MEDYAHOMUNCULUS

AŞK CADI ELMASI MIDIR?

Ceyda Saliha Şener

@corvusunanamne

BU YAZIYI PAYLAŞ

Soğuk içimize doğru eserken, filmlere sarınmanın yolcusuyuz bugünlerde. "Aşk ayı" senede bir olurmuş gibi, tüm kırmızıyı sinema filmlerinde aramaya başladık. 2007 ABD yapımı olan "Kolera Günlerinde Aşk"  (Love in the Time of Cholera) adında dramatik aşk filmini hemen hatırladık tabi. Bu film,"Başarılı bir cepteki ilişki hoş ve geçicidir" diyen Catherine Jarvie ile yeniden münazaraya/tartışmaya alır bizi.

Filmde, 19.yüzyılda Kolombiya'da  bir telgraf memuru olan şair ruhlu Florentino Ariza, zengin bir katır tüccarının kızı olan Fermina Daza’ya ilk görüşte aşık olur. Teknoloji gelişmediği için o zamanlar "arzu ve aşk" daha manueldir. Görünen alanda romantik sunumlar daha yaygındır. Florentino ve Fermina arasında bir mektup trafiği başlar. Babası Lorenzo Daza bu aşkı öğrenince çıldırır ve onların evlenmelerine asla izin vermeyeceğine yemin eder, kızını da alarak bir süreliğine şehirden ayrılır. Ailenin sosyal eşitlik fikrini benimsemeyişi yüzünden bu aşk tasvip edilmez/uygun görülmez. Fermina tekrar şehre döndüğünde Florentino'ya olan zarif aşkının bitmiş olduğunu anlar ve ondan uzaklaşır. Bir süre sonra Fermina kolera salgını ile mücadele eden ve aynı zamanda seçkin bir aristokrat olan Dr. Juvenal Urbino ile evlenir.

Aşkın sonsuzluğuna ne olmuştur? Florentino aşka giderken, insanın kurallarına takılmış, statü farkına kızını kaptırmış ve sonunda da tüm elmaları tüketmeye başlamıştır. Filmin sonuna kadar sorulardan birisi şudur? Cennet hurmasıyla, elmayı neden karıştırdın Florentino? İnsan istediği kıza ya da erkeğe kavuşamayınca kendisini sosyalleşme adıyla başkalarının olmaya mı adamalıdır? "Bir gün mutlaka aşkım benim olacak nasıl olsa" diyerek, o güne kadar haz ve zevk çeşitliliğinde hırs yapmanın anlamı nedir?

Gelelim bu ümit halini sorgulattıran 2007 ABD yapımı Nietzsche Ağladığında (When Nietzsche Wept) adlı filmde Nietzche'nin şu sözünü içimizden sürekli tekrarlarız. "Ümit, kötülüklerin en kötüsüdür; çünkü işkenceyi uzatır!" Ah bu kırmızı kaderler... Bu filmde evliliğe inanmayan, Salome'nin tercihleri arasında Aşık Nietzche'ye davranışlarında, daha feodal bir cinsiyetçilik oluşmadı da diyemeyiz. Nietzche'nin tek sahip olduğu şey valiz dolusu kitaplarıdır. Düşünen erkeğin "Aşk"a nasıl baktığını izleyenler, erkek türü üzerinden aşkı değerlendirir."Adam gibi sevmek" tabiri belki de bu filmden sonra piyasaya çıkmıştır ne dersiniz? Breuer, Freud ikisi de doktor olup, aşkın insanı nasıl da hasta ettiğinin, üzerinde çalışırlar. Bedeni ve ruhu ayıran sevdalı filozof , bedeninin acılarını kendi aşkını hatırlattığı için o acıların neredeyse devamını ister. Masumiyet burada hangi karakterde gizlenmiştir? Rus asıllı Salome aşık olunması gereken bir kadın mıdır sorusundan ziyade, bu film "adamların aşkının nedenleri" üzerine yeni bir sayfa açar. Salome'nin "...Bir ben biliyorum /dağların eteklerine ziller takıp /hızla doruklara kaçışından olduğunu /ruhunun serin esintisinin/..."diyerek yazdığı şiire karşılık F.Nietzche'nin Salome'ye yazdığı şiirin vakti gelmiştir şimdi: "...Sonra dedim ki ' söz ver kendine ' /Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin /Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin /Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin /Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin..."

