MEDYAHOMUNCULUS

BENDEN BAŞKA BİR BENİ SEVDİM (THE ROYAL TENENBAUMS-5 TO 7)

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

2001 ABD yapımı Wes Anderson tarafından çekilen Tenenbaum Ailesi (The Royal Tenenbaums)  hayal kırıklıklarıyla doludur. Çünkü bu evin babası üç çocuğu bırakıp gitmiştir. Yetenekleri gelişmiş olan bu çocukların ve arkeolog olan annesinin yanına yıllar sonra baba gelir, “ömrüm az kaldı” oyununu oynar ve ailenin içine sızar. Aslında hiç görmediği torunlarını ve evini ne kadar da çok özlemiştir. İronilerle yüklü olan bu film de dramatik-romantizm de söz konusudur.

İhmallere uğrayan hayatın, takırtısı hiç bitmezmiş. Kıymet bilmemek eşlerden birisinde mevcut ise ailenin içinde kamplaşma oluyormuş. Elbette yalnızlık çok zordur. Ne şiir işler karanlığa, ne şarkı yetişir imdada. Süt içerek rahatça uykuya dalamazsınız. Filmekiminde “Baskın “ ve “Hasret” filmlerini de izlemeliyiz elbette. Ama bu Tenenbaum ailesinde “hasret çekmeyi” çok yakından görürüz. Aile babaya çok yakın davranır. Sevilmekliğine çareler arar. Ta ki beş parasız kaldığını öğreninceye kadar. Baba borcun içindedir. Evden suçlu bir biçimde yardımcısıyla ayrılır. Bu sefer bu dağı taşı para olarak kazanan ve şimdi iflas eden insan, artık asansör bekçisi olmuştur. Bu sırada ailesinin gerçek değeri olduğunu yeniden anlar. Geçen günlerine içi ağlar. Başlar telafi etmeye.

Oyun yazarı olan Margot, tenis şampiyonu olan Richie, finans konusunda deha Chas, arkeolog Etheline, bencil avukat olan Royal Tenenbaum’u kabul etmiş midir? Dişinin kırıldığını görmeyen, göbek ismini hatırlamayan baba olamaz anlayışından ziyade, dizinin dibinde geçirilen zamanı hiçe saymamak gerektiği üzerinde yoğunlaşmak gerek.

“Aile kralların bile giremediği bir kaledir” derler.

 ***

Gelelim “5 to 7”adlı filme. Victor Levin’in yönettiği bu film, Fransa ile Amerika usulünü yanyana getirir. Kendinden küçük bir yazara aşık olan  evli ve çocuklu bir kadının konumundan, “aile ve aşk” kavramını yeniden gözden geçirmemize vesile olur. “Sevmenin ne zamanı ne yaşı yoktur”cümlesinin hayattaki geçerliliği nedir? Bu sorunun cevabı her toplum için elbette çeşitli olacaktır.

2014 yılında gösterime giren bu filmle, diplomatın karısı da olsa “aşk”kelimesinin kişi ile ne zaman karşılacağının kader vakıası seyrettirilir. Brian ve Arielle arasında, sadece yazan ve okuyan bir kişinin iki çocuklu bir anneye kendini bırakmasıyla,  yeniden şekillenen bir günü anlatır. Rüyaları denizkızının atölyesine döner. Aşk kontrol edilebilen ve disipline giren bir şey midir? Şiir araya girerse, tutku başlar ve gözleri kör eder demişlerdir.

F.Nietzsche’nin dediği bir cümle üzerinde düşünelim. “Benim hayalimdeki aşk, iki insanın birbirini sahiplenme duygusundan çok daha öte bir şey.” Başka bir sözünde şöyle diyordu: ''insanları sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz.''

Daha başka bir ifadesinde de: ''insan, sonunda arzularını sever; arzuladıklarını değil''

Sahiplenmek ve sahiplenilmek isteyen iki insan,duygularını arzularına teslim eder ve aslında , gerçek iktidar kendisidir ve sadece birincil öznelliğini korumak için adım atar. Yani “benden başka bir beni sevdim” cümlesi her durumda hakimiyetini korur. Egosal eğilimler kendi aralarında şarkılarını söylerken, toplumda benliği haykırmış insanlara belirgin kurallar koyar. Her şey bir yana , insan bu çarpışmalar arasında, belleğini geçen zamana kaptırır, gün yeni edimleri doğurandır. Birbirlerine ‘ilk gün böyle değildin ama’ diyen kişi, anlamsız bir cümle konuşmuştur.

En iyisi, zarar vermemeyi öğrendikten sonra, Maldoror’un elindeki besteleri alıp, gizli bir ormanda hepsini yakmak olacaktır. Saat beşle yedi arasına aşk sığmaz. Aşk, katil olacaksa ölsün müdür?

 

 

 

 

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)