TEK KİŞİLİK KARNAVAL

İNSANLIĞIN İLMEKLERİYLE ÖRÜLDÜ DÜNYA: MATKA ZIEMIA

Dilan Salkaya

@leblebikola

BU YAZIYI PAYLAŞ

Polonyalı yönetmen Piotr Zlotorowicz'in 67. Locarno Film Festivali'nden ödülle dönen 2014 yapımı kısa filmi Matka Ziemia, henüz keşfetmediği tinsel güçlerini bir meyve bahçesinde özü ve manevi düşleriyle birlikte olgunlaştıran Maciek'in hayatının kısa bir perdesidir.

Annesini seneler önce kaybetmiş olan Maciek, babasıyla birlikte geniş bir düzlüğe kurulu çiftlik evinde yaşar. Kuşaklar boyu devam eden kasaplık mesleğini oğlunun da icra etmesini gurur meselesi hâline getiren baba, bunun bir katliam değil iş olduğunu oğluna aşılamaya çalışır. Fakat Maciek, ölen annesi gibi bitkilere sevdalı, hayvanları incitmekten kaçınan, merhametli ve cömert bir çocuktur. Babası, gözünün önünde domuzları keserken bayılacak seviyeye gelen Maciek, böyle zamanlarda olmayan annesinin yerine koyduğu tabiat anaya sığınır. Filme adını da veren tabiat ana, Maciek'in kendi annesinin boşluğunu dolduran kocaman, adeta sıkıştırılmış yekpare bir parçadır. Özündeyse insanlığın her bir ilmeğini taşımaktadır: az isteyip çoğunu kendinden vermeyi, sana atılan bir adıma koşmayı atfetmeyi, sevgi ve emekle ektiğin her bir tohumu hasat zamanı gurur ve şefkatle toplamayı, sabretmeyi, kendini bilmeyi, bir susup üç düşünmeyi...

Sert bir kışın ardından ağaçlar tam çiçek açmışken vuran kırağı, beklemenin ödülünü dileyen ağaçlara zarar verir. Babası, ağaçların meyve vermeyeceğini söylese de bitkilere fısıldayan Maciek, kendi elma ağacının iyileşeceğine inanmayı sürdürür. Filmin renkleri ve atmosferi, soğuğu ve hastalıklı zamanları izleyene hissettirirken kadrajların derinliği zaman algısını kırıp seyirciyi uzun metrajlı bir filmin ortasına bırakır. Yönetmenin karakter seçimi, Maciek'in karakteristik yüzü, çilleri ve kepçe kulakları, bitkilerle konuşan bir çocuğa uygun şekilde akılda kalıcı ve ayırt edicidir.

Filmin flashback sahnelerinden birinde Maciek, hasta yatağında yatan annesinin eline dokunur ve böylelikle Maciek'in pas vuran ağaç yapraklarına iyi gelen sesi, nefesi, dokunuşu, anneden geçen doğaüstü güçler olarak sağlam bir temele oturur. Annesinden yadigâr kalan ağacı, kasap olmaya tercih eden Maciek, insan eliyle yapılan bir katliam (!) yerine doğayı, huzuru seçer.

İnsan ve doğa çatışmasını sert bir şekilde verdiğini söyleyemesek de Matka Ziemia, hassas ve özden gelen duyguların gücüne dokunur. Babaya inat meyve veren ağaçlar, doğanın kudretini ve intikamını en etkili şekilde ortaya koyar, bir mucize gerçek olur. Baba, hayretle karışık bir hüzünle yere düşen elmaları toplar ancak, artık Maciek yoktur. Tabiat anaya, bir gün bir elma ağacının dalında çiçek olarak açacağı zamanlara kavuşmuştur.

 

 

 

YORUMLAR [0]