Bu arada "Sen, Sen Değilsin" (You're Not You) filminden seyirci, şu cümleyi de kapmıştır. ALS hastası olup, aldatılan güzel Kate, yasak yanlışa yönelen Bec'e şöyle söyler."Seni sevenlerin arasından, her haliyle seni görene git ve O'nun ol."

AKIL, KALP KAYMASINDA TUTULUR

"Arzu tüketme isteğidir. İçmek, yiyip uyumak, sindirmek ve sonra da yok etmek. Arzuya ölüm bulaşmıştır. Aşk ise özen göstermek ve özen gösterilen kişiyi koruma arzusudur"der Zygmunt Bauman, "Akışkan Aşk " adlı kitabının 18-19.sayfasında.

Şimdi genel sorulardan birisi daha "Aşkın yaşı var mıdır? "Bu konu Aşkın Peşinde (Elegy) adlı filmde de işlenir. Okuyucu (The Reader) filminde "Akıl, kalp kaymasında tutulur" der. Savaştaki Almanya'da Michael, kendisinin yaşça iki katı büyük olan Hanna S.’ye aşık olmuştur. Bu gizli aşk devam eder. Hanna’nın bir gün ortadan kaybolmasıyla biter. 8 yıl geçmiştir ve hukuk okuyan Michael savaş suçları mahkemesinde gözlemcidir ve bir gün sanık sandalyesinde Hanna’yı görür. Bedenin tarihinde, denklik meselesinin gerekli olup olmadığını  da bu filmle yeniden düşünürüz.

Bütün bu filmlerden sonra, kadınların hep mutsuz oluşlarına rağmen, onların her zaman  "Aşk"ın  kraliçesi olduklarını biliriz. Aşk kadından dolayı mı, erkekten ötürü mü yaratılmış bir kavramdır? Sylvia adlı film, mutsuz şairi ve genelde kelimelerle uğraşan, okumuş kadınların intihara meyilli şizofren durumlar sergilediğini bize anlatır. O sırada ruhunu okşayamayan kadının, ailesini bile hiçe sayabilecek" ölmekliğe karşı özentisini" incelememizi ister. İki şair, kelimelerin pek de hayat kurtaramadığını görürler. Ted'in hırs ve arzuları, Sylvia'nın yeteneklerini öldürmüş olabilir.

Bu sırada Çehov'un 'Anita' adlı hikâyesinden uyarlanan Evicko isimli 2012 yapımı filmde  Milan ve Eva beraberliğinde, kadının kendini erkeğine adamışlığının doğurduğu mutsuzluk ve yalnızlık kavramını Sylvia filminde de hatırlamadan edemeyiz. Bir de The Hours (Saatler) filmini de zincirleme kazaya sürükler hafızamız.Virginia Woolf'a da kendini öldürmek arzusu nereden gelmiştir? Virginia Woolf "1910 yılından sonra dünya kılık değiştirdi" derken neyi kastetmiştir?

Tabi ki 2006 yapımı "Bozuk iz"(Broken Trail ) adlı filmde kadınların teninin pervasızca  kullanılmasıyla aşk kelimesi incinmiş, "Manastırda Aşk"(Northanger Abbey) adlı filmde de  aşkın Yaratıcı'dan geldiğini ve yasaklanamayacağının altı çizilmiştir. Bu arada 1942 yapımı Kazablanka adlı filmi tüm günlerimizde de yeniden gözden geçirsek mi?

Aşk tat veren mi, yoksa dil koparan bir kavram mıdır? Haydi izleyerek kırmızılara gömülelim.

