TERSPEKTİF ANALİZ

LES AMANTS VE KADIN

Aziz Er

BU YAZIYI PAYLAŞ

1958 yılında çekilen “Les Amants” burjuva bir kadının cinsel deneyimlerini ilk kez gözler önüne sererken, etrafındaki erkeklerin güçsüzlüğünü de ortaya koymuş ve yeni dalganın kadın sunumunun ilk örneği olmuştur.

  1. Dünya savaşı sonrasında Amerikan filmleri Avrupa pazarına akmaya başlamıştı. Elde ettikleri gişe başarıları da rekabeti zorlaştırıyordu. Fransa ise yüksek sayıda film üretimine devam ederek ulusal sinemasını korudu ve kendi ekolünü yaratmayı başardı. Bu dönemde Rene Clair, Abel Gance, Jean Renoir’in öncülüğünü yaptığı yönetmenler şiirsellikleriyle öne çıkan bol diyaloglu, karanlık atmosferli filmler çekiyorlardı. Hayatın acımasız yanıyla, sokaklarda ve izbe mekanlarda tanışan antikahramanların yaşamlarının anlatıldığı bu filmler 1950’li yıllara gelindiğinde bir grup genç sinema eleştirmenini fazlasıyla sıkar hale geldi...

            1951 yılında Jacques Doniol-Valcroze ve Andre Bazin tarafından, bir grup genç sinefil ile kurulan, Cahiers du cinema, Hollywood’un klasik yapıdaki ezberlenmiş filmlerini şiddetle kınadı. Alfred Hitchcock, Howard Hawks, Orson Welles ve Bresson gibi kendine ait bir dil oluşturmuş yönetmenleri referans aldılar. Yeni bir sinemanın yaratılması için yoğun çaba içine girdiler.

            Fransız sinemasındaki bu değişim isteğinin ilk sanatçısı ise adını ilk kez Bresson’un yardımcılığını yaparak duyuran ve daha sonrasında Altın Palmiyeli “Le Monde du Silence’’ filminde Cousteau ile yönetmen olarak çalışan Louis Malle oldu... Louis Malle uzun sinema kariyeri boyunca farklı türlerde filmler çekmişti. Fransa’nın dışında Amerika macerası da olan yönetmenin erken dönem filmlerinden biri de cinselliğe yaptığı vurgu nedeniyle sık sık eleştirilere maruz kaldı.

1958 yılında çekilen “Les Amants” burjuva bir kadının cinsel deneyimlerini ilk kez gözler önüne sererken, etrafındaki erkeklerin güçsüzlüğünü de ortaya koymuş ve yeni dalganın kadın sunumunun ilk örneği olmuştur. Daha önce gösterilmediği kadar açık cinsellik içeren film bir süre sansüre uğramıştır. Jeanne Moreau’nun oynadığı ‘Jeanne Tournier’ evli bir kadındır. Kocası oldukça zengin bir editör olan Henry Tournier’dir. Hayatını anlamlandırmakta güçlük çeken Jeanne çok tatminsizdir. Paris’te yaşayan yakın arkadaşı Meggy (Judith Magre) ile buluşup şehirde tur atmak, davet vermek ve davetler için hazırlanmak dışında hiçbir şey yapmamaktadır. Ünlü bir polo oyuncusuyla yaşadığı aşkla hayatına biraz olsun renk katar ve onu gerçekten sevdiğini düşünür. Sık sık sevgilisinin yanına kaçan Jeanne, kocasına sevgilisi Raoul Floes’i (Jose Luis) arkadaşı olarak tanıtır. Gazetesiyle ilgilenmek dışında pek bir şey yapmayan Henry ise karısının bu gizemli yeni arkadaşını merak eder ve eve davet eder. Davetin olduğu gün evine Paris’ten dönecek olan Jeanne yolda aksiliklerle karşılaşır ve genç bir adam olan Bernard’ın arabasıyla dönmek zorunda kalır ve davete Bernard da katılır. Bernard, diğer erkeklerin aksine burjuva olmasına rağmen bunu kabul etmeyen, gösterişten ve lüksten hoşlanmayan biridir. Jeanne başlangıçta şımarık bir genç olarak gördüğü Bernard ile filmin sonunda el ele yeni bir yolculuğa çıkar. Geri de zengin bir koca ve boş bir hayat bırakarak...

Yeni dalga filmlerinin çoklu aşklarını ve kadın sunumunu hissettiğimiz ilk film Les Amants... Jeanne kadınlığıyla ön planda, erkeklerin ilgisini çekmesi güzelliğinden... Etrafında çok başarılı erkekler var fakat o genç Bernard’ı tercih ederek konforlu bir hayat yerine bilinmez bir yolu tercih ediyor... Lois Malle, burvuva filmi yaparak burjuvayı eleştiriyor. Belki de kendi ailesi ve çevresi de zengin olduğu için.

Filmde erkekler oldukça saf tasvir edilmiş. Hiçbirinin -Jeanne dışında- bir ilişkisi gösterilmiyor. Hatta hikayenin henüz başında Henry’nin gazetesine küçük bir kıskançlık baskını yapan Jeanne, kocasını çalışırken buluyor. Film boyunca eylemde olan yalnızca Jeanne...

Lois Malle’in ya da genel olarak yeni dalganın kadın cinselliğinin çekici ve erkeği güç duruma getiren etkisi üzerinde neden bu kadar durduklarını tartışmak gerekiyor. Louis Malle de kadını, filmin nesnesi konumundan çıkartarak öznesi haline getiriyor fakat Jeanne’nin aşktan ve erkeklerden başka bir amacı yokmuş gibi görünüyor. Bir yandan kadının ilişkilerde güçlü olması ve seçilen değil seçici konuma gelmesi yenilikçi gibi dururken, diğer yandan vasıfsız ama güzel kadınlar üreterek kadını basitleştiriyor. Louis Malle yenilikçi bir iş yapmak için kalkışmış fakat erkek bakışın filme sinsice sızmasını engelleyememiş gibi... Bunu, bizi 68’deki cinsel devrimin kadın hareketlerine götüren ilk adımları olarak mı görmemiz gerekir yoksa tam tersine Louis Malle’in ve yeni dalgacıların eleştirilecek yanı mı? Buna karar vermek oldukça güç...

             

YORUMLAR [0]