B+HORROR

DISNEY’DEN SIDESHOW’A: ESCAPE FROM TOMORROW

Burak Bayülgen

@BBayulgen

BU YAZIYI PAYLAŞ

 

            Tema parkları bedensel dışavurumu figür ile özdeşleşen ekonomik bir süreç ile yansıtıyorlardı. Bunu adeta bir freakshow ya da sideshow ile benzeştirebiliriz. Bedenin kusursuz uzuvları kusur ile karşılaştığında ve bu durum bir şov aracılığıyla eğlence dünyasına sunulduğunda, beden, bir indirgemecilikle kendini freak ile özdeşleştirip şovdan haz almakta ama en önemlisi korku yerine, gizem duymaktadır. Kusursuz uzuvları freak ile olan ilişkide değerlendirirken altını önemle çizmemiz gereken bir husus var ki o da bu kusursuz uzuvların bir tema parkında ekonomik düzey, refah ve seviye ile de metaforlaşabileceğidir.

Sideshow’lar gizemin en doruk noktasına ulaştığı bir doyum olmakla birlikte, arzulanan bir uzuv nesnesidir çünkü eksik uzuv bir efsaneyi doğurmakla beraber, ekstra metinlerin de elverdiği ölçüde bir hikaye ve efsanenin doğuşu ve gelişimi üzerine adeta bir pazarlama tekniği, bir ekonomik taktik barındırmaktadır. Sideshow’lar eksik uzva duyulan yani sıfıra doğru bedensel inişin ve de çöküşün harmanlandığı mazoşistik bir eğlence aracıdır.

            Özellikle markalaşmış ve alanındaki en güçlü simge haline gelmiş bir tema park olan Disneyland ve Disney World, ilk etapta tüm ailenin haz duyacağı ama beraberinde ekonomik bir patlayış yaşatacağı ön görüsüyle sideshow olma eğilimini terk eder; kült olmak yerine tüm popüler kimliğini genel geçer kalıplarla birlikte her yaşa sunar. Ekonomik refahı yüceltir. Burada artık unutulamayacak olan ve fanatiklik yaratan durum, ailece güzel ve tüm heyecana değen bir hafta sonu tatili geçirmek, geçirtmektir ancak kusursuz uzuv, tıpkı Escape from Tomorrow’da (Randy Moore, 2013) olduğu üzere bir markayı sideshow’a çevirebilmekte, kült statüsünü onun üzerine giydirebilmektedir:

            Öncelikle bir tema parkının bir ebeveyn için ne anlama geldiğini sorgulayan atraksiyonlar, ergenlik ile olgunluk arasında dönüşümlü bir iletişimi yaratır; o da atraksiyonların cazibesi yerine iki ebeveyn (anne ve baba) arasındaki cinsel çekimin ancak yeniden bu atraksiyonlar sayesinde gün ışığı görmesidir. Belki de yeniden deneyimlenemeyecek olan ve para verilip girilen bu atraksiyon, herkesin ortasında sevişecek denli ekonomik refahın getirdiği, ulu orta bir sideshow’un ilk temelleridir; yine de babanın (Roy Abramsohn) tüm çabalarına rağmen onunla öpüşmek istemeyen anne (Elena Schuber), kapitalist ve muhafazakar bir Disneyland yaratan ve sideshow’un temellerini sarsan en büyük etkendir. O halde babanın peşinden koşmak için yanıp tutuştuğu genç kızlar ve de bu duruma oğlunu da alet etmesi, artık metalaşmış freak ile olan özdeşleşmeyle Disneyland’in sideshow’a çevrilmesini, muhafazakar kimliğini yok etmesini öngörür çünkü Disneyland kimileri için belki de sadece bir kere deneyimlenebilecek bir atraksiyon yeridir. Bu sebeple babanın gözünde sadece sevişmek, cinselliği ulu orta yaşayabilmek, para verdiği bir atraksiyonu sonuna kadar tüketmek yatmaz; nadiren geldiği bir şovun içinde freaks ve geeks’i görmek, kusursuz uzuvlarını gizem ile doyurmak, kısa bir süreliğine de olsa, sıfıra inmek ve çökmek ister.

