MEDYAHOMUNCULUS

KUŞLARIN DA YÜRÜDÜĞÜNÜ BİLİYOR AHTAPOTLAR (VIVRE SA VIE )

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

Dostum Tarkovsky sinemada kendisini çeken gücün; alışılmadık şiirsel bağlantılar olduğunu söylemiştir. Einstein da sadece film malzemelerinin yetersiz kalacağını, bilimi senaryoya taşırken kitleyi de unutmamak gerektiğini söylerken, belki de şiirin yıpranmasını istemediğinden öyle demiştir. Her şeyi aşındıran bir ilerleyiş vardır. Gördüklerini bir daha aynıyle bulamadığın doğrudur. Ama şunu söyle ey okuyucum; sinema filmleri reenkarnasyona uğrar, bunu sen de biliyorsun. Hatice de kedi, Cemal de ata dönüşür. Bu yüzdenler diye bir başlık mı oluşturayım. Her filmdeki diyalogların evrendeki kaosa benzer çatışmasından gayrileri mi yazayım? Aman ekmeğim yandı, denizimden kuş gitti, kaymağım nerde, şimdi bunların sırası mı?

‘Erk’ kelimesinin etimolojik araştırmasını yaparken, bedensel, ruhsal, tinsel iktidarın sağlanması gibi bir tabire rastlarız. Sinema filmi olacak bir senaryonun, erke ulaşabilmesi için, metni, metni yazanı, çekeni kapsayan bir doluluk olması gerekir. Yani durumumuzu kontrol etmeliyiz. Hangi senaryolar kim tarafından ve niçin bu metinde yazılıyorlar ve neden o şekilde çekiliyorlar.

İzlediğim filmi öğrenmek ister misiniz? Yönetmeni Giuseppe Tornatore olan "Malena" adlı film 2000 İtalya, Amerika ortak yapımıdır. Seyrederken Malena adına çoğu kez konuşursunuz. Kötülük bir güzel yüzünden mi yayılmıştır? Hatırlarsınız Comte de Lautreamont'un Maldoror'unu. Düşünmeyi ve erdemi ilke edinmemiş bireyin, nasıl da "istenilen kötü duruma "düşürüldüğünü görürüz. Seyrederken sinirden beyaz nohutunuzu çaya düşürür, yanınızdaki yastığa düşmanca bakar ve sert bir yüzle gelen telefonları cevaplandırırsınız. Sebepsiz değildir bu tavırlar. İçinizdeki şiire bir afet rastlar."- Neredesin Saint Simon? Toplumun düzelmesi için çıkardığın tekliflere bak ne yaptılar" diyerek leblebi tıkanıklığıyla bağırırsın. Yine abim Tarkovsky, sanatın insanın bu dünyadaki varoluşunu kavramasında yardımcı bir ışık olabileceğini deyiverir gözümün önünde. Doğru dersin be büyüğüm, hakikatle ilişki kurmak sanatın alışkanlığı olabilmeli. Bütün bunları size yazarken elimde İzmir'in kısırı var. Reel durumla birlikte gidiyor yıldız uçağı. Hepimizle altından araba günü yerine sinema günü yapayım mı? İster misiniz bu meczuptan. Olgulara sadık kalacağız derken, duyguları da ihmal etmeyen filmler bekliyoruz. Protezler Medeniyeti sakın kalbimi kırma, üzme deliliğimi.

Sanatta sadece biçimsel yetkinliği araştırmak, sanatın amacına uygun değil işte. Kuşlarında yürüdüğünü biliyor ahtapotlar. "Her şeyini başkalarıyla paylaşsan da özünü kendine sakla" diyen Montaigne'nin sözüyle başlar Vivre Sa Vie (Hayatını Yaşamak) adlı film. Yönetmeni Jean-Luc Godard'dır. 1962 Fransa yapımıdır. Nana bir kafede sırtı dönük bize ayrılmak istediğini söyler. Erkek ses onu şöyle uyarır: Hayatta her şey oyunculuktan ibaret değildir.

En sevdikleri ödevi tarif edin diye Nana'nın babası ödev verir. Bir öğrenci şöyle der: "- Kuş bir içi, bir de dışı olan hayvandır. Dışını kaldırırsanız, içini görürsünüz. İçini kaldırırsanız, ruhunu görürsünüz."

Kaçmak tatlı bir hayal diyen Nana, plak dükkanından ayrı fotoğraf çekimleri için çırpındığı sırada, borç paraya olan ihtiyacı ona yanlış bir şey yaptırır ve tutuklanır daha sonra bulvara düşer. Şu sözleri söyler:"-Bence başımıza gelen şeyler bizim sorumluluğumuzda, özgürüz."

Bu arada ‘Godard'ın Sinemasında Kadının Yeniden Sunumu’ adlı Deniz Derman'ın bir kitabı var. Üzerinde Nana'nın resmi var. İsterseniz bu filmle beraber okuyunuz benden söylemesi.

Bu filmde 12 bölüme bölünen bir hayatı izleriz. Son bölümlerin birinde, Edgar Allan Poe'nun kitabından bir genç kızın portresi hikayesiyle fenomenolojiye kuvvetli bir giriş yaparak, düşlerle gerçeklerin zannedilişi, resmin gerçek insandan daha da canlıymış izlenimini tinsel hissedişle sağlaması gerektiği de zarif bir şekilde vurgulanır. Hele Nana'nın profesörle kafede karşılaşması vardır ki, o bölümde insan konuşmalı mı, düşünmeli mi, ince yalan nedir? Bu gibi başlıklarla, yazarak düşünmenin kıvrımlarına Platon'dan deyişler buluruz. Gerçek ihanet hissetmediğimiz şeyleri konuşmak mıdır? Ah Godard yine yaptın yapacağını. Bu film içimi kaldırdı, ruhumu görün…

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)