MEDYAHOMUNCULUS

HUZURSUZLUK EVLERDEKİ YERSİZ EJDERHALARDIR

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

ŞİDDET, KENDİSİNE BÜRÜNMEK İÇİN MUTLAK BİR FİGÜR BULUR. OKŞAYARAK, SEVEREK DE DİKTATÖRCE TAVIRLAR SERGİLEYEBİLİR, ÇAKTIRILMAYAN BİR ŞİDDETE HEDEFLEDİĞİNİZİ MARUZ BIRAKABİLİRSİNİZ.

Gözlerin birer imge olduğunu düşünmek hayalimizi ve rüyalarımız da etkiler. Hımbıl insan; tüm algılara karşı ağzı olmayandır. Paranoyak edimlere alışan kişi, 'yeni oluşturulacak üretmeyi' unutur. 'Örümcek ağı gerçek evin çatısı değilse' kulakları yapıştırılmamış şairlerin oluşturduğu senaryolara ihtiyaç var.

Bir kavramı düşününce gördüğümüz insanlar bedenli olarak canlanıyor. Zihnimiz sahneler oluşturur ve kendi oyunlarımızı yazarız. Şöhret kavramına ne çok arsız heyecanlanmalar bıraktık. Gördüğümüz ne varsa başka bir dünya bilmediler. Hayvanları konuşturmayı öğretin ey dudakları yersiz olanlar. Gerçekçilik- gerçeküstücülük kavramlarını düşünmeye cesaretiniz var mı? Ya Sihirli Gerçekçilik (Magical Realism) akımı sinema filmlerinde nasıl gizlenmiş? 

Wild Tales (Asabiyim Ben) adlı filmi izledim. Karnavala benzeyen hayat dokusunda, inatla şiddetin birbirine nüfuzunu, dilimi kanatarak seyrettim. Gerildim bu altı farklı hayatı beyin çekmeceme atmaktan. 2014 Arjantin yapımı olan bu film, yazgıyı ve insanın içinden geçirdiği kararlarını karşı karşıya getiriyor. Ayna oyunları şaşırtıyor izleyenleri.

Yönetmenliğini Jason Reitman'ın yaptığı, Chad Kultgen’in aynı adlı romanından uyarlanan film; Men, Women&Children (Erkekler, Kadınlar ve Çocuklar) teknolojinin insan üzerinde bıraktığı şiddete ilginç bir örnektir. Hıza yetişemeyen insanın duyguları internetle paçavraya döner. İnsanlar artık sefil bir astronottur. Feyyaz dedemin şanlı kitap kapağını anımsamadan edemeyeceğim. "Benim Örümceğim Başkadır." "Hayallerinizi tekrar size geri veriyoruz " diyecek olan bir gösterge bulamayacaksınız. Gördüklerimize katlanmak bu trenin biletidir. Lakin koltukta nasıl oturabileceğimin çılgınlığı biraz da olsa benim elimde.

Gelelim bana dadaizmi tekrar hatırlatan, The Christmas Miracle of Jonathan Toomey adlı 2007 İngiltere yapımı filme. Kaybetme korkusu, insana güvenmeme şiddetini de oluşturabiliyor. Babasının kendisine armağan ettiği İsa ikonunu kaybeden gözüne geyik gözleri kaçmış, düşünen çocukla, tebessümü yitiren oymacı bir amca arasında gelişen birlikteliği anlatan bu film, bize kartpostal görüntüler sunar. 'Savaşma! Şiir söyle' diyen romalıları hatırlarız. Küçük yaşlı birisinden alınabilecek bazı dersleri not eder aklımız. Jonathan, oymacıya kendi hayvanlarının gururlu olduğunu ve beden dillerini okuyabildiğini söylerken, imgelem; bizim algımızla mevkisinin kukla olduğunu unutmaz. Her eşya bizimle konuşur, bizden dolayı. Huzursuzluk evlerdeki yersiz ejderhalardır. Tebessüm insanı gerçek bir kahraman kılar, bunu öğreniriz işte iki saatlik olmayan bu filmden. Öğrenebildiğimiz hiç bir şey az değildir.

Şiddet kendisine bürünmek için mutlak bir figür bulur. Okşayarak, severek de diktatörce tavırlar sergileyebilir, çaktırılmayan bir şiddete hedeflediğinizi maruz bırakabilirsiniz. 'Şiddet Ruhsallığı' senaryolar için konu edilmesi ve uzatılması gereken bir başlıktır. En iyi mafya filmleriyle anlayamayız bu kavramın etkisini. Sinema, insana deri altından da sızar. Engel gördüğü şeyi ortadan kaldırmakla 'şiddet' kavramı doğuyorsa, bizi bizden sakınan oluşumlarımız üzerine yoğunlaşalım ne dersiniz?

Film çekmek; sesli ve görsel direniştir. Nesnenin bıraktığı gizli yönelimselliği benimsememek, imkanları daraltmamayı öğrenmeye çalışan sizlerin de talihi olabilir. Eğer isterseniz. Aldatılmaya karşı yasal gördüğümüz bilinçlenmemizi durdurmayalım. Tolstoy'un şu sözüne düşünce verelim:" Doğru kendini, şiddete dayanmadan ortaya koymalıdır". Gerçekten merak ettiğim sorum şudur: " Yüksek ahlaki değerler  kendi doğumlarını şiddete mi borçludur"

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)