B+HORROR

BİLİMİN EHLİLEŞTİREMEDİKLERİ: ISLAND OF LOST SOULS

Burak Bayülgen

@BBayulgen

BU YAZIYI PAYLAŞ

               Island of Lost Soulu’ta (Erle C. Kenton, 1932) bahsi geçen Dr. Moreau’nun (Charles Laughton) biliminin tamamen eril bir otoritenin bilimi olduğunu gözlemlemekteyiz. Otorite o denli güçlü gözükmektedir ki bilimin kendisi de otoritesiyle (Dr. Moreau ile)  özdeşleşmiş ve başlı başına eril bir bilim haline gelmiştir.  Eril bilimden kasıt; hem kadının hem de erkek kölelerin erilliğe olan itaatkarlığı, tamamen mekanikleşmiş haz ilkeleri ve görme biçimlerinin; yani bakmanın, gözetlemenin ve kem gözün yok edilmesidir. Bu fantezi dişil bir korkuyla; yani, kastrasyon korkusuyla tehdit edilmektedir. Böyle bir bilimin yaymaya çalıştığı aura, kadının varlığını tümüyle kendi denetimi altına almaya çalışmış ama neticede görme biçimlerinin geri kazanılmasıyla bozulmuş ve tamamen etkisini yitirmiştir. Varlığını kadının dışında yaratmaya çalışan bilimin bu fantezisi, kadının varlığını mecburen bir haz ilkesi haline getirmek zorunda kalmış; ancak bu haz ilkesi, denetiminini kadını kadınsal ilkelerden arındırarak uygulamaya çalışmıştır. Kadının obje haline gelmesi ve haz ilkesinin nesnesi olması, kadının kadınsılıktan çıktığı ilk etaptır ve kadının bir kem gözü olamayacağının; ya da en azından bu kem gözün kadına eril bilim tarafından bahşedilmek istenmediğinin sinyalidir. Bu fantezi, kadının görme biçimlerine; dolayısıyla da arzulama hakkına sahip olamayacağının dikte edilmeye çalışılmasıdır.

-*-

                 İtaat eden kadın ile itaat eden erkek köleler arasındaki fark, kem gözün vuku bulmaya çalıştığı yerdir. Körü körüne itaat, eril bilimin tam da istediği şeydir. Kem göz barındırmadan ve arzulamadan bakabilen erkek ile kem göz barındırarak ve arzulayarak bakan kadın için bilimin onay vereceği hem de vermeyeceği hususlar vardır: Onay verilen ilk husus, eril bilimin erkek itaatine bağladığı husustur; yani, bir erkeğin bir kadına kem gözle bakmamasıdır. Bilimin kadın itaatine bağlayarak onay verdiği ikinci husus ise, kadının sadece arzulandığı anda bir mekanizma olarak karşılık vermesidir. Island of Lost Souls’ta görülebileceği üzere, erkeğin gözetleme yetisi mekanik bir kadın yerine, canlı kanlı bir kadından haz almasına engel olamamaktadır ve bu da, kadının da aynı şekilde cinsel karşılık vereceği, ne bir tutku, ne de kem göz barındırmayan ve kastrasyon korkusunun hiç yaşanmadığı bir bakma, görme ve karşılık verme biçimidir. Tam da bu durum eril bilimin dişil korkusunun fantezi boyutundaki yeridir. Bilimin fantezisi sadece itaatin yerli yerinde uygulanması değil, aynı zamanda bu itaatin tüm sorgulama mekanizmasını yerle bir etmesi; bakışın direkt hedefini bulması ama tamamen görme biçimlerinden arındırılmasıdır. Onay verilmeyen husus ise görme biçimleri kazanarak itaatten kopuştur; ne zaman ki erkek kem göz barındırarak bir kadına arzu nesnesi olarak bakacak ve kadın da bu bakışa kendi kem gözüyle karşılık verecek, orada artık ehlileşme süreci son bulacaktır. Görme biçimleri erilliğe olan itaate karşı hem bir başkaldırıdır hem de otoriteye kafa tutan bir iradedir.

