KUSURLU FİLM DEDEKTÖRÜ

FAZLA DRAM JULIETA’YI BOZAR

Manolya Darkız

@FkarayeL

BU YAZIYI PAYLAŞ

‘Cesaret, genç kız, düşlerin boş imgeleri yüzünden dehşete kaptırma kendini. Yalancı olanlar, gün uykusu sırasında gelen imgeler değildir yalnızca; gece uykusundaki düşler de çoğu kez gösterdiklerinin tersini haber verirler. Bu yüzden, ağlamak, dövülmek, hatta bazen boğazlanmak kazanç ve mutluluk bildirir; aksine gülmek, karnını şekerlemelerle ve tatlılarla doldurmak ya da ten zevklerini tatmak için biriyle birleşmek ise hüzün, hastalık ya da başka kötülükler anlamına gelebilir. Ama ben sana güzel masallar anlatarak kara bulutlarını dağıtacağım…’  Münir Göle

Ah Julieta,‘sen bunları yaşayacak kadın mıydın’ diye söylendim durdum bütün film. Bıraktım sinematografisini, mekanını, atmosferini, kendimi Julieta'nın yerine koydum olmadı. Manolya olarak karakterin zayıflığını inceledim, yine olmadı. Dünyaca ünlü İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar’ın filmlerinde hikayelerini kadınlar oluşturur. Filmin adından anlayacağınız üzere başarılı yönetmen yine kadın hikayesiyle karşımızda ancak bu kez ezber bozdurmadı sevgili Manolya severler. Filmin bütününü bir kadın acziyetine yüklemesi, değil feministleri, erkekleri bile ayağa kaldıracak türden.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kanadalı yazar Alice Munro’nun ‘Runaway’ eserinde yer alan üç kısa öyküden esinlenen yapım, “Julieta” karakterinin zorluklarla bezenmiş hayatının 30 yılına tanık olmamızı sağlayacak. Film, 30 yıl öncesine kadar refah ve huzur içerisinde yaşayan bir kadın portresi çizen Julieta’nın, eşini kaybettikten ve 18 yaşındaki kızı evi terk ettikten sonra psikolojik bir yıkıma uğraması ve delirmenin eşiğine gelmesini, karakterin 30 yıl önceki ve sonraki haliyle harmanlayıp Almodóvar’ın eşsiz üslubuyla beyazperdeye aktarıyor. Eşsiz üslup diyorum yanlış anlaşılmasın; eşsiz görüntüler ve atmosferin hatırına senaryo bu eşsizlikte yer almıyor.

Julieta’yı izledikten sonra Michael Haneke'nin sözünü anımsadım; ‘Kitaplar her zaman sinemadan daha etkilidir çünkü okuyucuya bir şey göstermez’. Keşke göstermeseydi! Yıkılmayan bir yapımla karşı karşıyayız diyeceğim ama yıkıldık yerle bir olduk. Tüm kötü eleştirilerime rağmen şu bir gerçek; film sinemasal olarak büyük bir iddia taşıyor. Sinematografik zekası çok yüksek bir yapım, görsel gücü pürüzsüz ancak senaryo tel tel dökülüyor işte. Filme puanım 5 o da Almodóvar’ı çok sevdiğimden…

 

 

YORUMLAR [0]