TERSPEKTİF ANALİZ

İÇİNDE MAFYA OLAN BİR FİLM: A BRONX TALE

Evren Kuçlu

@evrenkuclu

BU YAZIYI PAYLAŞ

 

1970’lerin ortalarından bugüne dek, beyazperdede suça bulaştırılacak biri arandığında yönetmen ve seyircilerin, üzerinde hemencecik ittifak ettiği bir isim olageldi: Robert De Niro. Özellikle suç dünyasına daldığı filmleriyle pisliğin her türlüsüne bulaşarak sinemaseverlere dört başı mamur bir arşiv bağışlamış oldu. Şimdi bu yazıda, onun doldurmakla bitmez künyesinden bahsetmeye kalkışırsak işin üstesinden gelemeyiz. Kariyeri Hollywood’daki birçok aktörü yasa boğacak kadar parlak olan bu deneyimli aktör, bugüne kadarki sayısız oyunculuk performansının yanında iki kez de yönetmen koltuğuna oturdu. İşte bu yazı, bahsettiğimiz o iki filmden ilki olan Bronx Tale’den (1993) bahsediyor.

Bronx Tale, De Niro’nun oyunculuk yaşamının ikinci parlak diliminin başlarında yönetmenliğini üstlendiği, izleyeni Sicilya dolaylarına götüren bir arka sokak filmi. Başrollerini Chazz Palminteri ve De Niro’nun paylaştığı yapım, genç oyuncu Lillo Brancato’nun rahat performansıyla cazibesini ikiye katlayan sıkı bir mafya öyküsü. Palminteri’nin kendi çocukluğundan esinlenerek senaryosunu yazdığı filmde; kötü bir adam, iyi bir baba ve hayatın kendisinden beklediği reyi kullanma konusunda aceleci bir çocuk karşılıklı kozlarını paylaşıyorlar. Film bu üçlü arasında yaşanan soğuk belki biraz ılık müzakerelerin kaydını tutuyor.

Herkesin kendince haklı olduğu “temiz” bir suç filmi desek, yeridir Bronx Tale İçin.  Bir suç filmine temiz diyorsak, haklı sebeplerimiz olacak elbet. Öykünün çizdiği yolun sonunda, kötümserliğin değil iyimserliğin bizi bekliyor olması bu sebeplerden bir tanesi. Zencilerle beyazların birbirlerine kastederek, kendi muhitlerinde giriştikleri ‘mıntıka temizliğinin’ şiddetten ve küfürden olabildiğince arıtılması da bir başka sebep. Kendimizi caz müziği eşliğinde Bronx sokaklarında bir daha hiç görmek istemediğimiz şeyleri görmek isterken buluyor olmak, filmin kaymağını yediğimiz anlamına da geliyor aynı zamanda. İçimizi saran bir sıcaklık var bu öyküde.

Bir gangsterden çok bir sokak serserisini andıran Sonny, olgunlaştıkça daha bir Sicilya aksanıyla hareket etmeye başlıyor. Vicdanı hür, fikri hür bir çeteciye dönüşüyor git gide. Tüm bunlar olurken, Bronx sokaklarındaki hınzır manzaralar sanki Sergio Leone’nun başyapıtı “Bir Zamanlar Amerika”sındaki gibi içimize işlemeye başlıyor. Martin Scorsese’nin Sıkı Dostları’nı bir daha seyretmek geliyor içimizden. Yani bir çeşit ‘ustalara saygı’ yürüyüşüne dönüyor Bronx Tale. İçerdiği şiddet, türün konforunu hiç gölgelemiyor. Şiddet demişken, filmin bir sahnesinde motosikletli bir grup haydudun Sonny’nin mekânında olay çıkarmaya çalıştığı dakikalar, şiddeti tüm dünya çocuklarına sevdirecek incelikte. Doğrusu geri sardırıp dostlarınıza özel günlerde izletebileceğiniz bu enfes sahne bile Bronx Tale’e kulak asmak için tek başına yeterli bir sebep gibi gözüküyor.

Bronx Tale’in acemi koçu Robert De Niro ilk filmiyle usturuplu bir manzara sunmuş izleyenlere. Mahalledeki ergen delikanlıların zencileri püskürtmek için verdiği savaştan, ölümle insan arasına konulan kısacık mesafeye kadar, tümüyle mafya jargonuyla donatılmış bir hikâye var önümüzde. Taklit ya da yama olmadığını kanıtlamak için, bir yığın neden barındırıyor. Her şeyden önce De Niro’yu mafyanın karşısında sade vatandaş olarak görmek, onu mafyanın babası olarak kabullenen bizlere oldukça farklı bir deneyim yaşatıyor. Gerçi filmde Bronx ahalisinin apoletsiz mafya üyesi Sonny LoSpecchio’yu canlandıran Chazz Palminteri, getirildiği göreve layık olmak için elinden geleni yapmış. Üzerine giydiği kötü adam elbisesini bilge adam tavrıyla birleştirirken neredeyse hiç fire vermemiş. Gene de işin bir ucunda De Niro olunca, insan 'baba'lığı ondan başkasına pek konduramıyor. 

Bronx Tale, Robert De Niro’yu hep bir aktör olarak hatırlayacağımız gerçeğini değiştirmese de, onun gangsterlikle kurduğu sıkı bağların kendi hayatında ne işe yaradığını apaçık gösteriyor. Bunu bir kenara bırakırsak, türü sevenler için şiddetin egemenliğine kuru kuruya devredilmemiş, biraz silah, biraz ölüm, biraz da “yaşasın” diyen suçlu bir film Bronx Tale.

YORUMLAR [0]