 -*-

                 Dr. Moreau’nun fantezisi, hayvan doğası üzerinden giden bir fantezidir ama bu fantezi baz aldığı hayvanların vahşi doğasından ötürü gerçekte ehlileştirilemeyen ve ehlileştirilmeye çalışılsa bile oldukça fazla riskleri olan bir fantezidir. Bu da demek oluyor ki her ehlileştirilmeye çalışan erkek ve kadın, kem gözü öğrenebilir ve bu doğrultuda görme biçimlerini kendi kendine eğitebilir. Bilim adamları tarafından obje ve arzu nesnesi haline gelen kadın tek bir numunedir fakat onların gözünde ehlileştirilmeye çalışılmasına değen bir varlıktır. Eril bilimin amacına giden yolda hem arzulara cevap olmakta, hem de (şimdilik) bir kastrasyon korkusu yaratmamaktadır. Dr. Moreau’nun yaratmaya çalıştığı bu numune, kadınlık ilkelerinin kadını tümden mekanikleştirmesidir: Bakmadan ve görme biçimlerine sahip olmadan karşılık verme, ihtiyaçları giderme ve eğlendirme gibi vasıfların tek bir vücutta toplanmasıdır. Ama eril bilimin unuttuğu bir şey var ki o da, vahşi hayvan eğitirmiş gibi ehlileştirmeye çalıştığı herhangi bir şeyin ancak doğal ihtiyaçları karşılandığı anda itaatkar olmasıdır. Kadın, nesne olduğu ve kadınsal ilkelerinden arındığı müddetçe bir o kadar daha fazla vahşidir ve saldırma anını mutlaka kollamaktadır. Island of Lost Souls’ta kadının saldırma anı nispeten vahşi bir hayvanınki kadar sert değildir ama bu eril bilim için çok daha tehlikelidir çünkü kadının saldırma yöntemi kadınsal vasıfları geri kazanmaktan geçer. Eril itaatten kaçacak, hiç görmediği uzak ülkeleri düşleyecek ve bir erkeği görme biçimleriyle beraber kendi nasıl istiyorsa öyle arzulayacaktır; yani kadınsal ilkelerini kazandığı anda vahşiliğin ehlileştirilmesinden tamamen kopacaktır. Bu da, ehlileştirilmeye çalışılan ister kadın ister erkek olsun, her figürün bilime karşı bir kem göz kazanacağının ve itaatten kopacağının göstergesidir.

                İtaatten kopuş şu şekilde gerçekleşmiştir: Dr. Moreau’nun eril bilimine karşı daha gerçekçi bir bilim gerçekleştiren diğer, dışarıdan gelen (öteki) bilim adamları, eril bilimin itaatkar arzusunun oldukça tehlikeli olduğunun farkına varmışlardır. Daha da ötesinde bu öteki bilim adamları görme biçimlerinin gerekliliğini savunmuşlardır çünkü Dr. Moreau’nun mekanik hazzından ziyade, onlar kanlı canlı hazzın tarafında olup, bu hazzı gerçek anlamda yaşayan insanlardır. Sahip olmaktan öte, sevdikleri birer kadın vardır ve özellikle daha sonra adaya sevdiği adam uğruna giriş yapan bu kadın, görme biçimlerini (arzulamayı, direkt gözlere bakmayı) layıkıyla yerine getirmiştir. Dr. Moreau’nun mekanik itaati, kadının adaya giriş yapmasından itibaren çatırdamaya yüz tutmaktadır çünkü görme biçimlerine sahip olan kadın demek kastrasyon korkusunun en derinlere kadar işleyeceği anlamını taşımaktadır. İlk etapta itaatkar erkek kadına görme biçimleriyle bakmayı öğrenecektir. Hem kem gözü taşıyacak hem de sadece bakmayla bile mekanik hazdan daha ötesinde bir hazzı tadacaktır.

                İtaatten kopuşun ilk sinyalini mekanik olmayan kadın vermektedir çünkü kastrasyon korkusunun en derin yaşandığı yerde görme biçimlerini devreye sokacaktır. Kadına bakış (kem göz) ve sonrasında kadının bu kem göz’e verdiği cevap, eril bilimin mekanik biçimlerinin biteceğinin göstergesidir. Dr. Moreau’nun kırbaç darbelerine rağmen ehlileştiremediği mekanik ve itaatkar köleler, görme biçimlerinden aldıkları hazzı, mekanik bir hazdan daha fazla gerçekçi bulacaklar ve bu hazzın peşinden gideceklerdir. Bu durum sadece kadının mekanikliklikten kopuşu değil, aynı zamanda kölelerin de mekanik eril itaatten kopuşudur. Dr. Moreau’nun görme biçimlerini elimine eden eril bilimine karşı, görme biçimlerini savunan bilim kuşkusuz Dr. Moreau’nun fantezisini yerle bir etmiştir.

-*-

                 Sonuç olarak, Dr. Moreau’nun eril ve itaatkar fantezisinin kaynağı görme biçimlerini yok etmesinden gelmektedir ancak tıpkı vahşi bir hayvanın ihtiyacının karşılandığı sürece itaat etmesi gibi, görme biçimlerine de sahip olması gerektiğini öğrenen mekanik itaatkar köleler, gerçek hazzı aldıktan sonra mekanik hazzın hiçbir haz vermediğini anlayacaklar ve bu eril otoriteye karşı kazanılmış bir iradeyle kafa tutacaklar ve Dr. Moreau’nun eril bilim fantezisinin sonunu getireceklerdir. 

Not: Değerli görsel arşivini bizlere açıp, eserin lobi kartlarını bizlerle paylaşan Araştırmacı/Yazar Fatih Danacı’ya sonsuz teşekkürler…

     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

YORUMLAR [0]