YORUMLAR [0]

DİĞER YAZILARI

Çalınıyor Adalet, Vurun Duvarları (The Handmaıden)

Hep Ağlıyordu Gemiler, Hep Uçak Olmak İstiyorlardı (The Great Wall)

Birbirimizde Zuhur Ediyoruz (Stranger Than Fıctıon)

Ölüm, Ölür Müsün Başımda, ”Şah” De Hadi (The Seventh Seal)

Gardırop Akıl, Ayna Şehrine Yaklaşırsa… (La Notte)

Kader, Genel Bir Mülkiyet Midir? (The Man Who Wasn't There)

Ölü Yazar Olmadığı Gibi, Ölü Oyuncu Da Yoktur! (Look Who’S Back?)

Şiddet Kullanan Eş, Nasıl Eşses Olabilir Ki? (Arretez Moı)

Acıkan İnsanı Kandırmak Kolaydır (Crow’S Egg)

Her Kitap Anne Değildir Ya Da Bazı Kızlar Yanlış Kitap Seçer (Madame Bovary)

Aynalar Arası Dedikodu (La Double Vıe De Véronıque)

Sine-Retrospektif (Bronenosets Potyomkın)

İnsanı İnsana Yasak Kılamazsınız (Pleasantvılle)

Kitle, Geleceğin İntihar Bombacısı Olmamalıdır (The Man Who Knew Infınıty)

Çamura Ruh Veren Elma (Camılle Claudel)

Lanetli Hayalin Tekamülü (The Wınd Rıses)

Mülkiyet İle Onur Kavramını Evlendirene Yazıklar Olsun! (Marına)

Sadece Konuşan Bir Hayvan Değildik… (Twelve Monkeys)

Devrim Ailede Başlar (Trumbo)

Bütün Saksılardan Sen Mi Sorumlusun Bahçıvan? (Detachment)

Ağlayacak Çok Şey Var, Bari Buna Gülelim (Çingeneler Zamanı)

Çiçeklerin Kokusunu Çoktan Çaldılar (La Maman Et La Putaın)

İnsan, Sadeleşemeyen Bir Oyuncudur (The Danısh Gırl)

Yetişkin İnsan Asla Doğmamıştır (Crımes And Mısdemeanors)

Anmak, Geçmişi Muteber Kılmaktır (To Rome Wıth Love)

Ruhuyla Oynayan Aktörler, Zinciri Kıran Kitleleri Büyütürler (Lısten To Me Marlon)

Dil, İradenin Hıçkırışıdır (Wakıng Lıfe)

İnsan Bazen Akıl Oyunlarında Ray Değiştirir (Irratıonal Man)

Asıl Mesleğimiz ‘Caka Satmak’ (Socrate)

Bazı Filmler Passiflora/Çile Çiçeği Etkisi Veriyor (Tımbuktu)

Benden Başka Bir Beni Sevdim (The Royal Tenenbaums-5 To 7)

Hüzün Yol Kesicidir ((As Good As It Gets)

Bir Sinema Filmi Kaça Ayrılır?

Hayat Senaryosunun Adı ‘Hepsi Birarada’Dır… (La Cıocıara)

Tanımlarımız Hangi Kişilerin Gardrobundan?

Yasakçı Mı, Özgürlükçü Mü Filmler Çekilmeli?

Bazen Katırlara Kelebek Banyosu Uğramaz

Dil Bilmeyen İnsanı Müzik Konuşturur (Almost Famous)

Yalnızlık İstenen Bir Rica Mıdır?

Yarınlarımızı Hormonlarımıza Bırakırsak, Kaos Anne Doğmaz Mı?

Kuşların Da Yürüdüğünü Biliyor Ahtapotlar (Vıvre Sa Vıe )

Sadece İlaçların Yan Etkisi Yoktur! (Je, Tu, Il, Elle)

Huzursuzluk Evlerdeki Yersiz Ejderhalardır

Uğraşılarımıza Örümcekler Oda Kiraladılar (Requıem For A Dream)

Kadınlar İkiye Değil, Nara Ayrılır

'Umut Yok, Korku Yok'

Aşk Cadı Elması Mıdır?

Sinemanın Dili Boğazına Kaçmadı Değil Mi?

Hayatın Çocuğu (Faust)

Sinema İmgelerin Hacimsel Hareketidir (Le Chef)