OYUN VE BÜYÜ

FİKRİ'NİN F'Sİ (V FOR VENDETTA)

Hamit Uğur

droidyan

BU YAZIYI PAYLAŞ


 

              “Kelimeler, görece kavramlardır.” Bu sözü “V”, devlet televizyonu olan BTN'i ele geçirdiğinde yayınladığı video kaydında söylüyor. Hemen öncesinde de Eşitlik, adalet ve özgürlük kavramlarından bahsederek bu kavramların kelimelerden öte olduğunu dünyaya anımsatmak için Old Bailey isimli adalet heykelini yıktığını anlatıyor.

 

    Burayı unutmayın.

   

            Vendetta kelimesi İngilizce'de “kan davası” bir öfkeyle insanın yüreğinde ateş olan, kinle dolu bir öfkeden doğan kan davası, anlamında güçlü bir kelime. “V for Vendetta” ise bizim “İstanbul'un İ'si” şeklinde kodlamamız gibi “Kan davasının K'si” anlamına geliyor. Ancak “V” tek başına “vendetta” kelimesinin temsili bir harf değil sadece. Romen rakamı 5 anlamına gelen “V” sembolünden, İngilizce “biz” anlamına gelen ve “V” ile aynı sesi veren “we” kelimesine de gönderme yapıyor. Bu şekilde biz de “kan davasını güdenlerden” olabiliyoruz. “V” aynı zamanda kahramanımızın da ismi.

 

            Nazi Almanyası dönemini anımsatan sistemi ve Hitler'i çağrıştıran Sutler (Çizgi romanda Adam James Susan)  isimli diktatör bir başbakanın yönetimindeki İngiltere'de, askeri amaçlı, gizli ve yasadışı bilimsel bir deneyin kurbanı olan “V” kaçmak için kendi çıkardığı yangının da tek kurtulanı oluyor. Alevler içinde kalan vücudunun ve çalınmış hayatının intikamını almak için, sinsi oyunlarla diktatör hegemonyasını kuranlara karşı kin dolu intikam planını başlatıyor.  Bilimsel deney sonucu kuvveti ve muhtemelen zekası da artmış olan 5 numaraları denek V, kendisini yer altına atıyor. Dile kolay yirmi yıl boyunca da baskıcı rejimden kaçırdığı kitaplarla, plaklarla, resimlerle, filmlerle sanat eserleriyle besleniyor ve intikamı için planlar ve “altyapı” hazırlıklarıyla uğraşıyor. Bu arada kendisine bir ikon buluyor: 5 Kasım 1605 tarihinde İngiliz Parlamento Binasını patlatmaya teşebbüs ederken yakalanıp idam edilen Guy Fawkes isimli bir eylemciyi.

 

    “Remember remember the fifth of november.”

 

            Peki öyle yapalım, bakalım filmde göklere çıkarılan bu Guy Fawkes kimmiş ve 5 Kasım'da ne olmuş? Öncelikle bir çok “anarşist”in sandığının aksine Guy Fawkes denilen adam felsefik anlamda bir anarşist değil. Adamın devletin varlığı ve onun kurduğu sistemle ilgili bir sıkıntısı yok. İngiliz Parlamento Binasına yönelik yaptığı eylem de devleti yıkmak değil, iktidarın Katolikler kontrolüne geçmesi için. Yakalanması da bir dosta yazılan özetle “Sakın 5 Kasım'da Parlamento Binası'na gelme.” şeklindeki bir mektubun ele geçmesi gibi şapşalca bir sebepten oluyor. Sonrasında da yargılanıp idam edilecekken idam sandalyesinden atlayıp boynunu kırıyor. İngilizler 5 Kasım'ı unutmuyor ve kutlama yapıyor, bunun sebebi de Guy Fawkes'ın Parlamento Binasını patlatamadan suçüstü yakalanması. Üzgünüm ama durum böyle.

