TERSPEKTİF ANALİZ

ÇIĞLIKLAR UZLAŞAMAZ... (IT'S ONLY THE END OF THE WORLD)

Aziz Er

BU YAZIYI PAYLAŞ

           Bazen bir ailede kalmak ölüm gibidir. Gittiğinde yaşarsın. Kaçınılmaz son olan ölüme yaklaştığında ise tanıkların yine ailendir...

           Xavier Dolan’ın son filmi ‘It's Only the End of the World’, tıpkı amatör bir satranç oyuncusunun oyunu kaybettiğini kabul etmemesi ve şahını sürekli mat olmaktan kaçırmaya çalışmasına benziyor. Öyle ki, 12 yıl sonra ailesini görmek ve öleceğini söylemek için evine dönen başarılı oyun yazarı Lois, (Gaspard Ulliel), uzakta kaldığı süre boyunca ne kendisine heyecanla kapıyı açan kardeşiyle ilgilenmiş, ne de kendisine sıcak yemekler yapan ailesinin mektuplarını ciddiye alarak uzunca cevaplar vermiştir. O, başarılı kariyerini ve özgürce yaşadığı cinsel hayatını ailesine tercih etmiş, onlardan uzak kalmıştır. Ancak yine de ailesi onun yazdıklarını, fotoğraflarını başköşeye koymuş bu farklı ve uzak adamla hep gurur duymuştur. Anne La Mere (Nathalie Baye), ağabey Antoine Knipper (Vincent Cassel) ve kardeş Suzanna’dan (Léa Seydoux) oluşan çekirdek aileye bir de Lois’in hiç tanışmadığı Antoine’nin eşi Catherine (Morion Cotillard) katılmıştır.

            Film böyle bir ortamda kapının Lois’e açılmasıyla başlıyor ve geçmişe doğru gidilip türlü hesaplaşmaların içine girileceği hissediliyor ancak Lois’in dışındaki çatırdamaların daha derin oluşu hem Lois’in kendisini başkalaşmış hissetmesine hem de vereceği haberin anlamsızlaşmasına neden oluyor. Lois’i anlayan tek kişinin Catherine olması da, Lois’in ailesiyle arasında duran duvarın daha net görünmesini sağlıyor.

            Bir yanda oğlunu çok sevse de hala cinselliğiyle ve arkadaşlarıyla ilgili sorular soran anne, diğer yanda kendisini başarısız hisseden kardeş en önemlisi de kendisini çok seven ama yine de kıskanan ve yokluğunda bile Lois’in evin ilgi odağı olmasına içerleyen ağabey... Tüm bunlara tanık olan Lois de zaman ilerledikçe artık geriye doğru bir hamle yapmasının mümkün olmadığını kavrıyor ve vazgeçiyor. Acısını, yok oluşunu bile paylaşacak bir ailesi olmadığını görüp yeniden uzaklaşmak istiyor.

Filmini, 1995 yılında AIDS’ten ölen oyun yazarı Jean-Luc Lagarce’nin aynı isimli oyunundan uyarlayan Dolan, filmi neredeyse tek mekânda geçirmiş ve kapalılık vurgusunu fazlasıyla yapmış. Bu yönüyle Ozon filmlerini andırdığını ve Dolan’ın diğer filmlerinden alıştığımız Wong Kar-Wai türü slow motion çekimlerin ve müzik kullanımının da az olduğunu, metnin ruhuna sadık kaldığını söyleyebiliriz. Dolan’ın belki de en sakin, en dingin filmi... Xavier Dolan sinemasının içinde belki de biraz gerilerde kalacak olması filmi kötü yapmıyor. Morion Cotillard ve Vincent Cassel’in iyi oyunculukları, yönetmenin yakın plan tercihleri, izleyiciyi dinlendiren ve düşünme fırsatı veren ‘It's Only the End of the World’ mutlaka izlenmeli.

YORUMLAR [0]