MEDYAHOMUNCULUS

BİR SİNEMA FİLMİ KAÇA AYRILIR?

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

 

‘En uzun yolculuğun sonunda yine yalnızlık vardır’ der Yaban Çilekleri'nde Ingmar Bergman. Bazı zamanlar akılla, genel distribütör arasında bir bağlantı kurarız. Yalnızca anlaşılmak için ne çok şey yapmışızdır. İnsan kendine bile yabancı ise başkalarına kan kardeşi olacak değildir. Bulantılarla dönerken, masamızda neden bugün ördek yok? diyenlere elimizdeki filmi bileğimize sertçe vurarak, suskunca bakarız. Filmin içimize girmesine müsaade etmişizdir. Kanalizasyon atıklarıyla ilgili üniversitemizdeki çevre mühendislerimiz tam da şu saatte bize konferans vermek üzereyken, hala ördek ihtiyacı olan arkadaşa sinirli bakışlarımız geçmez. Bileğimizde, sağdan gelen yeminli bir hareketle uyanırız. Birdenbire artçı reaksiyonlarımız başlar. Filmimizi alıp, uzaklara kaçarız.

Bazı filmler insana potansiyel ebeveyn olur. Bir filmin nasıl çekildiği önemlidir elbette. Ustalardan birisi ‘çekim, sinematografik dilin temel bir kavramıdır’ demişti. Doğrudur. Lakin bir sinema filmi kaça ayrılır dersiniz? Bazen değil, her seyrettiğimizde İsa eli değer gibi ölü sakinliğimizi elimizden alıverir. Karakterlerle doğrudan bir benzeşim/analogie kurmuş oluruz. ABD'li, İtalya'lı demeden yatılı misafirlerimiz tam da oturma odamıza gelivermiştir. Şimdi Jacques Tati'nin şu sözünü nasıl da hatırlamayalım:

-Ben istiyorum ki; film, siz sinema salonunu terk ettikten sonra başlasın…

 

GÖZ İLE KAMERA BENZER Mİ?

Film başladı. Yönetmeni, Antoine Fuqua olan "The Equalizer" (Adalet) adlı film 2014’te gösterime girmişti. Emeklilik günlerini yaşayan Robert McCall eski bir özel harekatçı yani Black Ops görevlisidir. Çok yakın bir dostunun yani Teri isminde bir kızın Ruslar tarafından tutulduğunu öğrenir. Robert, Rus mafyasının hedefi haline gelir. İntikam dolu saatleri sıkışmış buz kalıbında tutar gibi, üşüyerek seyredersiniz. Teri'nin kimliğinde istenilmez durumlara tanık olan saraydaki, savaştaki, köydeki kadının nesneymiş gibi bakılan durumuna içinizden eziciler bırakırsınız. Para ile yağmur bir mi? Kadın ile dolar eşit mi? Göz ile kamera benzer mi? El ile çek ne zaman müsavi addedildi. Konuyu karıştırıyoruz çoğu zaman. Gizli Teşkilatlarda insanlar kendi ağıllarını yağmalattırıyorlar. Radyo dinler gibi TV seyredilmez. Dokurken halıyı, kitap okunmaz. Edimlerimiz kumarcı mı?

Robert gördüğü tüm haksızlıklara içinde süregelen hıncın kamplaşmasına izin vermeden, dakik bir şekilde " kötü"yü öldürüyor. Can ve mal güvenliğini gizli hukuk neden üstleniyor? burası hassas. Para sayılan, sevilen, secde edilen bir kimlik oldu. "The two most important days of your life are the day you were born and the day you find out why." Film, Mark Twain'in bu sözüyle başlıyor. Doğmak bir şeydir ama yaşama amacınızı bulmak bambaşka bir şeydir. Tutkunuzu bulun ve onun için yaşayın. Kendimizden şikayetçi miyiz? Değilsek niye? Tüm bunları düşünmek gerek. Adalet kavramı ilk önce zamanımıza, yakınlarımıza duyduğumuz yansımalarımızla ortaya çıkar. Değişime, dönüşüme yatkın bir bedenimiz varsa, sıkıntılı imlerinizi çuvala doldurma vakti gelmiştir.

 

KİTLE YARGIÇ MIDIR?

Dertlendik. Derdi olmayanı sevmiyorduk, o belli. Sinema "inanılırlık" özelliğiyle kendisine bilgi alıcı bir kitle tayin etti. Her film bir derslik gibi. Yılmaz Erdoğan da kitabında “iyi olanın bile filmlerde kötüye dönüştüğünü, hatta seyredenlerin kötü olduğunu ve kaç kişi öldürdüklerinin bilinmediğini“ söylerken aslında kitleye nüfus eden “yargıç” olma özelliğini de hatırlatmış olur.

Travis, katliamın ve bencilliğin kralı olduğundan, kendisine  hiç durmadan can verip sürekli yeniden öldürülmesi gerektiğini bize oluşturan pis bir karakterdir. Sorunları silah ve kesici ile çözmeye çalışmak, ilkel insanların tavırlarıydı. Lakin bu filmde ki “doğru olana yardım et ve o doğrunun elinden alınan hakkını, ona teslim et” anlayışı “delikanlı” sıfatını çok seven Türkiye için çok uygundur. Lütfen üslubumuzda araç-gereç dilimiz olsun. Tembihle adalet olabilir mi? Bu zor bir sorudur… Susayım, içim kanadı. “Çıldırmış bir dünyada, yalnızca delilerin aklı başındadır.” Akira Kurosawa

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)