 

            Filmimizin başlangıcında Guy Fawkes'ın suçüstü yakalanıp asılması şiirsel bir dil ve hüzünlü bir müzikle bizlere sunuluyor. Sonrasında da V'nin ‘Guy Fawkes’ maskesini takışı esnasında öznel plana geçiyoruz. Öznel plan, kameranın kahramanın, dolayısıyla seyircinin, gözüymüş gibi kullanılması şeklinde olur. Bu planda V, maskeyi kendi yüzüne takarken aslında izleyicinin yani bizim yüzümüze takmış oluyor. Bu şekilde V ve onun fikrini biz sahiplenmiş oluyoruz ya da daha önemlisi biz V oluyoruz, bizim fikrimiz de V'nin fikri.

 

            Klasik “Bırakın o kızı!” sahnesiyle kahramanımız tarafından kurtulan Valerie de henüz aydınlanmamış, “potansiyel V”yi temsil ediyor. Bu ikilinin karşı cinsten olması ve aralarında inceden bir bağ, bir aşk kurulması da zaten kaçınılmaz bir Hollywood klişesi. Valerie de V'nin peşine ister istemez takılarak, V'nin fikriyle aydınlanarak devrimci bir ikon olma yolunda ilerliyor.

   

“Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil.”

 

    “Çünkü bir adam başarısız olabilir. Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir ama 400 yıl sonra bir fikir hâlâ dünyayı değiştirebilir.” Filmin başında Valerie'nin sesinden duyuyoruz bu sözleri. Valerie'ye kalsa 400 yıldır devam eden Guy Fawkes fikri, yani Protestan yönetime karşı Katolik yönetimin gelmesi (bizdeki mezhep kavgası) kahramanımız “V”nin ülküsü olmalı. Ancak öyle değil tabi çünkü “V”nin öyle bir derdi yok. Filmde Guy Fawkes'ın gerçek amacından bahsedilmiyor. “V” daha çok kişisel intikamının peşinde  ama arada “özgürlük, eşitlik adalet” gibi laflar da etmiyor değil.

 

    Şimdi açılıştaki kancayı alalım buraya takalım.

 

            Filmin ilerleyen bölümlerinde Sutler rejimi çatırdamaya başlıyor, bir marketi soyan soyguncunun, elinde silahıyla “Anarchy in the UK!” diye bağırdığını duyuyoruz. Ünlü PunkRock grubu Sex Pistols'a ait olan 1976 tarihli “Anarchy in the UK” şarkısının sözlerinde şu ifadeler yer alıyor: “Ne istediğimi bilmiyorum ama nasıl elde edeceğimi biliyorum.” Evet gerçekten gerizekalıca gibi görünen bu sözler “V”nin “fikir” dediği şeyi anlamamız için biçilmiş kaftan. “V” adalet özgürlük ve eşitlik derken bunların altını dolduracak bir şeyleri asla söylemiyor. Sadece intikam ve Parlamento Binasını patlatmak var kafasında. Sonra? Sonrası yok. “Amacı halkın adalet, özgürlük ve eşitlik için mücadele edeceği kıvılcımı çıkarmak” diye iyimser bir şekilde yorumlamaya çalıştığımızda da aklımıza şu soru geliyor: Dünyada adalet, özgürlük ve eşitlik iddiası taşımayan, diktatöryal sistemler dahil, tek bir rejim var mı? “V” bize ne demişti? “Kelimeler, görece kavramlardır.” Peki kendisi bunları nasıl açıklıyor? Özgürlüğün sınırlarının kime/neye göre belirleneceğini, eşitlikle adaletin nasıl dengeleneceğini?  Evet belki bir çizgi roman kahramanından fazla şey bekliyoruz farkındayım ama bunların gerçek hayatta bir karşılığı olunca insan kurcalamadan edemiyor. Mesela ABD'nin Irak'a müdahalesinde en çok kullandığı kavramlar değil miydi özgürlük eşitlik ve adalet? Şimdiki Irak'ta bunları görebilen el kaldırsın.

