TERSPEKTİF ANALİZ

BİR KAZA, ÜÇ AŞK: PARAMPARÇA AŞKLAR KÖPEKLER

Evren Kuçlu

@evrenkuclu

BU YAZIYI PAYLAŞ

Meksika’dan Hollywood’a uzanan yola genç yönetmen Alejandro González Iñárritu’nun gerçek bir yıldız olarak çıkmasını sağlayan Amores Perros (2000) yapım yılından bu yana 10 yıl geçmemişken birçok kült ve başyapıtın yanına hatta önüne adını yazdırmayı başardı. Sayısız festivalden sayısız ödülle dönen, bir tek Oscar amcanın o çok politik ödülünü alamayan ve bu yüzden Oscar jürisinin lanetlenmeyi bir kez daha hak ettiğini hatırlatan bir başyapıt olarak arşivlerde yerini aldı.

 

Üç ayrı hikâyedeki hayatları bir trafik kazasıyla birleştiren film “bu hayatlardan birini yaşamak olmak zorunda kalsam, hangisini seçerdim” diye kendinize sorduğunuzda “kafama sıkardım”  diyerek işin içinden ancak çıkacağınız, birbirinden sarsıcı hayatları anlatıyor bizlere. Yasak aşkların parçaladığı hayatları, yorumun önemli kısmını seyirciye bırakarak anlatan film ön sıraya Octavio ve Susana’nın yasak aşkını alıyor. Kocasının kendisine uyguladığı şiddet dolayısıyla giderek kayınbiraderi Octavio’nun yasak aşkına karşılık vermeye başlayan Susana, aynı evi paylaşıyor olmanın da bir sonucu olarak Octavio’ya gereğinden fazla sıcak davranır. Octavio’nun evinde beslediği köpeği Goffy, sokakta gezinirken üstüne yürüyen köpek dövüşleri şampiyonunun şampiyonluğuna onu öldürerek son verince genç adama para ve bela kapısı açılır. En büyük sorunlarından biri para olan abisinin ve yengesinin arasına, köpeğinin dövüşlerde kendisine kazandırdığı parayla giren Octavio, sonunda kendisini, abisini ve tabi yasak aşkı Susana’yı bu yöntemle acı sona itecektir.

 

Filmdeki meşhur trafik kazası sahnesinden geriye bir hayal kırıklığıyla yaşamak zorunda kalan ve otogarda tüm acımasızlığıyla “gelmeyecek olanı bekleyen”  Octavio ilk öykünün en sarsıcı kişisi olarak kalırken film bu hikâyede geçen hayatlar hakkındaki hayati sarsıntıları tamir etmeden ikinci yasak aşk öyküsü olan Daniel ve Valeria öyküsüne bağlanır.

Güzel manken Valeria; evli, iki çocuklu ve önemli bir magazin dergisi editörü olan sevgilisi Daniel’le aşk yaşamaktadır. Daniel - Valeria çifti işleri yoluna koymak üzereyken Valeria’nın da karıştığı ve filmdeki öç öykünün randevu adresi olan trafik kazası, mutsuzluklarına giden yolun başlatıcısı olur. Kazada sağ bacağı ciddi biçimde zarar gören Valeria, Daniel’in desteğiyle yaralarını sarmak üzeredir. Ancak Daniel’in işe gittiği bir gün Valeria tekerlekli sandalyenin yarattığı can sıkıntısını üzerinden atmak için çok sevdiği süs köpeği Richie’yle oynar. Bu sırada basit gibi görünen ancak güzel mankenin feci sonunu hazırlayan bir olayla baş başa kalır. Elindeki küçük topu Richie yakalasın diye evin içerisinde oraya buraya atarken top, parkenin delinmiş bir yerinden zeminle parke arasına kaçar. Valeria’nın topun peşinden giden köpeği Richie arada sıkışır ve birkaç gün ortaya çıkmaz. Daniel ve Valeria’nın parkelerin altından ara sıra sesi gelen Richie’yi bulunduğu yerden çıkarma çabaları sonuç vermez. Bacağındaki rahatsızlık dolayısıyla yeterince mutsuz olan Valeria köpeğinin bulunamamasından Daniel’i sorumlu tutar ve “yarım bir intihar” girişimine kalkışır. Bu girişim sonrası sağ bacağını kaybeden Valeria ve Daniel bir dayanışma sergileyerek yeniden var olmaya çalışsalar da geride büyük enkaz kalmıştır: Çocukları ve eşini terk etme kararını sorgulayan bir adam, güzelliği ve işi, kesilen bacağıyla yok olan genç bir kadın.

   

Film, yıkım öykülerine El Chivo ve Maru öyküsüyle devam eder. Beyaz kirlenmiş sakalları, uzun kirli tırnakları, pasak içindeki elbisesiyle Chivo, gençliği sırasında dünyayı kurtaracağına inanan komünist bir gerilladır. Gençken karısını ve kızını bırakacak kadar davaya inanan biriyken yasak aşkı komünizmden uzaklaş(tırıl)mış bir kiralık katil durumuna gerilemiştir. Yıllar geçtikten sonra artık genç bir kız olan, kızı Maru’yu uzaktan uzağa takip eden Chivo bir sürü köpeğiyle ancak köpeklerin yaşayabileceği bir barakada ikamet etmektedir. Birbirinin varlığından rahatsız olan iki üvey kardeşten birinin diğerini öldürtmek için kiralık katil arayışında adres olarak gösterilen Chivo, biraz gönülsüz de olsa bu işi alır. Üvey kardeşleri, kendi barakasında bir kiralık katile yakışır biçimde birbirleriyle yüzleştiren Chivo, barakasını terk ederek kızının evine gizlice gidip onun yastığının altına para ve telesekreterine mesaj bırakır: “Dünyayı düzene sokmak istiyordum, daha sonra seninle paylaşabilmek için; ama gördüğün gibi başaramadım” derken tüm trajediyi seyirciye bir kez daha aşılar.

   

Mexico City’de aşklar ve köpeklerden kurulu acı dolu hayatların kesişmesini klasikleşecek sahnelerle donatan yönetmen, bu acıklı öyküleri ajitasyona kurban etmeden dört başı mamur bir film çıkarmış. Oyunculukların yerli yerine oturduğu film unutulmaz “Tanrıyı güldürmek istiyorsan ona planlarından söz et” repliğiyle de olup bitenlerin insanların içinden çıkamadıkları bir yazgı olduğunu vurgulayarak kendi özetini yapmıştır.

 

 

 

YORUMLAR [0]