SANATA MEYYALİM VALLA HAYRETTEN

MÜZİK RUHUN AYNASIDIR (SING STREET)

Hasan Hüseyin Toydemir

@hhtoydemir

BU YAZIYI PAYLAŞ

Sing Street, 80’li yılların müzik ruhunu arkasına alarak izleyiciyi bir çocuğun gözünden zamansız bir müzik yolculuğuna çıkarıyor.

BİR NOTAYDI BAŞLATAN HER ŞEYİ

Once ve Begin Again’in yönetmeni John Carney yine bildiği sularda yüzmeye devam ediyor. Once’ta olduğu gibi yeniden çocukluğunun geçtiği Dublin sokaklarına geri dönen yönetmenin, karakterlerini küçültürken sinemasını olgunlaştırdığını söyleyebiliriz. Hoşlandığı bir kızı etkilemek için söylediği bir yalanın ardından müzik grubu kurmak zorunda kalan Conor ve arkadaşlarının hikayesini anlatan Sing Street, muhtemelen Carney’nin en kişisel filmi. Yönetmenin filmografisindeki müziğin merkezde olduğu filmlere baktığımızda, doğallık ve amatör ruh birlikteliğinin yoğun bir şekilde yer alması da bunu destekler nitelikte. Amatör müzisyenler üzerine pek çok film bulabilirsiniz ama Carney’nin filmlerinde takdir edilmesi gereken nokta, izleyiciyi filmdeki karakterlerin heyecanına ortak etmeyi çok iyi becermesi. Once, Begin Again ve Sing Street filmlerinin hepsinde (belki de en çok bunda) bir şeyler yapmaya çalışan karakterlerin ardından koşturmadı bizi Carney, bizzat onlarla birlikte müziği keşfetmemizi istedi. Bestelerini yaparken, enstrümanlarını bulurken, arkadaş edinirken, sözlerini yazarken, çuvallarken ya da zafere ulaştıklarında uzaktan izletmedi bize onları. Belki de bu yüzden onun filmlerinde müzik sevgisi aşılamaya çalışan klasik filmlerin yakalayamadığı bir ton var. Amatör ruhların çıktığı küçük yolculuklar. Hepsi bu. Tıpkı müziğin kendisi gibi, çok karmaşık ve çok basit.

CARNEY’DEN SEVGİLERLE

Sing Street’i John Carney’nin en kişisel filmi yapan bir diğer önemli nokta ise kendi çocukluğuna dayanıyor olması. Carney de tıpkı Conor ve arkadaşları gibi Synge Street’te okumuş. Okulun sloganı ise “Erkekçe Davran”. Her ne kadar cinsiyetçi bir söylem de olsa, Conor ve arkadaşları bu sloganı “Cesur Davran” olarak anlamış olacaklar ki içlerinden nasıl geliyorsa öyle davranıyorlar. Kendisi de bir grupta iki yıl boyunca basçılık yapan Carney aynı zamanda grubun müzik videolarının da yönetmenliğini üstlenmiş. Anlaşılacağı üzere tıpkı filmdeki çocuklarınki gibi bir serüvenden kendisi de geçmiş. Bu anlamda filmin otobiyografik bir temele dayandığını da söyleyebiliriz. Carney’nin müzikle tanışması Conor kadar zoraki mi oldu bilmiyoruz ama kendi çocukluk yıllarından esinlendiği bu filmden yola çıkarsak benzer bir istikametten geldiği tahmininde bulunabiliriz. Ama ne olursa olsun, heyecanlı ve amatör bir grup çocuğun kendi imkanları dahilinde müziği keşfetme hikayesi, Carney’nin ellerinde inanılmaz etkileyici ve eğlenceli bir hal almış. İşte otobiyografik olan zemin tam da burada devreye girmiş. Çocukların müzikle ve hayatla olan imtihanını perdeye olanca doğallığıyla aktarmasında hiç kuşku yok Carney’nin kendi deneyimleri etkili olmuş. Okula ve Dublin sokaklarına olan hakimiyeti filmin her sahnesinde belli olan Carney, hikayesi için en doğru seçimleri yapmış. Once ve Begin Again’de görüntü anlamında kendini pek de göster(e)meyen Carney bu kez gözle görülür bir özgüvenle kullanmış kamerasını. Başka bir deyişle Carney, dışarıdan müdahale eden bir hikaye anlatıcısı rolünden, kameranın içinden dışarıya saçılan bir “anlatı”ya dönüşmüş Sing Street’te. Bir anlatıcı değil anlatının kendisi oluvermiş adeta. Hayatın içinden geçtiği gibi, filmin her karesinin de içinden geçmiş. Conor’da, Raphina’da, Eamon’da, Darren’da, Synge Street’te ve Dublin sokaklarında yeniden hayat bulmuş.

