MEDYAHOMUNCULUS

KADER, GENEL BİR MÜLKİYET MİDİR? (THE MAN WHO WASN'T THERE)

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

Bugün sulanmamış bir çam ağacının kökündeki böcekleri yok etmeyi düşünürken, aslında bahçedeki bitkileri -değer verdiğim Hale'nin ifadesine göre- herkesin kendisinin olanı suladığını, bu bahçenin hiç kimseye ait de olmadığını duyunca işler değişiyor. Mülkiyetin genel olmadığı yerde, sahibini ilgilendiren mevzular oluşuyor. Şimdi burada öyle önemli bir  konu başlığı geliyor ki, haydi hep beraber bunu düşünelim. Kader, genel bir mülkiyet midir? Öyle ise herkesin birbirinin ağacını sulaması gerekiyor ve izinsiz yeşile sövmek yasaktır.

Ed, Doris, Frank, Ann, Birdy ağaçları, birbirini kuruttu mu? "The Man Who Wasn't There" filmini izlerken gözünüzün bahtı açık olsun. ‘Bir berber bir berbere ne demiş?’ tekerlemesinin devamını duyacaksınız bu filmde.

-Saç neden kesilir?

-Uzayıp gittiği için.

-Peki bizden olanları neden parçalıyoruz?

Yaşayanlar, yaşayanlara neden sürekli boy atan bir kıl muamelesi yapıyor? Bir hikayeyi başlatan sebebi bulabilmek aslında zordur. Ah olaylar... Ne kadar şişman bir mideden çıkar, bir bilseydiniz. Bu filmde, insanlar ne kadar ilginç bir düğümle karşı karşıya. Suskun bir berberin hakikatli duruşu karşısında, karısının ondan vazgeçişi, bir türlü susmayan arkadaşının her şeyi ele geçirişi acı verir saksıdaki çiçeğe. Daha da zengin olayım derken dolandırıcı bir adama bütün birikimini bırakan küçük esnafın başına gelmedik kalmayacaktır.  Evli adamlar evli kadınları, dil sermayesini tasarrufsuz kullanarak aldatmışlar, evli kadınlar da bu durumdan rahatsız olmamışlardır. Buradaki asıl soru şudur; insan neden yanındakine değil de başkasının bahçesine uzanır?

Aldatılma da bir ihtiyaç haline geldi. Yani bu gibi şeyler olmazsa edebiyat ve felsefe sahasının burnunu soktuğu sinema alanı oldukça kısır kalacak(!). Halbuki ‘iri yasaklar’ adı verilen şeylerin, senaryoyu hızlandıran şeyler olması, ‘evrensel barış’ kavramını ortaya atanlar ve onun hakkında düşünenler tarafından yapılmalı. Ed biliyordu ki; insanın bakış açısı çok güçlü bir itki. Neye, nasıl baktığımızla dönüyor dünya. Denilen şeyler muharrik bir güç oluşturuyor, diğer şeylere. Berber katil olur mu? Kanla ve savaşla hiç alakası olmayan kişi bile öldüren olabiliyor. Şen şakrak bir eş, sadece dili kuvvetli bir adamla gizlice aşk yaşıyor, güçlü proje sahibi kuru temizleme zinciri oluşturmak isteyen dolandırıcı çıkabiliyor. Arkadaş dediğin hırsızın olabiliyor.

"Her türlü düşünce bir zar atımıdır" diyen Mallarme bu filmi izleseydi keşke. Ed, suskun adam, sanki heyecanı, tutkusu hiç yokmuş gibi gözükse de piyano çalan genç bir kıza, Birdy'ye hayran olur ve onun piyano eğitimine yardımcı olmak ister. Müzikli kıza bağlanır. Birdy, Ed'in yaşına bakmadan beraber olmaya çalışırken kaza geçirirler ve Ed tutuklanır. Ed'in Big Dave'e karşı yaptığı şantaj olayları tutuşturmuştur. Bahisler ortada gözükmüyordur. Doris, sonradan anlamıştır her şeyi. Peki kadınlar hep sonradan mı anlar her şeyi?     

Tutulmak, kapılmak, heves makamının birinci sınıfıdır.  Herkes herkese oyun kurarken, burada Frank olaylar dışındaki biricik gevezedir. Kardeşi Doris tutuklanınca, birlikte çalıştığı Ed'i dövmeye çalışmıştır. Film, izleyen ve susan insanın, zorla hayatını aksiyoner hale getirmeye çalışan sahnelerle doludur. İnsanı insan rahat bırakmaz. Kendi karakterinle şöyle rahatça bir ölemezsin de…

"Bazen bilgi lanettir" ve "Bir bütün olarak hayata bakmak huzur verir" repliğini aynı filmde duymak bizi biraz üzer. Siyah beyaz filmin en üzücü sahnesi mahkemeye çıkacak olan Doris'in kendini asmasıdır. Doris, hamileydi. Hem de Big Dave'den. Bu filmde tek tek karakterlerin ölümü söz konusu. Edd'i yaşatan son sahnede elektrikli sandalyede idamını yazan  bir senarist, filmde kendini mi anlattı acaba?  Coen kardeşlerin yönettiği bu kara film, Albert Camus'nun ‘Yabancı’ adlı eserinden izler taşır. ‘The Man Who Wasn't There’ yurdu olmayan yersiz insanlara bir bakış açısı değişikliği verecek mi, bilmiyorum. Ama gözler iyi bir güreşçi de olabilir. Neredeyim ben?

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)