KUSURLU FİLM DEDEKTÖRÜ

MEL GIBSON'A MEKTUP! (HACKSAW RIDGE)

Manolya Darkız

@FkarayeL

BU YAZIYI PAYLAŞ

Son olarak 2006'da dünya çapında beğenilen film Apokalipto'nun yönetmenliğini yapan Mel Gibson, 10 yıl sonra yepyeni bir savaş filmi "Hacksaw Ridge" ile karşımızda. Mel Gibson bu 10 yılı nasıl değerlendirdiğini adeta Hacksaw Ridge'le ortaya koymuş ancak hesaplar ve planlamalar yanlış yönde yapılmış Manolya okurlar. Hollywood’un son 40 yılda gördüğü en büyük yıldızlardan biri olduğuna şüphe yok Mel Gibson’ın, fakat önlenemez düşüşünü de görmezden gelemeyiz öyle değil mi? Hatalı seçimleri de oldu, The Patriot mesela ama görmedik- duymadık- bilmiyoruz- biz onun başarılı kariyerine odaklandık, kötüden, başarısızlıktan kalem oynatmıyoruz. Braveheart'ın başarısı asla unutulamaz ancak anlıyoruz ki Gibson başarıya başarı eklemek istemiyor, ‘ne olursa olsun gişe hasılatı’ diyor ve Hacksaw Ridge ile sinemaseverleri selamlıyor. Selamını almıyorum Mel! Bu sağlam kadroya rağmen o selamı görmezden geliyorum. Oğlun Milo'ya bayılmama rağmen o selamını almıyorum.

Savaşlar hayatın bir gerçeği; her ne kadar savaş yanlısı olmasak bile çevremizdeki gelişmeleri üzüntüyle takip ediyor ve beyazperdede bu gerçekliği sinematografik açıdan değerlendireceğimiz yapımlar izlemek istiyoruz. Ayrıca unutmamak gerek Frank Capra ne diyor; ‘Bir aktör ağladığında değil, seyirci ağladığında dram oluyor.’ Mel Gibson da ne yapmış? Bu sözü tersten algılamış, gerçekten bravo!

Tarihte askerlik yapmayı reddeden ilk kişi olan Desmond T. Doss’un hikayesini konu edinen filmde, Doss’un buna rağmen savaşa gönderilmesi ve 75 kişinin hayatını kurtarması anlatılıyor. Gerçek bir savaş öyküsü diyeceğim ama efektleri hissetmediğim tek bir an bile olmadı. İnandırıcılığı olmayan senaryosu tel tel dökülen yapım adeta sinema vizyonumu zedeledi. Yönetmenlik fevkalede değil, gerçekçi çarpıcı tek bir sahne dahi yok, oyuncu performanslarındaki özen, sanat, mekan ve görüntüye de gösterilseydi bu film ödüllere doyamazdı. Gibson, son demlerinde kendine film yapmış, hayallerini gerçekleştirmiş. Bir yönetmen de çıkıp kendi isteklerini egosunu bir kenara bırakıp sinemaya katkıda bulunsun. Kendinize film yapıyorsanız DVD’sini bastırıp eşinize dostunuza dağıtın. Senin egon yüzünden seyirci neden sinemasal vizyonunu yok etsin yerle bir etsin? Braveheart tarihsel bir lütuftu, insan hiç mi oradan ilham almaz Mel? Nerede o destansılık, nerede?

Filmde öne çıkan tek husus ise müzikler ve figürasyon. Müzikler kahramanlık hikayesini öylesine yükseltiyor ki vicdani ret içeren sahnelerde zirve yapıyor. Figürasyon ise bilgisayar ortamında insanların çoğaltılmış hissini hiç vermiyor, son derece başarılı. Özetle film iyi olabilecekken seyri zorlayıcı, gereksiz sahnelerle dolu. Hızla unutulan bir Mel Gibson filmi. Bu arada ünlü film eleştiri sitesi Rotten Tomatoes'te filmin ortalama puanı 8, çünkü Mel Gibson Braveheart zamanından bu yana eleştirmenlerle haftada bir yemek yer, çok sevilir. İnsan sevdiğini eleştirir mi, eleştirmez. Zaten kritiklere baktığımda kritikten öte filmi tebrik edilmiş. Tebrikler olmamış 139 dakikam, tebrikler tahammül sınırım.

 

YORUMLAR [0]