TERSPEKTİF ANALİZ

BİR İNTİKAM MELEĞİ OLARAK KADIN HAMLET

Aziz Er

BU YAZIYI PAYLAŞ

Türkiye sineması, Muhsin Ertuğrul’un başını çektiği Tiyatrocular döneminin olumsuzluklarını üzerinden atmak için çok bekledi... Bu dönemde çekilen filmler, tiyatro dili kullanılarak çekilirken, sinematografiden ve doğru bir sinema dilinden oldukça uzaktı...  Tarih bilimine olan ilgisi ve aynı zamanda eleştirmen yanıyla Metin Erksan, düşünceleriyle Türk sinemasında kıvılcımı ilk yakan sinema adamı oldu. Erksan, ‘’Türk Sinemasında Gelenek Yoksunluğu’’ adlı makalesiyle ülke sinemasına dair eleştirilerde bulunmuş ve ülke sinemasını dönemlere ayırmıştı. Hayatı boyunca da tarih biliminden yararlanıp hem film çekmeye hem de sinema kuramları üzerine düşünmeye devam etti. Hatta sinemamız imaj konusunda Erksan’a kadar büyük sıkıntı çekti... Auteur kavramının ülkedeki ilk temsili sayıldı...  Susuz yaz (1964) ve Sevmek Zamanı (1965) gibi iki farklı türde filmle üst üste başarılar elde etti.

Metin Erksan’ın beni izlerken en şaşırtan filmi ise 1975 yılında çektiği ‘Bir İntikam Meleği-Kadın Hamlet’ oldu.  Shakspeare uyarlaması olan filmin en önemli özelliği kuşkusuz Hamlet’in cinsiyetinin değiştirilmesiydi... Filmde zaman çok belirgin olmasa da ortama ve kostümlere bakıldığında Erksan’nın bu konuda çok kaygı çekmediğini ve filmin çekildiği zamana hikâyeyi uyarladığını söyleyebiliriz. Dramaturji konusunda oldukça başarılı sayılabilecek hamlelerle hikayesini kurgulayan Erksan, asıl metinde felsefeci olan Hamlet’i filmde  yurt dışında tiyatro okuyan ve babasının ölümünden sonra evine dönen bir oyuncu olarak tasarlamıştır. Hamlet’in kadın ve tiyatrocu olması filmin merkezini oluştururken, Erksan’ın yaptığı bu değişiklikler profeminist sayılabilecek kadrajlarla da desteklenmiştir.

Hamlet’in tiyatrocu olması, Hamlet’in delirdikten sonraki rolünü daha rahat oynayabilmesini sağlar. Bunun filme kazandırdığı ise Fatma Girik’in oyunculuğu ile çok sayıda Hamlet pasajını farklı rejilerle oynayabilmesidir. Babasının hayaletini gören Kadın Hamlet, annesinin yeni kocası olan amcasının katil olduğunu ortaya çıkarmak için bir tiyatro oyunu sergilemek ister. Bunun için de arkadaşlarıyla bir gösteri düzenler. Üzerinde Hamlet’e dair akla gelen ilk imge olan kuru kafalı kıyafetiyle sahneye çıkan Kadın Hamlet, gerçek Hamlet metnini sahneye koyar ve amcasının katil olduğunu açıklar. Amcası da Hamlet’in deli olduğunu söyleyip onu tedavi için yurt dışına göndermeyi planlar.

Oyunun merkezini kaydıran bir iki husus dışında olay örgüsüne sadık kalan Erksan, oyun içinde oyun kavramını, Kadın Hamlet’in gerçek Hamlet’i sahnelemesiyle çok katmanlı bir hale getirmiştir. Film, düşünceli bir izleyiciye hitap edecek şekilde, Hamlet’in dönemi itibariyle yaşadığı inanç sorunu ve varoluş gibi problemlerin bilindiğini varsayarak, her açıdan kadını temel alarak çekilmiştir. Klasik Hamlet’in temaları olan gerçek ve görünen gerçek arasındaki farklar, akıllılık ve delilik, iyilik ve kötülük gibi çatışmalar ise Kadın Hamlet’in deli rolü yapan dilinden aktarılır.

Kısaca; izleyici bir yönetmenin Hamlet uyarlamasını izlerken, genç bir tiyatrocu kadının da Hamlet rejilerini ve Hamlet’i sahneleyişini izler. Oyun kavramının önemini ortaya koyan başka bir detay ise Kadın Hamlet’in adının Hamlet olması dışında diğerlerinin isminin çok sıradan bir şekilde konulmuş olmasıdır. Ophelia’nın adının Orhan olarak seçilmesi gibi...          Metin Erksan izleyenlerine izledikleri şeyin bir oyun olduğunu sıklıkla vurgular. Özellikle Orhan’ın dişi Hamlet’in karşısına zarif ve kırılgan olarak çıkartılması da işleniş açısından cinsiyet kalıplarını kırar niteliktedir. Film boyunca kullanılan renkler mavi ve kırmızının restleşmesine sahne olurken, bu renklerin de kullanımı alışılagelmişin dışında kadınlarda mavi erkeklerde kırmızı ağırlıklıdır.

 

Filmin bazı sahnelerinde üst açı, alt açı gibi planlar, korkma ya da üstünlük kurma gibi anlamlarının dışında farklı duygularda kullanılmıştır. Bu yönüyle filmin eril sinema dilinin kalıplarını da kırmaya çalıştığını söylemek mümkündür. Metin Erksan’ın oyun fenomenini fazlasıyla öne çıkarttığı film, Fatma Girik’in vurulmasına rağmen ayakta kalarak bilinçli bir kötü oyunculuk sergilediği ve bahçede oynadığı oyunların dekorunu yıktığı final sahnesiyle son bulur.

            Her anlamda bir deneme, bir arayış olarak tanımlayabileceğimiz film, mutlaka kült statüsünde sayılmalı ve önemi daha net ortaya koyulmalıdır. Kadın Hamlet çılgınca bir iddianın işi değil, entelektüel bir autuer işidir...

YORUMLAR [0]