MEDYAHOMUNCULUS

ÖLÜ YAZAR OLMADIĞI GİBİ, ÖLÜ OYUNCU DA YOKTUR! (LOOK WHO’S BACK?)

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

"İnsan en kolay kendini kandırır…"

Tarihte yer alan önderler her zaman iyi midir? Gündem dediğimiz çelişki, aksi virajlarla doludur. ‘Kitaplaşmış isimler şu an bizimle çay içseler, bizimle pasta kesseler ne olurdu’ sorusundan ziyade insan her daim, duyduğu, gördüğü her sesi, ismi diriltmeye de muktedirdir. Ölü yazar olmadığı gibi, ölü oyuncu da yoktur. İnsan en kolay kendini kandırır.

Adolf Hitler de en nihayetinde acımasız bir katil olsa da kendinden kendilerini çıkarmayı başarmış enteresan bir oyuncudur. Alt tabakası yüksek bir ülkede yüksek nidalar her zaman talep görür. Hele ki “sizi ekonomik olarak yükselteceğiz, siz asil bir ırksınız, sizden olmayanlar sizi bozuyor” laflarıyla bir topluluğu kışkırtabilir ve kendine çekebilir. Çizim yapmayı seven Adolf, sanat akademisine kabul edilmese de fikirlerine büyük bir kitle ikna olmuştur. Teorisyen kabul edilen bu adam “adalet” kavramını amuda kaldırmıştır. İnsanın kendisine emir verilmesine çok alışıktır. Her şeyi düzenli hale getiren sadece komut almak ve uygulamak mıdır? “Öl-öldüm, kalk-kalktım, sil-sildim”

Baygın ve bir taraflarından duman çıkmış şekilde kalkan Hitler, kot giymiş maça giden, dijital çağa doğan bir güne kalkar. Herkes onun kafasını yediğini düşünürken, o yaptığı eleştirilerle çağın görgüsüzlüklerini belirtir. Bu senaryoyu yazan şahsın yaptığı “kötüye iyiyi söyletme“ oyunudur. Kuru temizlemeciye gittiğinde etrafı hiç takmayarak her şeyini çıkaran sonra da üstüne diğer insanların giydiği kotu geçiren eleştirmen, bugüne adapte olmak için kendini zorlar. TV’den atılan bir muhabirse o sıralarda zor anlar yaşamaktadır. İşsiz muhabirin çiçekçi annesi, talih gereği bir küçük kamera kaydını izlerken, arkada olan bu garip hortlağı fark eder ve ‘bu durum senin TV’deki işine tekrar geri dönmeni sağlayabilir’ der. Bu sırada TV’de yer alan hırslı ve sürekli merdiven atlamak isteyen adam, yerine bir kadın genel yayın yönetmeni atanınca iyice kurnazlaşır. İşten atılan muhabir, annesinin görmüş olduğu bu garip adamı yani kendisinin Hitler olduğunu iddia eden adamı programa dahil etmek ister. Gidip bu konuyu TV ile konuşur. Hitler her hangi bir insana siyasetle ilgili sorular soracak ve insanların söylediği cevaplara da kendi bakış açısını verecektir. Hitlerle yapılan bu çekimler ülkede ve dünyada çok konuşulmaya başlar. Hatta en çok izlenilen show programında Adolf’a bir yer verirler. Dünyayı ve düzeni eleştiren konuşmasıyla ‘küçük bıyık’ herkesten büyük alkış alır. Tabi ki bu vaziyet pabucu dama atılan personelleri sinirlendirir. Hitler bilgisayarla tanışır. Yeni çağın teknolojisiyle fikir ve hızın paralelliğini izler. Hatta ‘benim zamanımda bu güç olsaydı, her şey benim olurdu’ gibi bir deyişi de alttan vermiştir.

TV’nin kadın patronu Hitler’in izleyici kitlesinin ve hayranlarının ne kadar çok olduğunu görünce ona büyük bir iş teklifinde bulunur. Dikkati çeken mesele ise şudur: Bu adamın milyonlarca insanı öldürdüğünü nasıl da şu çağın insanları unutmuştur. Neredeyse baş kahraman ilan edilmiş ve herkes tarafından sevilmiştir. Demek ki zulmün hafızada belirli bir ömrü vardır. Şiddet anında mı ancak acının diriliği vardır? Zaman her şeyi siler mi?

Bak Kim Döndü (Look Who’s Back?) filminde bir zamanlar Alman yaşam alanını genişletmeye çalışan insanın günümüz dünyasında “Bir insan yaşamını nasıl yükseltebilir?” sorusunu çözümlemeye çalıştığını hayretle izleriz de, burada asıl söz konusu olan şey; kitlenin ölçeri olarak görülen medyanın, ‘aslında kim iyi’ sorusuna doğru cevap vermediği ve halkı da çok kolay kandırabildiğini gösterir. Eşi ile birlikte yer altı sığınağında intihar eden ve cesedinin yakılmasını isteyen Hitler, yeryüzünden bütün izlerin kaybolacağına epeyce inanmış olmalı. İzleyenler olarak şöyle mi düşünmeliyiz: “Doğru kimin ağzında olursa olsun ondan alınmalı. Yani fikrin cinsiyeti ve soyu yoktur. Öyle midir?

8 Ekim 2015’te Almanya’da gösterime giren bu filmi izleyiniz ve mutlaka görüşlerinizi de bize mail olarak atınız. ‘Aslında kimler geri dönecek’ kuşkusuna kapılmaktansa “ben aslında ben değilim” algısına yeniden kavuşup, bizi kimler yönetti ve etkiledi sorusu çerçevesinde dolaşmak daha da ilgiyi çekmeli.

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)