B+HORROR

KOZMİK BİR KORKU ANLAYIŞI İÇİN… (THE BLAİR WİTCH PROJECT -JAWS)

Burak Bayülgen

@BBayulgen

BU YAZIYI PAYLAŞ

Korku sinemasının kozmik bir arayış içine girerek karanlığı temsil etmesinin ardında, gösterilen ile gösterilmeyenin bir aradaki uyumu ve matematiksel bir orantısı yatmaktadır.

Karanlığı bu etapta gündüzün gece versiyonu olarak görmek; yani, aydınlık olanın ışık almayan bölümleri olarak irdelemek oldukça yatkın bir simge oluşturmak açısından karanlığa bir değer atfeder. Temsil edilen ama gösterilmek istenmeyen korku nesnesini, gün ışığı görmeyen ve karanlıkta kalan taraf olarak betimlersek, korku sinemasının göstergelerinde korku nesnesinin aydınlığa çıkan tarafının fazla ışık alan yüzeyini derin bir ironi oluşturarak da karanlığa; tematik bir bütünlüğe indirgeyebiliriz.

Korku metninin iradesini oluşturan sistematik bir ifade; korku nesnesinin yüzeyini parlatmak isteyen bir biçim ile de örtüşünce, tam da bu noktada kozmik bir arayışın içinde olur korku sineması. Gösterilenin aksine, ifade biçimleriyle birleşen yaratıcının karanlık ve aydınlık nosyonu, yine metinde tematik bir bütünlüğün izin verdiği ölçüde temsil edilmeye müsaittir. Parlatılmış yüzey (gösterilmek istenen ama tercihen de gösterilmeyen) ve ifadesi, karanlıkta kalmak isteyen tarafın da matematiksel uyumuyla bir fantezi oluşturur. Ekstra metinsel ifadelere de açıktır ama istediği ölçüde karanlıkta kalabilir veya istediği ölçüde kendi yüzeyine daha fazla ışık vurdurtabilir; bu şekilde tematik bir bütünlüğe kavuşmuş demektir.

Fantezinin motiflerinde dile gelen tüm metnin, ifadenin biçimlerinde bir yansıma karşılığı vardır. Karanlıkta kalmak isteyen yüzey (gösterilmeyen), tercihi olmakla birlikte, tematik bütünlüğün içinde de kendini sessize alır ve metin boyunca kendini ifade etmek için bir karşılığı olanın (korku nesnesi dışında gösterilen diğer öğeler) ardına sığınarak fikirsel bir farkındalık oluşturur. Bu, formdur. Buna verilebilecek en önemli örnekler The Blair Witch Project (Daniel Myrick, Eduardo Sanchez, 1999) ve Jaws’tır. (Steven Spieleberg, 1975)

Karanlık nosyonu, aydınlık olan, parlatılmış yüzeyden daha etkin ve vurucudur. Bu vurucu yüzey karanlık bir tematik bütünlüğün de hakimidir çünkü metnin iradesi bir yansıma karşıtlığı olmayan, yaratıcının iradesinde bir tematik ifade aracı olabilmiştir yalnızca. Tematik bütünlük karanlıkta kalan öğelerin ve teorik yüzeyin farkındalık oluşturmasıyla sağlanır.

Korku nesnesi parlatılmış yüzeyin arkasında ve metnin iradesinde kendine yeterince ifade alanı bulur. Kozmik bir korku arayışının bilinmeyenden ziyade, gösterilmeyenden korkmasının sebebi burada yatmaktadır. Tematik bütünlük de, aydınlığın karanlık yüzeyden ne derece beslendiği ve ne derece kaosa sürüklendiğiyle alakalıdır. Gündüzün gece versiyonu olarak karanlığın ifade araçları, gündüzün karanlık yüzeye yatkınlığıyla ve ilişki içinde olduğu parametrelerle ölçülebilir. Temsil edilen ama kendini göstermeyen nesne, temsilin genelinde ve metnin iradesinde aydınlık yüzey ile bir ilişki içinde olup; gündüzün ifade araçlarıyla da kendine bir pay çıkarır. Bu sebeple istediği kadar karanlık yüzeye ait olsun ve istediği kadar aydınlığın karanlığa vurmasına müsaade etsin, tematik bütünlüğü bozmaz.

Jaws, bir köpekbalığının görülebildiği ölçüde kozmik korkudan daha az pay alır, görülmediği sürece kozmik bir korkunun ve fantezinin ifadesi olarak metnin karanlık nosyonuna gündüzden pay verir. Köpekbalığı daha da korkunçlaşır ve gündüz, aydınlık olan kaosa sürüklendikçe kozmik bir köpekbalığı korkusu yaratır. Köpekbalığı tamamen ışığa çıktığı aşamadan sonra ise, artık terörize etmeyi bırakır, öldürülmek; yok edilmek istenen, dehşet saçan bir nesnenin biçimine dönüşür. Artık korkutan değil, yok edilmek istenendir ve korkan özne köpekbalığının kendisiyle yer değiştirir. Jaws, ilk olarak net bir şekilde gösterilmeden gündüzden yansıma alan ama karanlıkta kalmayı tercih eden yüzeyin örneğidir. Bir farkındalık yaratarak, gündüzün daha fazla karanlık yüzeye vurmasını ister ki daha da korkunçlaşsın… Ancak ışık tamamen karanlık yüzeyi ele geçirdiğinde artık korku nesnesi korkutuculuğundan ödün verip, yok edilmek istenen, iğrenilen bir şeye dönüşür. Artık korku salmaz, olsa olsa nefret ve yok etme hırsı salar.  

The Blair Witch Project ise bu etapta nesnenin karanlık yüzeyine daha çok gün ışığı vurmak ister çünkü ne kadar gün ışığından pay alırsa, görünmezliği o kadar artmakta, kozmik korku ve fantezi bir o kadar daha fazla dehşet saçmaktadır. Bu ölçülerde tematik bütünlüğü sağlanmakta, metnin iradesi; mitsel bir cadı değil, gerçekten tehdit eden cadı kavramını doğurmaktadır. Korku nesnesi, bir karşılığı olan (korku nesnesi dışında gösterilen) ifade biçiminin ardına sığınarak cadıya biçimsel bir form kazandırmakla beraber, bir cadı terörü farkındalığını da oluşturur. Jaws’ın aksine The Blair Witch Project’te bir de şu gözlemlenir: Aydınlık yüzey cadı farkındalığı yaratarak kozmik korkuyu oluşturur ancak bu farkındalık bir süre sonra aydınlığın an be an kaybolmasına, karanlık yüzeyin tamamen tesir altına aldığı bir ikinci yüzeye yol almasına neden olur. Cadı, yok edilmek istenen değil, daha fazla gösterilmeyenden pay alan kozmik korkuyu çok daha üst seviyelere taşır. Fazla ışık alan yüzeyin bir ironi yaparak karanlığa indirgenmesinden kasıt budur.                

 

 

YORUMLAR [0]