu Wilson da genç yaşına rağmen oldukça zorlu bir işi kotarmış ve filmin en ağır yükünü sırtlanmış. Karakteristik oyunculuğu ile yönetmen Mike Flanagan’ın Göz (Oculus) filminde de beraber çalıştığı bir diğer genç yetenek, yakın zamanda büyük övgüler toplayan Kaptan Fantastik’te de izleme fırsatı bulduğumuz Annalise Basso, küçük Doris’in ablası Lina rolü ile kariyerinde emin adımlarla yürüyor. Filmin oyunculuk açısından tek aksak noktası ise gerçekçilikten uzak (özellikle gerilimli sahnelerde) yapay mimikleri ile dul anne Alice karakterini canlandıran Elizabeth Reaser oluyor. Gözler ister istemez Korku Seansı (The Conjuring)’da çocuklarını kötü ruhlardan kurtarmaya çalışan cengaver gibi anne Lili Taylor performansı arıyor ama maalesef. Yine de genç oyuncuların bu filmi götürdüğünü düşünürsek büyük bir eksiklik sayılmaz denebilir.

GERÇEKÇİLİĞİ YAKALAMAK

Efektlerin göz tırmalamadığı gerilimli atmosferin iyi korunduğu bir film Ölüm Alfabesi 2. Bunda elbette korku sinemasında hayli deneyimli, Absentia (2011), Oculus (2013), Hush (2016) gibi başarılı korku filmlerinin kamera arkasında yer almış Mike Flanagan’ın etkisi büyük. Film yapıyorsanız, özellikle korku filminde yapaylığı hissettirmemek en önemli nokta olmalıdır. Seyirci kendisini o evin içerisinde hissedemiyorsa zaten filmden kopmuş demektir. Bunun için doğru oyunculuk, doğru atmosfer, doğru görüntü ve ses efektleri önemlidir. Günümüz korku sinemasında -özellikle kötü ruh konseptli filmlerde- abartı görsel efektler ve tabir yerindeyse vıcık vıcık acemi oyunculuklarla, seyircinin türe mesafeli yaklaşmasına neden olabiliyorlar. Ancak James Wan gibi kaliteli yönetmenlerin başını çektiği bu işi hakkıyla yapan senarist ve yönetmenlerin elinde doğru projeler şahlanabiliyor. Ölüm Alfabesi 2 yukarıda saydığımız pek çok niteliği içerisinde barındıran ve ilk filmin açıklarını kapatan bir film olarak öne çıkıyor. Evin içerisinde kapana sıkışmış kötü ruhların masum bir bedeni ele geçirerek ortaya koyduğu terörü birinci elden olabildiğince gerçekçi bir şekilde yansıtıyor. Filmin final sahnesi ise oldukça tanıdığımız sürpriz bir ismi karşımıza çıkarıyor ve ilk filmle gerçekten güzel bir bağ kurarak hikayeyi noktalıyor. (Veya virgül koyuyor)

Şayet amacınız kötü ruhları odağına alan kaliteli bir korku izlemek ise tereddüt etmeden Ölüm Alfabesi 2’yi listenize alabilirsiniz. İlk filmi beğenmediyseniz bile bu filme bir şans vermenizde yarar var.

 

YORUMLAR [0]