VİDEO ÇAĞININ TORUNLARI    

Abisi Brendan’ın müzik koçluğu dışında dışarıdan hiçbir yardım almayan Conor ve arkadaşları derme çatma kurdukları gruplarının adını da oldukça yaratıcı bir şekilde okullarının ismine gönderme yaparak Sing Street koyarlar. Conor’ın, ilk görüşte aşık olduğu Raphina’yı etkilemek için söylediği müzik grubu yalanı gittikçe gerçek olmaya başlamıştır. İlk cover parçalarının Conor’ın abisi tarafından çöpe atılmasından sonra orjinal olmaları hususunda uyarı alan ufaklıklar, kendi sözlerini yazacak ve bestelerini yapacaklardır. Conor’ın anlamını bilmese de yazdığı şairane sözler ve Eamon’ın kulak dolgunluğuyla ortaya çıkardığı ritimler, elektrik süpürgesi borusundan çıkarılan efektler derken Sing Street sokaklara çıkar. Ama grubun temelleri Raphina’nın Conor tarafından ilk görüldüğü anda atılmamıştır. Öncesi vardır; filmin açılış sahnesinde Conor, kendi kendine gitar çalıp uydurma sözlerle şarkı söylerken, anne-babasının sözlü atışmalarından da “fayda”lanmakla ve şarkısını daha renkli hale getirmekle meşguldür. Sonrasında televizyonda İngiliz müzik grubu Duran Duran’ın son videoklibini izlerken abisinin videoyu “Bu sanat. Görüntü ve müziğin mükemmel karışımı. Kısa ve öz” olarak anlatmasından oldukça etkilenen Conor, o an karar vermiştir aslında klip çekmeye. Raphina sadece süreci hızlandırır. 1985 yılının Dublin sokaklarında videoklip çekmeye çalışan bu çocuklar aynı zamanda izleyici için de bir müzik tarihi müzesi görevi görmektedirler. Beatles’ın tarih olup Sex Pistols’un gençlere ilham kaynağı olduğu dönemde, müziğin yeniden keşfini anlatır Sing Street. Dönemin videoklip klişelerinden kostümlerine, ses efektlerinden şarkı sözlerine kadar her şey var bu filmde. Buggles’ın “Video killed the radio star” şarkısının en anlamlı olduğu zamanların, bir geçiş döneminin resmini sunar. Ve bu yönüyle de bu dönem bir “coming of age” filmi olan Sing Street için biçilmiş kaftandır. Çocukların hem kendileri hem de müzikleri hızla olgunlaşırken, müzik tarihi de tıpkı onlar gibi kırılma anlarından birini yaşamaktadır.

NOSTALJİK ŞARKILAR, ZAMANSIZ HÜZÜNLER

Çocukların önündeki tek rehber izledikleri videokliplerdir. Dolayısıyla televizyonda ne görürlerse onu yapmaya çalışırlar. Onlar gibi giyinmek, şarkı söylemek ve klip çekmek Sing Street grubunun üyeleri için hayatın ta kendisi olmuştur. Onlar çocuktur, okullarının sloganında olduğu gibi “erkekçe” yaşayabildikleri çağdadırlar. Onlara göre hayat, söyledikleri şarkılar ve öpüştükleri kızlardan ibarettir. Ama yürüdükleri yollar törpülenmiştir. Conor, abisinin hayallerini yaşamaktadır. Eamon babasının ayak izlerinden yürüdüğü için koltuk değneklerine ihtiyacı olmamıştır. Müziğin peşinden gitmek fedakarlık ister. Bu yüzden Conor’ın abisi kardeşinin başarısına sevinirken bir yanı da hüzünlüdür. Brendan, yaşayamadığı hayatın kendisi sayesinde başkası için yaşanabilir oluşuna şahitlik etmektedir. Conor da Raphina’dan “erkekçe” bir tokat yemiştir. Raphina’nın Conor’a bahsettiği “happy sad” kavramı budur aslında. Konuşarak anlatmak istediğini, istemeden yaşatarak öğretir Conor’a. Bu onu daha güçlü yapacak ve ilk duygusal parçasını böyle yazacaktır. Ve abisinin yapamayıp kendi yapabildiklerine bir yenisini daha ekleyerek Londra’nın yolunu tutacaktır. Ama onu da yine abisinin yardımıyla yapabilecektir. Abisi en sevdiği grupların plaklarıyla dolu kütüphanesinin önünde yaşlanırken, Conor, abisinin müzik koçluğuyla bir grup kurmuş ve hem evinin hem de kendisinin duvarlarını yıkmıştır. Ailesiyle ilgili her şey kötüye giderken, anne ve babası ayrılırken, ekonomik olarak sıkıntı yaşarlarken bir anlamda kaçmaktadır aslında. Müzik ve aşkın ilk heyecanıyla, özgürlüğün vazgeçilmez cazibesi onu sürüklemektedir. Bu anlamda filmin son sahnesi anlamlıdır. Küçük bir teknenin içinde sevgilisiyle Londra’ya doğru yol alan Conor’ın eline abisi bir şarkı sıkıştırır, bir ara onu bestelemesini söyler ve ekler: “keşke bunu ben yapsaydım”. Kısa bir süre bakışırlar ve kardeşini Londra’ya uğurlar Brendan. Fonda Adam Levine’ın film için seslendirdiği “Go Now” parçası çalar. Abisinin bestesi olmasa da onun ağzından dökülmüş gibidir sözleri. Tekne şarkıyla birlikte uzaklaşır. Kısa bir süre sonra sağanak yağmur başlar. Conor ve Raphina nereye gideceklerini bilemez gibi bakışırlar. Tam o sırada önlerinden koca bir gemi geçer. Londra’ya giden yolcu gemisidir bu. Önlerinde onlara yol açarak gider. Conor bu yaşına kadar nasıl geldiyse öyle devam ediyordur yoluna. Abisinin açtığı yoldan, bir geminin açtığı yola terfi etmiştir. Yol açanlar değişse de belli ki yol hep açıktır. Bir şey Conor’ın şarkı söylemesini istemektedir...    

 

YORUMLAR [0]