 

            Malesef sanatla, edebiyatla donanmış olması da “fikri olmayan fikir sembolü” olmaktan kurtaramıyor “V”yi. Filmin kaynağı olan çizgi romanın yaratıcısı Alan Moore -ki Watchmen'i de yazan kişidir kendisi- filmin senaryosunu aptalca bulduğunu söylemişti.  Sekiz sene süren bir çizgi romanın derinliği elbette bir filmde yer alamaz ama bence filmdeki “V” o kadar da aptalca bir uyarlama değil.  “V”nin bir fikri yok çünkü bir fikre sahip olmasına ihtiyaç yok. “V” bir fikrin sembolü ama bu fikrin ne olduğunun da bir önemi yok. Maskeyi kim takarsa “V” o fikrin adamı.

 

            Zaten“V” dünyadaki fikir özgürlüğünü ve barışı da savunuyor, bir yandan eşcinselliği olumlarken diğer yandan şatafat içindeki çocuk tacizcisi din adamına karşı çıkıyor. Evinde Kur'an bulunduğu için öldürülen -sonradan eşcinsel olduğunu anladığımız- tv şovmeninin tarafında olarak, müslümanlara göz kırparken,  Kitab-ı Mukaddes Matta 3'de yer alan “Gerçi ben sizi tövbe için suyla vaftiz ediyorum, ama benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O’nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim. O sizi Kutsal Ruh’la ve ateşle vaftiz edecek.” sözlerinde geçtiği gibi “ateşle vaftiz edilmişlerden” olarak Hristiyanların da gönlünü alıyor. Vücudunun tamamen yanması ve içindeki öfke alevinin kutsiyeti de böylece sağlanmış oluyor.

 

            Hepimizden yana olan “V”nin eyleme geçmek için gösterdiği belli temel motifler var onları bilmek gerek. Nedir onlar? Siyasi otorite, siyasi otorite kontrolünde medya, güdümlü din adamları, sistemin kontrolü için askeri güç / polis gücü, istihbarat birimleri. Tepedeki adam da biraz sivriyse tamamdır. Anarşi için elimizde yeterli doneler var demektir.  Hemen bir soru sorayım size ama dürüst olun: Şu yapılanmayı görünce aklınıza ilk hangi ülke geldi? Ama bir dakika ABD'de de böyle bir yapı yok mu yani? Almanya'da, Kuzey Kore'de? İran'da, Küba'da? Göz, görmek istediğini görür.

 

            “V” bir falcı bacı gibi. Yuvarlak konuşuyor ve içini sizin doldurmanızı bekliyor. Seni çekemeyen biri var, dediğinde hedefi sen buluyorsun. O yüzden onun bir fikri yok. Sadece kimsenin reddedemeyeceği kavramları var: Özgürlük, adalet, eşitlik, barış... Bunu ister komünizme vurun, ister kapitalizme isterse de bir dini rejime… Davanızın ne olduğu önemli değil “V” orada sizin için hazır. Ne istediğiniz değil, ne yapacağınız önemli. “Peki sonra ne olacak?” diye sorma, eylem adamı ol. Just do it. Umut her zaman var. “V” senin yanında çünkü “V” sensin.

 

            Yunanistan'da, Türkiye'de, İtalya'da Arap Baharı'nda… Operadaki Hayalet gibidir “V”, oralarda bir yerdedir...  Ancak yine de dünyanın hemen her yerindeki gösterilerde en çok kullanılan ve satan “V” maskesini takanların çoğu, bunların Brezilya'da Rio de Janerio'da üç kuruşa, çocuk işçilere yaptırıldığını bilmez.  

 

            Güzel sözleri, güzel ilkeleri, içinde “V”ler dolu söz oyunları, havai fişekleri, müziği, entellektüel altyapısı, kahramanlığıyla bir fikrin vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen ve bu yüzden kendisine Fikri de diyebileceğimiz “V” şiddet olumlaması haricinde “fikir”in f'sini barındırmıyor… Ancak Fikri'nin zikri de pek hayra alamet değil. O yüzden de şu ayetlere muhatap: “Onlara, "Yeryüzünde bozgun çıkartmayın" dendiğinde, "Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz" demişlerdir. Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.” (Bakara Suresi 11/12)

 

YORUMLAR [0]