MEDYAHOMUNCULUS

KADINLAR İKİYE DEĞİL, NARA AYRILIR

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

İnsan bazen yanlış yolda yürüdüğünü toplum yüzünden bilemez. Zihne yerleşen sisli olguların tortusunda yalpalar kişi. Kadınsın sen kadınsın(!) diyerek bir sınıfı ve sınırı olduğunu yineler ve  kendi tutucu tanımlarını koyar. Bu manaya göre hareket edenler toplumun yüz akı, etmeyenler ise; ‘ne gerek var söylemeye’ dir.

 

1960’lı yılların Mississippi’sini anlatan "Duyguların Rengi/The Help" adlı 2011 yapımı filmde cinsiyet lekesine bir de ‘ırk kaderi’ binmiştir. "Kadın kadının nesidir?" diyerek seyrederken, kadın olmanın kriterlerini yine modernizm mi koymuş? Allah onun cezasını versin diyesiniz gelir. Sürekli “pahalı giyinip, temizlikçilerini azarlayan bir kadın olmak” nasıl istenen bir kimlik olabilir ki?

 

Çengili evrende kadınların çekmediği çile yoktur. Kuyuya düşenlerin talihsizliğini "Kalküta’nın Çocukları" adlı çekimde görürüz. Belgeselcinin çukurdaki yavrulara fotoğraf makineleri hediye etmesiyle, dünyaya acının gözleriyle bakmaya çalışırız. Fransa’nın haz evlerindeki olayları anlatan stresten kaygıdan kompleksten kaçan parası bol erkeklerin eğlence şekillerini çeken bu “House of Tolerance" filminde bir kadını sadistçe seven erkeğin bıçakla dudaklarından çeneye Joker yapışını nefesleriniz titreyerek izlersiniz. “Vesikalı Yarim” filmi ki Türkan Şoray’ın en çok sevdiği filmdir, anısı başkadır, bu filmdeki öyküde kadınların suç işleyen eksik varlıklar olduğu anlatılır. Erkeğin namusunu soran olmasındır.

 

Kadınlar ikiye değil, nara ayrılır. Kendilerini bir oyunda bulan bu tür, bedenini toplumun öngördüğü şekilde tanırsa ve her şey iktidarın şekillendirmesi olursa, insanın kendi cinsine yabancılaşmasını çok sık görür. ”Sex and the City “dizisinde kadınların mutsuzluğuna  sadece cinsel obje olarak bakan yeni dünya erkeği kadın bedenini mutlu etmek için, akıl ve kalp bileşkesinde ruh kentini onunla kurmak yerine tacizkar davranıp bedenini sömürmüştür.

 

”Shameless” adlı dizide de sarışın kızını bira kazanına satan beş parasız serseri babayı görürsünüz. İnsan neden bu kadar birbirini kullanmayı sever ki? Diziler ve filmler bazen ne rezil bir görüntü bırakırlar belleğimize. Erkeğin aklını çekmek hep kolaydır ‘Marilyn Monroe’ ol yeter! Film sektörü dudakları kırmızı, yanağı benli olan bir kadına her şeyini kaptıracak kadar aptaldır. Fikir, iş, aile, ülke değiştirilir, seri sevişmeler için. Yalan serbesttir. Bu kurala uymayan gerzektir. Otostop için bacak gösteren kadın, para ve çıkar gördüğü her şeyi satın almayı öğrenmiştir filmlerden. Erkek de kanmayı adet edinmiştir. Biçilen rollere girilmelidir. Netice itibariyle bu insanlar gözleriyle yanlış okyanuslara dalıyorlardır, kendilerine dair bir şey de kalmamış oluyordur.

 

2007 yapımı “Natasha “adlı filmi tanıtırken edilen reklam sözleri sizleri tekrar çılgına çevirir. “Güzel kadının da başına dertler gelebilir”. Ne demek bu? Alttan verilen mesajların kalitesizliği yüzünden, ülkedeki insanlar ilerleyemediler. ‘Erotik, çok eğlenceli bir filmdir’ nasıl bir anlam taşır? Eros’un gerçek kökenini merak edip de keşke bir baksanız okuyucularım. Elinizde dünya kütüphanelerine ulaşacak kaynaklar var, lakin sadece art niyetlerle koltuğumuzda göbek yapıyoruz o kadar…

 

Bu kadar konuştuk, diyeceğim o ki; kadın nesne olarak sayılınca ona dair her şeyin fiyatı belliydi. “Ucuz tavırlar “ diye bir başlık da doğdu gereksiz yere. Erkekleri ihmale gelmez yaramaz, kadınları da  “ele avuca gelmez, seks tanrıçası” olarak görmenin de bir lüzumu yok elbette. Bu arada “Kelebekler Zamanında / In the Time of the Butterflies“ adlı 2001 yapımı filmi de izlemeden geçmeyin derim. Bu film; Minevra, Maria Teressa ve Patria Mirabal kız kardeşlerin 25 Kasım 1960'da rejim tarafından ıssız bir bölgede katledilişini anlatır. Ve bu tarih, 1981'den sonra dünyanın her yerinde kadınlar tarafından "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak anılmaya başlanır. Mirabal kardeşler, mücadeleleri nedeniyle de "Kelebekler" adıyla tarihe kaydolur.

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Hep Ağlıyordu Gemiler Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall/2016)

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)