            Baba bu metinde sideshow geleneklerini doya doya yaşar. Anne ise kapitalist ve muhafazakar Disney’dir. Neden?... Annenin tereddütleri vardır: (1) Belirli bir saatte o meşhur Disney Şato’sunda buluşmak (2) tehlikeli atraksiyonlardan çocuklarını uzak tutmak (3) baba ile çocukların gözü önünde, ulu orta sevişmemek… Kızını temkinli bir şekilde kendi refakatinde en güvenli atraksiyonlar olan Çaydanlıklar ve Atlı Karınca’ya bindirir.

Babanın ise arzusu tüm ekonomik sunumun hakkını almak, sadece günün sonunda havai fişek gösterisiyle ziyaretçilerini tatmin edebilecek bu tema parkında freak’leri görme istemiyle kusursuz uzuvlarından daha önce hiç duymadığı gizemi hissetmek, sıfıra inmek ve çöküşü yaşamaktır. Bu sebeple oğluyla annenin tüm itirazlarına rağmen Space Mountain atraksiyonuna binerler, iki güzel genç kızın peşinden koşarlar ve nihayetinde metnin bize sunduğu yegane freaklerden biri olan Prenses (Eli Jane) ile yasak; etik olmayan bir biçimde karşılaşırlar: (Annenin gözetimi olmadan, gizli bir kaçamak şeklinde…) Freak ile olan bedensel iletişimin en doruk noktası, Prenses (freak) ile cinsel ilişkiye girmektir; yani, gizemin en üst noktasına ulaşmaktır. Buradan itibaren tüm halüsinatif imgeler (Siemens’in marka kimliğinin de sideshow’a çevrilmesi; bünyesinde çalışan robotların freakleri andırması gibi) sideshow geleneklerinin temsilidir: (a) Markalar kültleşir, (b) muhafazakar anne yok olur ve (c) imgeler gittikçe daha pornografikleşir. Scooter’ında oğluyla birlikte gezen diğer baba figürünün (Lee Armstrong) kaotikleştirdiği sideshow fenomeni, muhafazakar annenin yokluğunda tema parkını iyice tekinsizleştirir ve aynı zamanda tehlikelileştirir.    

Metnin sonu tüm bunlara tipik bir örnektir: Sideshow’ların tekinsiz gizemine ve çöküşe duyulan arzu, sıfıra iner ve baba ölür. Muhafazakar Disneyland’in anne statüsünün eksik olduğu tek yer buradaki egemenliğidir. Annenin babaya olan tüm temkinli davranışları sideshow izleme ve freakler ile olan özdeşleşmenin var olamadığı yerdir. Markanın kültleştiği yerde anne işlevsizdir. Pornografi arttıkça anne, imgelemin içinde hiç yoktur. Annenin güven ve temkinliği tipik bir Disneyland faaliyetidir: Ailece gidip görülecek, seviyeli bir biçimde zevk alınacak (babaya göre bu, hiç zevk almamakla aynı şey), çocuklar gözlerinin önünden ayrılmayacak ve freakler yerine baba’ya hiçbir şey ifade etmeyen sevimli Disney figürleriyle iletişim kurulacak… İletişim derken özdeşleşmeden bahsetmiyoruz bile. Scooter’ında gezen diğer baba gibi figürlerle tehlikelileşen tema parkının babaya yaşatacağı hazzı ancak ölüm (kedi gribi) verebilir çünkü sideshow geleneğinin motivasyonu gibi babanın da kendi içinde tutarlı bir motivasyonu vardır: İşini ve kariyerini daha parka varmadan kaybetmiştir. O halde artık sıfıra inmek, çöküşü yaşamak ve Disneyland’i bir sideshow panayırı gibi görmek için nedenleri oldukça fazladır babanın. Muhafazakar annenin ise daha en baştan herhangi bir motivasyonu yoktur.

Buradan yola çıkarak ekonomik dışa vurumun da haklı bir sideshow beklentisi olduğu sonucuna varırız: Muhtemelen bu gidişle bir daha Disneyland seyahati yapamayacaklardır. Dolayısıyla freaklerin efsaneleştiği bir ortamda, ekonominin ve ekonomik gelir düzeyinin de sunduğu tüm fırsatlardan sonuna kadar faydalanılmalı, gerekirse sevişmeli ve noktayı sideshow’un içinde keyifle, mazoşistik biçimde koymalıdır.

       

YORUMLAR [0]